Sinemaseverlerin net adresi ‘sinemalife.com’

Sinema, yediden yetmişe herkesin ilgi duyduğu ortak bir sanat dalı. Son yıllarda Türk sinemasında yaşanan yükselişin, bu ilgiyi daha da artırdığı kesin. Birbiri ardına gösterime giren başarılı yapımlar sayesinde sinemanın yakaladığı yükseliş grafiği ve sinemaya gösterilen teveccüh devam edecek gibi görünüyor.

Hal böyle olunca sinema haberleri de ilgi gören konular arasında yerini alıyor. Bu durum genç sinemaseverlerin de ilgisini çekti ve yayın hayatına geçtiğimiz günlerde başlayan bir sinema dergisinin çıkmasına vesile oldu. Yalnız, bu dergiyi bayilerde bulmak mümkün değil. Aslında bu dergi, öyle diğerleri gibi kuşe kâğıda basılan, alışılmış formatta bir dergi de değil. Sinemalife’ın sayfalarını karıştırmak için internete girmeniz yeterli. Türkiye’nin online ilk sinema dergisi olma özelliği taşıyan neşriyatın sayfalarını, aynı bir derginin sayfalarını açtığınız gibi bilgisayar ortamında da karıştırabiliyorsunuz. Sitede sinemayla ilgili birçok haber var. Vizyondakiler, gelecek filmler, yeni çıkan DVD’ler, ünlü oyuncularla yapılan röportajlar, unutulmaz filmlerden unutulmayan replikler, aktör ve aktrisleri tüm yönleriyle anlatan yazılar... Tüm bunların yanında sitede bulunan ‘kült’ bölümü, okuyucuların dikkatini çeken en önemli sayfalardan biri. Burada sinema klasiği sayılan filmler, sinema konusunda donanımlı editörlerin kaleminden tüm yönleriyle tanıtılıyor. Dergi ilk sayısının kült köşesinde ‘Olağan Şüpheliler’i tüm yönleriyle anlattı. Ayrıca sinema bilgisine ve kalemine güvenen gençler de dergide yazılarını yayınlayabiliyor.

Derginin genel yayın yönetmeni Mert Karadağ, Türkiye’de ilk kez yapılan ‘internetten dergi neşretme’ fikrinin aniden ortaya çıktığını söylüyor. Derginin sanat direktörü Soner Yıldırım’ın bir gece yarısı aklına gelmiş ve hemen sinema tutkunu arkadaşlarını aramış. Yıldırım, “Beni heyecanlandıran bu fikir, arkadaşlarımı da heyecanlandırdı. Fikrimi onlara anlattığım gece, bu derginin temelleri de atılmış oldu.” diyor. Dergiyi internet üzerinden yayınlamak, hem okuyucular hem de dergi yöneticileri için avantajlı olmuş. Çünkü sinemaseverler, sektörde olan bitenden anında haberdar olabiliyor. Yeni çıkan bir filmi öğrenmek için yahut sinema hakkındaki güncel bilgileri edinmek için beklemeye gerek yok. Site sürekli yenilendiğinden, sayfalarda hep güncel haberler yer alıyor. Mert Karadağ, internetin nimetlerinden birinin de ‘gelecek sayıyı bekle’ zorunluluğunu ortadan kaldırması olarak değerlendiriyor ve şöyle konuşuyor: “Bu konuda çok rahatız. Herhangi bir gelişme olduğu takdirde o değişikliği okuyucularımızla anında paylaşabiliyoruz. Hatta kapağı değiştirmek için bir sonraki sayıyı beklememiz bile gerekmiyor.”

Site yöneticileri, sinemalife’ın internetten yayınlanmasının hemen herkesin işine geldiğini söylüyor. Siteye girerken üyelik yaptırmanıza gerek yok, hiçbir ücret talep edilmiyor. Karadağ, sitenin diğer avantajlarını şöyle sıralıyor esprili şekilde: “Kâğıda, tonere zam geldi bahanesi sinemalife’a uzak. Hem de dergi çıkaracağız diye de ağaçları kesmiyoruz. Bilakis kâğıttan tasarruf ediyoruz.”

Derginin hazırlanmasında, farklı mesleklerden sekiz kişinin emeği var. Bunların ortak yönü ise internet ve sinema. Sanal âlemde konuyla ilgili ciddi bir açık bulunduğunu belirten derginin sanat direktörü Soner Yıldırım, “Teknoloji, önüne geçilemez bir hızla ilerliyor. İnterneti bu anlamda büyük iyi bir imkân olarak görüyoruz. Tüm sinemaseverler, sinema adına her şeyi bu sitede bulabilecekler. Sitemiz içerik açısından olduğu gibi görsel anlamda da çok zengin. En geç birkaç sayı sonra dergimiz tüm sinemaseverlerin bildiği bir site olacak.” diyor.

Dergi daha şimdiden 400 binin üzerinde hit almış ve 10 bin kişi okumuş bile. Gelecek ayki sayısı da tamamlanmak üzere. İçeriği her geçen gün zenginleştirmek için çalışıyorlar. Derginin yöneticileri önümüzdeki günlerde sinema seyircilerini sitenin müptelası yapacak yarışmalar da düzenleyeceklerini söylüyor. Sonunda DVD ödülü verecekleri bilgi yarışmalarını bu etkinliklerden birisi olarak belirlemişler bile.

www.sinemalife.com

Hoşbulduk 2008

2008



Bu gece 2007'yi bırakıp 2008 geçiyoruz.Yenı yılınız mutlu, huzurlu ve bol paralı geçsin.Para dedim de Bu yılki piyango acaba kime vuracak ?.Bekliyoruz (;

Bloglar için reklam


Bloglar için reklam alanı 'na sizin blogunuzun reklamı için para talep etmiyorum.Yanlızca, 460 x 60 boyutunda bannerinizi harunblog [at] gmail nokta com adresine yolluyorsunuz, Bende bloguma ekliyorum.Aynı zamanda sizde benim bloguma ait bannerinizi koyuyorsunuz.


Bana uyar diyorsanız, başlayalım ozaman...

Gelecek Nesil Apple Newton

Appleinsider sitesine göre iPhone ile adından bir hayli bahsettiren Apple yeni bir PDA modeli şekillendiriyor. Aslında yeni model demektan ziyade bir efsaneyi canlandırıyor demek daha doğru olur. Hatta iPhone'un bu efsaneyi temel aldığını düşünmek gerekir. Tazelenmiş bir seri olarak düşünülen yeni Newton daha geniş medya özellikleri sunacak ve dev ekranıyla video keyfini bir hayli arttıracak.

800 x 400 piksel çözünürlüğünde dokunmatik ekrana sahip olması planlanan Newton'un ekran genişliği ise 5.2". Diğer özelliklerine bakacak olursak Intel'in Silverthorne işlemcisini ve Mac OS X Leopard işletim sistemi dikkat çeken ayrıntılardan. Modelin 2008'de satışa sunulması bekleniyor.

Apple Newton Hakkında Biraz Bilgi...

Apple Newton, 1993 yılında piyasaya çıktığında pazardaki ilk PDA'lardan (personal digital assistants) birisiydi. İlk modeller oldukça pahalı ve sorunluydu. Devam eden Newton modelleri ise geliştirilerek bu engeller aşılmaya çalışıldı. Ancak rakip Palm hızlı adımlar atarak Palm Pilot modeliyle daha hafif, kullanımı kolay ve ucuz bir PDA'yla pazarın liderliğini ele geçirmişti. 1997 yılında Palm yüzde 66 pazar payına sahipken Windows CE yüzde 20, Newton ise sadece yüzde 6 paya sahipti (araştırma firması Dataquest). Newton yüksek popülaritesine rağmen 200.000 adedi kullanımdaydı. Gelişmelerin ardından 1998 yılının Şubat ayında Apple, Newton'a son noktayı koydu. Ancak fanatik kullanıcılar teknolojideki gelişmelerle Newton'ı modifiye ederek çağa ayak uydurmaya çalıştılar. Wi-Fi (802.11b), GSM ve GPRS Newton üretimden kalktıktan sonra yaygınlaşsa da meraklı kullanıcılar bunları PDA'ya adapte etmeyi başardı. 160MHz işlemci hızı ve 4MB bellek çok az kalsa da bazı kullanıcıları Mp3 dinlemek için bir iPod'a 300 dolar vermekten kurtardı. Newton'ın en büyük sorunu ise büyüklüğü olmuştu. Şuanda hala kullanımda olan 20bin Newton olduğu düşünülüyor.

2007'nin En İyi Oyunları

IGN geride kalan seneyi değerlendirmesi sonucunda her platform için en iyi oyunu seçmiş. PC ve oyun konsolları için yapılan seçimler şu şekilde:

PC

BioShock

(Finalistler)
Call of Duty 4: Modern Warfare
Crysis
Half Life 2: Episode Two (The Orange Box)
World in Conflict

Playstation 2

God of War II

(Finalistler)
GrimGrimoire
Guitar Hero III: Legends of Rock
Odin Sphere
Rogue Galaxy

Playstation 3

Uncharted: Drake's Fortune

(Finalistler)
The Elder Scrolls IV: Oblivion
Ninja Gaiden Sigma
Ratchet & Clank Future: Tools of Destruction

PSP

Syphon Filter: Logan's Shadow

(Finalistler)
Disgaea: Afternoon of Darkness
Jeanne d'Arc
Puzzle Quest: Challenge of the Warlords
Ratchet & Clank: Size Matters

Xbox 360

Call of Duty 4: Modern Warfare

(Finalistler)
BioShock
Halo 3
Mass Effect
Half Life 2: Episode Two (The Orange Box)

AdSense Püfleri - Hile Yapmayın

Hile yapmayın!
Google, Adsense sisteminin sağlıklı şekilde işlemesi için işi oldukça sıkı tutuyor. Adsense reklamlarına yapılan hileli tıklamalar yayıncının kısa sürede sistemden çıkartılmasıyla sonuçlanıyor. Sitenize gelen bir ziyaretçinin reklamlara arka arkaya çok kez tıklaması bile Google'ın size kırmızı kart göstermesine sebep olabilir.

Ağzınızı Sıkı Tutun: Adsense programına katılan web sitesi yöneticilerinin elde ettikleri geliri açıklamaları yasak. Bu yüzden konu ile ilgili tartışmalara katıldığınız forumlarda ağzınızı sıkı tutmalısınız. Başarınızı başkalarıyla paylaşmanız, benzer içerikli bir web sitesine sahip, kötü niyetli bir webmaster'ın hışmına uğramanıza sebep olabilir. Birbirlerini çekemeyen webmaster'ların karşı tarafı devre dışı bırakmak amacıyla yaptıkları saldırılara "click bomb" ismi veriliyor. Ne yazık ki Google henüz bu tip saldırılar için bir önlem alabilmiş değil. Ancak sayfalarınıza ekleyebileceğiniz çeşitli script'lerle bu tip saldırıların kısmen önüne geçebiliyorsunuz. Eklediğiniz kodlar, ziyaretçinin belirli bir tıklama sayısından sonra reklamları görememesini sağlayabiliyor.

sayfa 1-2

Blogger Plantilla Blogy-Dilectio Teması

Blogandweb tasarımlarını hep sevmişimdir.Gün geçtikçe yenileride geliyor.Tema Aslında SmashingMagazine'nin Wordpress için yapmış olduğu Temaydı.Blogandweb Blogger'a çevirmiş.Denedim, iyide oldu.Birde siz deneyin (;

Blogger

Demo


İndir


İndir (English version)

Enbe Orkestrası ve...

ENBE orkestrasının adını ilk kez çıktıkları televizyon programında duydum. Bu programda orkestranın yöneticisi Behzat Gerçeker ve şarkılarıyla Aslı Güngör, Mustafa Ceceli ve Ferhat Göçer de bulunuyordu. Önce klasik bir cd tanıtımı diye düşündüm, cd içeriğindeki şarkıları da dinlememiştim. Ama “Kalp Kalbe karşı derler” şarkısını dinleyince çok beğendim. Mustafa Ceceli de “Unutamam” şarkısını seslendirince daha da fazla ilgilendim. Bir de radyolarda Ajda Pekkan tarafından seslendirilen “Sevdiğim adam” şarkısını dinleyince blog'uma yer vermek istedim.


İnternette arama yaptığım da, ENBE orkestrası hakkında çok geniş bilgi olduğunu gördüm. ENBE orkestrası 1993 yılında Behzat Gerçeker tarafından kurulmuş, özel toplantılarda sahneye çıkmayı tercih etmişler. Yurt içi ve yurt dışında ünlü sanatçılar eşliğinde konserler vermişler. Opera aryalarından, Napoliten ve hafif müziğe, özel solistlerin söylediği Fransızca chansonlar ve valslerden Latin müziklerine, Arjantin tangolarından, sevilen caz ve country eserlere, ünlü müzikallerden, popüler müzik ve Türkçe pop müziğine uzanan repertuarıyla müzik dünyasında yer almışlar. Kendi adıma konserlerine gidip, canlı dinleyebilmek isterdim.


Müzik cd lerini almadan, hemen dinlemek isteyenler için birkaç adres vermek istiyorum.


Aslı Güngör ve Ferhat Göçer düetini;Buradan dinleyebilirsiniz.


Mustafa Ceceli’nin “Unutamam” şarkısını buradan dinleyebilirsiniz.


Buradan da Behzat Gerçeker’in pianosu ile yer aldığı “Düşler” isimli parçayı görüntü eşliğinde dinleyebilirsiniz.


Ajda Pekkan’ın söylediği şarkı çok hoş, nostaljik bir hava hissediliyor, eski pop şarkılarını hatırlıyor insan. Şarkı hakkında bilgi alınca bu havanın nedenini öğreniyorsunuz, sözleri Fecri Ebcioğlu’na ait bir zamanların çok sevilen bir şarkısıymış. Ajda Pekkan bu şarkıyı iyi ki söylemiş, eskisi gibi çok sevileceğini düşünüyorum


Henüz cd yi almadım, ama sırf bu şarkıları bile sevdiğim için alacağım.

Adsense Püf Noktaları 2 - İleri Teknikler

Eğer Adsense üzerinden ciddi paralar kazanmak konusunda ısrarlıysanız bir adım daha ileri giderek bu iş için yeni siteler hazırlayabilirsiniz. Prensip olarak bu yöntemi tasvip edemeyecek olsam da, amacınızın ziyaretçilerle reklam verenleri profesyonelce buluşturmak olduğunu varsayarak konuya girelim:


Pahalı kelimeler: Adsense'te reklamlara yapılan her tıklama yayıncıya aynı geliri getirmiyor. Örneğin raporları incelerken, bir gün beş adet tıklama için 50 cent kazandığınızı, başka bir gün aynı tıklama sayısıyla 3,5 dolar kazandığınızı görebilirsiniz. Buradaki fark, reklam verenlerin tıklama başına ödemeyi kabul ettikleri en yüksek fiyattan kaynaklanıyor. Bu yüzden bazı anahtar kelimeler için ödenen ücret düşük, bazıları içinse yüksek. İnternette "çok kazandıran" anahtar kelimelerle ilgili birçok kaynak oluşturulmuş durumda. Google'da "top paying keywords" kelimeleriyle yapacağınız bir arama, sizi birçok pahalı kelimeye ulaştıracaktır. Meşruluğu tartışılabilir olsa da bu pahalı kelimeleri kullanarak hazırlayacağınız içerik daha yüksek gelirler elde etmenizi sağlayabilir.

Yatırım teorisi: Temel gelir modeli yayınladıkları reklamlara dayanan televizyonlar bile kendi reklamlarını yapmak için bütçe ayırıyorlar. Bu durumda reklam geliri elde etmek üzere hazırladığınız web sitesiniz için çeşitli mecralara reklam verebilirsiniz. Adsense raporlarına bakarak her bir ziyaretçi için ortalama 3 cent kazandığınızı varsayacak olursak, sitenize 1 cent maliyetle ziyaretçi çekmeniz başarılı bir girişim olabilir. Tabii satın aldığınız ziyaretçi kitlesinin niteliğini düşünmek durumundasınız. Reklamlarla elde ettiğiniz ziyaretçi sayısı artarken tıklama oranı düşmemeli.

Dünyayı ‘blog’ladılar

Büyük acımız şehitler… Çikolata soslu tatlılar... İçi dışı bir buzdolapları… Toplama masaüstleri... Seksenler, yakınsamalar ve kuğuboyları… Bunların hepsi de birbirinden ilginç içerikli blogların isimleri. Zira, farklı kültürlerden pek çok gencin hazırladığı bu bloglara girdiğiniz zaman ağzınız açık kalıyor. Ve aralarında bağımlılık oluşturanlarda olabiliyor. Keza, bu gibi blogların halihazırdaki tutkunlarına bakacak olursak, sayıları azımsanacak gibi değil ve her geçen gün de artıyor.


Bu servis, 2005 yılından bu yana dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ücretsiz olarak kullanılmaya başlandı. Okuyan, yazan, düşünen ve düşündüklerini paylaşan internet kullanıcılarına, kendilerini en kolay şekilde ifade etmelerini sağlayacak bir alan sunuyor. Bir nevi, size özel yayın alanları ve içeriğinin ne olacağına sadece sizin karar verdiğiniz.

Hiçbir denetim yok, bu durum kullanılabilecek geniş bir alan demek. Bazı gençler eğitim, spor, edebiyat gibi alanlarda birbirleriyle yarışırken, hiçbir alana tabi olmadan ilginçliklerde birbirleriyle yarışanlar da yok değil. Hızla çoğalıyorlar ve birbiri ardına bloglar hazırlayıp açıyorlar. Birçoğumuz meraktan bakıyoruz bunlara, bizden daha enteresan bir blog açan var mı diye. Zira, arkadaşlar arasında ‘o blog’u ilk keşfeden kişi olmanın keyfi var sonunda.

Siz de bir Blogger tutkunu musunuz? Önce dostların blogları dolaşılır, diyenlerden mi? Yorumlara yine ve yeni yorumlar ekleyip, yeni isimleri ziyaret edenlerden mi, kimini her gün, kimini ara sıra tıklayanlardan mısınız?

İster her gün olsun, ister ara sıra, şimdilerde bu gençler blogları aracılığıyla birbirleriyle farklı bir iletişim içinde. Bloglarına her yeni gün ekledikleri yazıları dilerlerse tüm dünyaya, dilerlerse sadece kendi arkadaşlarına açabileceklerini biliyorlar. Aynı zamanda diğer blogculardan veya sitelerinin ziyaretçilerinden, yazılarına yorumlar ekleyebiliyor. İstediği anda, önceden eklenen yorumları istediği gibi düzenleyebiliyor, silebiliyor ve isterse hiç yorum yayınlanmamasını sağlayabiliyorlar. Halihazırda, neredeyse akla gelen her konu hakkında bir blog var. Sınırların kalktığı bu özgür ortamda, oluşturulan bu blogları ziyaret ettiğinizde, siz de birbirinden ilginç görüntü ve yazılarla karşılaşacaksınız.

Yüzlerce farklı konu hakkında pek çok blog mevcut, sınırlanmadan oluşturulmuş. Ve gençler internet aracılığıyla kendi dünyalarını kurmakta belki haklı ve belki de kararlı. Onlara ait bu alanda ne isterlerse onu olma hakları olduğundan, kimisi gazeteciliğe soyunmuş, kimisi aşçılığa, kimisi de boş gezenin boş kalfalığına… Hepsinin ortak noktası olmuş bu bloglar, milyonların buluştuğu, tanıştığı, yazıp okuduğu bir eğlence platformu. Bu eğlence sürüsünden sizlere bir demet hazırladık. İşte, ilgimizi çeken ve enteresanlıklarla dolu bazı bloglar. Haydi buyurun:

Her ilgi alanına bir blog

80’leri merak edenler için, seksenler.blogspot.com sizler için biçilmiş kaftan. O yıllarda permalı saçların ve vatkalı gömleklerin moda olduğunu, şimdiki plazmaların yerinde, üzerinde karpuz dilimli danteller olan 55 ekran televizyonların bulunduğunu, bu yıllarda Dallas dizisinin ve fotoromanların yayımlandığını biliyor muydunuz? Seksenlerde daha başka nelerin olduğunu merak edenler, bu blogda Rıdvan Dilmen ve Tanju Çolak’ı futbolcu olarak görebilir. El atarilerine bilgisayar muamelesi yapılmasına şaşırabilirsiniz.

Pek çok blog dostunun yemek bloglarında gezinmesinin nedeni, bu pastaların yapımındaki marifetleri görmek olsa bile, gelincikler.blogspot.com ’a girme amacınız sadece bu olmayacak. İştahı kabartan görüntüleriyle uğur böceği desenli kurabiyelerin tadına da bakmak isteyeceksiniz. Zira, yapılan pastalar neredeyse birer sanat eseri niteliğinde.

İlginç bloglardan bir diğeri, masaustum.blogspot.com. Farklı mesleklerden pek çok gencin bilgisayarlarının masaüstlerini bu blogda sergilemesiyle oluşturulmuş. Genelde bu tasarımlarda kendi kişilikleri ortaya konulmak istendiğinden ortaya fevkalade güzel ve oldukça farklı tasarımlar çıkmış gözüküyor. Ancak dikkat edin, bu görsellerden sonra, neden ben masaüstümü böyle yapamıyorum diyerek depresyona girebilirsiniz.

Blogcuların çok fazla tıkladığı bir diğer blog ise buzdolaplarının içini dışını gösteren buzdolabı. Buzdolaplarının içini dışını görmeye meraklı olanlara duyurulur. Bir diğer enteresan blog kusgribi.blogspot.com’dur. Anlaşılan bu korkuyu, Uğur Dündar bile yıkamamış. Kuş gribi hakkında, blogda neredeyse her şey ayrıntılı şekilde ele alınmış.

Bu site ancak matematik dersinden yılmış bir lise talebesi tarafından oluşturulmuş olabilir. Keza, odevsayfasi.blogcu.com’da kümelerden tutun da polinomlara kadar matematik üzerine pek çok notu bulma şansınız var. Hem de size yardımcı olacak ek sorular eşliğinde. Bir grup üniversiteli gencin kurduğu yakinsama.blogspot.com ’da ise kendi yaşamları ve toplumsal olaylar -şehitlerimiz, bayramlarımız- hakkındaki gençlerin yakınmalarına şahit olacaksınız.

Son olarak, yıllar öncesine ait ilginç nesnelerin konu olduğu harikayaa adlı blogda ise, geleceği gören bir haritaya, 2000 yıllık bir pil’e, gizemli bir kurukafaya ve alüminyumdan yapılmış bir kemere rastlayabilirsiniz.

Adsense Püf Noktaları

Web'de harcadığınız emeğin karşılığını almanın en kolay yolu, tıklama başına ödeme yapılan (PPC, Pay per Click) global reklam ağlarından geçiyor. Google'ın Adsense'i şu anda pazarın tartışmasız hakimi durumunda. Siz de sitenizde Google Adsense reklamlarına yer veriyorsanız işte size gelirinizi biraz daha artırmanızı sağlayacak birkaç ipucu.

Önce centilmenlik: Konu "Adsense'den en iyi geliri elde etmek" olunca ticaretin temel prensiplerine kadar inmemiz gerekiyor. Adsense sisteminin işleyişinde dört farklı köşede dört farklı oyuncu bulunuyor. Bu işte Google, reklam veren, Adsense yayıncısı ve yayıncının web sitesine gelen ziyaretçi farklı tarafları oluşturuyor. Google sunduğu servisin sağlıklı şekilde yürümesi için çalışırken, reklam verenler ödedikleri ücretin karşılığını almak istiyor, yayıncılar ise doğal olarak mümkün olan en iyi kazancı elde etmek amacında. Eğer doğru içerik üzerinde sağlıklı şekilde reklam görüntülüyor ve sitenizi yeterince geniş bir kitleye ulaştırabiliyorsanız, Adsense'den ciddi gelirler elde edebilirsiniz.

İnce eleyin sık dokuyun: Adsense'den en iyi geliri elde etmek için yayınladığınız reklamların ziyaretçi kitlenizle uyumlu olduğundan emin olmalısınız. Sayfanızda görüntülenen reklamlar ziyaretçilerinizin ilgisini çektikçe tıklamalar artacak ve geliriniz de yükselecektir. Bu uyumu sağlamak için ziyaretçi profilinizi incelemeniz ve sayfalarınızda bulunan metin içeriğini optimize etmeniz gerekecek. Örneğin içeriğinizi tekrar düzenleyerek ve Adsense hesabınızın "Rekabetçi Reklam Filtresi" bölümünü kullanarak hedef kitlenizle uyuşmayan reklamları sitenizden uzaklaştırabilirsiniz.

Uyum: Tıklama oranını etkileyen önemli faktörlerden bir diğeri de reklamların görsel olarak sayfayla bütünleşmesi. Bunun için Adsense'in kontrol panelinde reklamı yaratırken kullanabildiğiniz renk seçenekleriyle sınırlı kalmayarak, reklam kodunda bulunan "google_color_bg" ve "google_color_border" gibi değerlere müdahale edebilirsiniz. Bu ifadelerin karşısındaki HTML renk kodlarını sitenizin tasarımında kullandığınız kodlarla aynı yapmak çoğu zaman tam uyumluluk sağlayarak tıklanma oranını artıracaktır.
Yarınki Konu - İleri Teknikler

Blogger üzeri ilk webshop

Bunca aydır, footer'larımızda yazan "bu site bir Hsection üyesidir" ibaresini, sonunda somut bir hale getirmeyi becerdik.Blogger üzeri ilk webshop Hsection.Bir çok arkadaşlarımızla beraber çalışıp beraber geliştirdiğimiz Hsection'da her blogun bir konusu istiyoruz.Bloglara kısaca buradan da göz gezdirebilirsiniz.


Lafı uzatmadan Bloglarımıza göz atalım.







Gündem tartışmalarının ve keşiflerin zirve yaptığı Nolyo?, İnternet ve tasarım aleminin hızına yetişen SiberBilgi, yeni teknolojik alet edevatların ele alındığı Teknoskop ve Türk Bloglarından en güzel seçme yazıların toplandığı Toplangac (yakında yeni bloglar).


Yaktın da ne oldu? Başın göğe mi erdi?

İstanbul' da bir takım kendini bilmezlerin yaktığı araç sayısı elliyi geçti. "Mal canın yongasıdır." denir ya işte bu yüzden elli kişinin "canı" yandı. Peki bu araçları yakanların eline ne geçti? Koskoca bir hiç! Neden yakıyorlar? Onu sadece biz değil, kendileri bile bilmiyor.

O araçları yakanlar var ya işte onlar da yanacaklar. Elbet bir gün yakalanacaklar. Mutlaka yakalanıp cezalarını çekecekler. Bu Dünya'da cezalarını çektikleri gibi, öbür tarafta da çekecekler. Orada da yanacaklar. Hiç kimsenin yaptığı yanına kar kalmayacak.

Peki bir, iki derken neden bu sayı kısa zamanda elliye çıktı? Hiç düşündünüz mü? Ben düşündüm:

Bu olayları kitle iletişim araçlarıyla bizzat takip ettim. İlk başlarda haftada bir, iki veya üç araç yakıldı. Dikkat ederseniz "haftada" diyorum. Bu olaylar ne zaman ki Ana Haber Bültenleri'nde duyurulmaya başlandı ve gazetelerde baş sayfalarda yer aldı; işte o zaman işin rengi değişti. Bu araçları yakan kendini bilmez hainler, haber olduklarını anlayınca: "Haftada" dediğim zaman zarfı, "her gün" isimli zaman zarfı ile yer değiştirdi. Hatta günde yakılan araç sayısı beş ve üzerine çıktı. Ve sorun önüne geçilemez, içinden çıkılamaz bir hal aldı.

Basının görevi insanlara haber vermek. Buna tabii ki saygı duyuyorum. Ben: "Bu olayların tek nedeni basındır." demiyorum. Yalnış anlaşılmasın! Sadece, "Bu bir haberse, bu haberi sıradan bir haber olarak göstermeleri ve bu olayların üzerinde bu kadar durmamaları gerekirdi." diye düşünüyorum. Yani "Bu haberlere geniş yer vermeyip, ayrıntılarıyla açıklamasalardı, daha iyi olurdu." demek istiyorum.

Diğer taraftan basını, sınır ötesi konusundaki haberlerinden ve çalışmalarından dolayı kutluyorum. Gerçekten bu konuda üstün bir performans sergiliyorlar. Sınırın her iki yakasında da bize haber taşıyabilmek için zor şartlar altında çalışıyorlar. O muhabirleri ve diğer basın mensuplarını bu çaba ve gayretlerinden dolayı gönülden kutluyorum.

Müzik bilgine ne kadar güveniyorsun?

Kulağıma güvenirim. Çalan şarkıyı hemen tahmin ederim” diyenlerdenseniz, son günlerde en çok eğlendiğimiz dinlebul.com adresine mutlaka uğramanızı öneririm.


30 saniye süreyle çalan şarkıları verilen şıklar arasında doğrusunu tahmin edip, eğer şansınızda yaver giderde 1 ay boyunca en çok puana siz sahip olursanız, (Soruları cevaplarken heyecan yapmayın) iPod Shuffle kazanabilirsiniz. Üye olmadan oynayacağınız ilk bölümde 10 soruyu tahmin edebiliyorsunuz. Üyelik işleminizi yaptıktan sonra, yarışmaya dahil olup, saatlerce soru bombardımanına tutulabilirsiniz. Boş zamanlarınız için geniş müzik sorularıyla keyifli dakikalar geçirebileceğiniz Dinlebul’un, beğenmediğimiz tek tarafı sadece İngilizce şarkı içeriğinin olması.

Facebook şimdi de çikolata tadında

Popülaritesini her geçengün arttıran Facebook'ta şimdi de çikolata gönderme zamanı. Ülker Golden Çikolata, tüm dünyayı saran Facebook çılgınlığına Çokopoke uygulamasını ekleyerek katıldı.


Çokopoke, Facebook üyelerinin o günkü ruh halini çikolata ile ifade edebileceği bir uygulama… Facebook üyeleri, Çokopoke uygulamasını yükleyerek arkadaşlarına aşk, iş, para, okul, sağlık ve diğer konularda pek çok ruh durumunu anlatan çikolata gönderebiliyor.

İşte Çokopoke’den gönderilebilecek çikolata çeşitlerinden bazıları:
"Dünyanın en sıkıcı ve en bitmek bilmeyen toplantısına dayanma gücü veren çikolata"
"Bu sabah işe gelmemek için herşeyimi verirdim" diyenlere, "hayat yine de güzel…" dedirten çikolata"
"10 dakikalık yolu 2 saatte gittim, deliricem diyenlere sabır veren çikolata"
‘Kredi kartı ekstresi, maaşı kadar gelenleri yeniden hayata bağlayan çikolata"
"Alışverişte kendini kaybedip kart limitini dolduranların kendilerini affetmelerini sağlayan ulvi çikolata"
"Sabahın köründe finale girecek garip üniversitelinin zihnini açan mucize çikolata"…

Ceza - Evin Delisi

Benim gibi Ceza hayranlarının kaçırmayacağı Rap albümü.Benim popüler şarkım(gerçi hepsi güzelde) ''Hiç Yok Deme, Hit Çok''.Ceza'nın müzikle 10.yıl şerefine indirin.Albümdeki bebek gibi şarkılar aşağıdakilerden gördükleriniz :)

Ceza - Evin Delisi Tracklist

1. Ceza - Hiç Yok Deme Hit Çok (Beat Luiz, Mix & Mastering: Puma)
2. Ceza - Son Söz Feat. Dapoet (Beat Dapoet)
3. Ceza - Yüksek Gerilim (Beat Roka)
4. Ceza - Dertler Bitermi Feat. Narkoz (Beat Roka)
5. Ceza - Sihirli Bir Değnek (Beat Despo)


şifre: cezafan.com

COMPEX izlenimlerim

İstanbul’un göbeğinde düzenlenen COMPEX’e ilgi beklenenden azdı bu sene. Yani dolaşırken koridorları tıklım tıklım, adım atılamayacak halde görmek isterdim fakat bazı belirli anlar dışında o kadar yoğunluk yoktu. Fuarın baştan sona en yoğun standı kesinlikle DRV Mobile’dı. Onun da sebebi çokca ünlünün standa uğraması ve sevenleriyle vakit geçirmesiydi. Ayrıca kol saati şeklindeki cep telefonları da ilgi çekiciydi aynı standda.

Fuarın diğer ilgi çekici standı da Türk Telekom standıydı. Kurulan sahnede şovlar düzenlenmesinin yanında özellikle erkek ziyaretçiler TT’nin hosteslerine oldukça ilgi gösterdiler.

COMPEX’te ilgi çekici ürünler de vardı tabii. Örneğin Çözüm’ün getirdiği 3 boyutlu monitör kesinlikle benim en çok ilgimi çeken üründü. Tam karşısında durduğunuzda 3 boyutlu görüntü hissi veren monitör daha resmi olarak satışa sunulmadığı için herhangi bir basın bülteni ya da teknik veriye ulaşamadım, ulaşırsam onu da paylaşacağım. 3 boyutlu monitörün yanında sadece 5 tuşu bulunan çocuklar için geliştirilmiş cep telefonu, kol saati şeklindeki cep telefonları, dijital fotoğraf çerçeveleri ve dünyada ilk kez bir fuara katılan Media Markt’ın mağazası oldukça çekiciydi.

Fuarın genel olarak en başarılı standı ise alt kata yerleştirilen Intel GameX’ti. Oyuncuların doya doya eğlendiği, turnuvalardan orijinal Crysis gibi ödüller kazandığı, Ercan Kazaz’la ralli yaptığı ve Cenk & Erdem ile Guitar Hero’da kapıştığı organizasyon oldukça heyecan vericiydi.

Google Hacklendi mi?

25 Aralık 2007 tarih ve 19:08 saatinde Google anasayfası'na girdiğimde bende "google hacklendi" izlemini uyandıran bir sayfa çıktı karşıma. Gerçekten google hacklendi mi? Sayfada alt bölümde Anatrim alt yazısı adında bir resmin konulmuş olması ve resmin gözükmemesi bunu kanıtlar nitelikte. Anatrim'in de obezite için ilaç olması "Google acaba obezite için ilaç mı üretiyor?" sorusunun akla gelmesi mümkün.Yoksa reklam politikasını değiştirerek anasayfaya reklam mı alıyor artık Google?

II. Abdülhamit döneminde yapılan karikatür

Bir Tarih sitesinde rastladım. II. Abdülhamit döneminde yapılan karikatürlerden birisi. O dönemlerdede böyle siyasi karikatürler ne kadar önemli yer tuyormuş.



Karikatür üzerindeki yazılar: Kukla oynatan adam "Abdülhamid"; sağ ayak altındaki yaşlı adam "fakir millet"; ipe bağlı kuklalar soldan sağa, ; Sol ayak altındaki çuvallar üzerindeki yazı ve rakamlar "100 000 Osmanlı Lirası" "10 00 Osmanlı Lirası" "1000 Osmanlı Lirası

Google Android Prototip fotografi

Google'ın mobil işletim sistemi Android'i çalıştıran bir prototipin fotoğrafları "sızdı". Şu ana kadar İnternete düşen ilk fotoğrafta görülen aygıt HTC'yi andırıyor ve daha önce görülen videolar ve yazılım geliştirme kitinin emülatörlerindekiyle de benzer. Bu yüzden son ürün hakkında fikir verebilir gibi görünüyor.


Prototipin fotoğrafını çeken kullanıcı aygıtı bir gün kullanma fırsatı bulmuş. İzlenimlerinden aktardığı kadarıyla Android oldukça hızlı. Kullanıcı masaüstü emülatöründe olduğundan bile hızlı olduğu zamanlara tanık olmuş. Sistem oldukça hafif. Ürün prototip olduğu için geliştirme sürecinde daha değişiklikler olacaktır ancak şu ana kadarki gelişmeler umut verici.

Android demosu

Crysis için multiplayer harita paketi

Crysis için yeni multiplayer harita paketi yayınlandı. 186MB'lık bu resmi paket ile oyuna 5 yeni multiplayer haritası ekleniyor.


Pakette "Power Struggle" modu için;

  • Desolation
  • Crossroads
  • Training

"Instant Action" modu için;

  • Excavation
  • Terminal

isimli haritalar yer alıyor. Bu paketi buradan indirebilirsiniz. Haritaların ekran görüntülerine ise buradan ulaşabilirsiniz.

Crysis için ilk yamanın ise Ocak ayı içerisinde yayınlanması bekleniyor.

BitDefender 2008

Kötü amaçlı yazılımlara karşı etkin koruma isteyenler için BitDefender 2008 piyasada.


Bilgisayar kullanıcıların güvenlik ihtiyaçlarını karşılayan BitDefender’ın yeni versiyonu çıktı. Otomatik güncelleme, ICSA Labs sertifikalı motoru ve daha birçok özelliği ile dikkat çeken güçlü güvenlik yazılımı, 200’ün üstünde ülkede, 41 milyon ev ve iş kullanıcıları tarafından kullanılmakta. Ev kullanıcıları için ideal olan BitDefender Standart Edition, bilgisayarınızı virüslerden koruduğu kadar, önemli bilgilerinizi internet korsanlarına karşı da koruyor.

BitDefender'ın güvenlik yazılımlarını aşağıdaki linklerden indirerek deneyebilirsiniz:

BitDefender AntiVirus 2008 Build 11.0.15: 32-Bit Version 64-Bit Version
BitDefender Internet Security 2008 Build 11.0.15: 32-Bit Version 64-Bit Version
BitDefender Total Security 2008 Build 11.0.15: 32-Bit Version 64-Bit Version

Ürünleri satın almak için BitDefender Store'u ziyaret edebilirsiniz.

Hakkında



‘Bir şeyler kırılıyordu, bir şeyler kırıldı. Kendini-nasıl demeli?- dayanıklı hissetmiyorsun artık: Sana bugüne kadar güç veren-öyle sanıyordun, öyle sanıyorsun-, yüreğini ısıtan şey, varoluş duygun, neredeyse önemli olduğun duygusu, dünyaya bağlanma, dünyada kalma duygusu eksikliğini hissettirmeye başlıyor. (…) Keşke insan türüne ait olmak, o dayanılmaz ve sağır edici gürültüyü de beraberinde getirmeseydi; keşke hayvanlar aleminden çıkıp aşılan o birkaç gülünç adımın bedeli, sözcüklerin, büyük tasarıların, büyük atılımların o dinmek bilmeyen hazımsızlığı olmasaydı! Karşı karşıya getirilebilen başparmaklara, iki ayak üstünde duruşa, omuzlar üzerinde başın yarım dönüşüne fazla ağır bir bedel bu. Yaşam denen bu kazan, bu fırın, bu ızgara, bu milyarlarca uyarı, kışkırtma, tembih, coşkunluk, bu bitmek bilmeyen baskı ortamı, bu sonsuz üretme, ezme, yutma, engelleri aşma, durmadan ve yeniden baştan başlama makinesi, senin değersiz varoluşunun her gününü, her saatini yönetmek isteyen bu yumuşak dehşet.’Fazla ağır olduğunu düşündüğün bu bedeli ödemek istemiyorsun artık. Bu yumuşak dehşetin baskısına daha fazla karşı koyamıyorsun. Kendinden usulca vazgeçiyorsun. Kendinden, bilincinden, epey bir zaman dünyanın merkezi olduğunu varsaydığın konumundan el çekiyorsun. Dünyanın selameti için vazgeçilmez bir unsur değilsin. ‘Yaratılmışların en şereflisi’ olmadığını biliyorsun artık. Bu çılgın hızdan, bu çılgın hızın senden bağımsız olarak almış olduğu gidişattan korkuyorsun. Korku tüm hücrelerini ele geçiriyor. İçinde, kanına kardeş dolaşan bir şey oluyor korku. Yapacak tek bir şey kalıyor senin için: yenilgiyi kabul etmek. Kabul ediyorsun. Dünya üzerindeki yerini, konumunu, koordinatlarını tekrar belirliyorsun. Mağlupların sinikliği var üzerinde. Kaybetmişlerin çaresizliği. Her yanına sinmiş çıkışsızlığın ağır kokusu. Dünya senin etrafında dönmüyor artık.

Peki ben kim mi oluyorum? Hiç kimse olmuyorum. Bu söylediklerimi nerden mi biliyorum? Kahin söyledi. Yirminci yüzyılın en büyük kahini: Sinema.

Modern yaşamın sorunlarına çözüm bulan bir çok ‘Şey’in var. Kanepe sorununu çözdüğünü düşünüyorsun. Oldukça saygın bir gardırobun var. Kaliteli bir müzik setine sahipsin. Yin Yang desenli kahve sehpan oturma odana ihtiyacı olan farklılığı getirdi. Ne tür bir yemek takımının kişiliğini yansıtacağını biliyorsun. Eve kızgın ve sıkıntılı geldiğin zamanlarda daireni temizliyorsun. İskandinav mobilyalarını cilalıyorsun. ‘Şeyler’le tam olarak çevrilebilmen için az kaldı. Yakında tamamlanacaksın. Bir süre sonra hayatta kalma oranın sıfıra inecek ama sen o an gelinceye kadar satın almaya devam edeceksin.

‘Şeyler’in etrafında kalabalık oluşturduğu bir merkezsin sen.

‘Şeyler’ dünyasına bağımlısın. O güler yüzünün yansıyacağı parlak ‘Şeyler’e ihtiyacın var. Boşluğa, tamamlanmamışlığa tahammülün yok. Sen eşya katalogu müptelasısın. Telefonla sipariş dünyasının bir parçası. Kablolu her oyunda(fax, lap-top, telefon…) oynamak isteyen bir gönüllüsün. Sen bir ölüsün. Sen insanı öldürürsün. SÜN. SÜN. Sünepesin. Süngersin. ‘Şeyler’i emen emen emen ve ‘Şeyler’ tarafından emilen doymak bilmez bir süngersin. Sürgündesin. ‘Şeyler’in soğuk ve ele geçirici dünyasının sayısız sürgününden birisisin. Sürgünlüğünü seçme özgürlüğü zanneden bir süzmesin. Ah! Sen, beni kelime oyunlarına mecbur edensin.

Efendisin. Kölesin. Bir çok ‘Şey’e sahip olan bir efendisin. Sahip olduklarının sonunda sana sahip olduğu bir kölesin.

Chuck Palahniuk /

Flock - SOSYAL TARAYICI

Flock nedir? Flock Firefox alt yapısını kullanan ücretsiz bir sosyal network tarayıcısı.

Ne işe yarar? Dinamik olarak web siteleri arasında etkileşim kurmanızı sağlıyor. Örnneğin Flickr, YouTube ya da diğer blog sitelerde gezerken aynı anda arkadaşlarınızla bu sayfaların içeriklerini paylaşmanızı ve beğendiğiniz sayfalar üzerinden hızlıca mesajlaşmanızı sağlayan basit bir yapısı var.

Program firefox tabanlı olduğu için güvenle kullanılabilir. Buradan hızlıca indirebilirsiniz.

Ferhat Göçer - Takvim

Yaprak Dökümü'nü herkez izliyordur.Çünkü bu kadar güzel dizileri kimse kaçırmaz.Peki Ferhat Göçer'i ?.Yaprak Dökümünde Çalan Bir empi üç: Takvim.Hem RapidShare, Zshare!.Önce dinleyin sonra bilgisayarınıza indirin birde öyle dinleyin (;


indir: Takvim - Rapıd

indir: Takvim - ZShare

E-postalarınız kaybolmayacak

IBM'in geliştirdiği arama motoru sayesinde e-postalarınızı bulmak çok kolay.

IBM, Lotus Notes ve Microsoft Outlook için e-posta arama motoru geliştirdi. IBM Omni Find Personal Email Search olarak adlandırılan motor, tarih ve telefon numaraları gibi spesifik konseptlerde arama yapabiliyor. İstek dahilinde kullanıcılar kendi arama kriterlerini de oluşturabiliyor. Yazılım kurulduğu andan itibaren e-postalarınızı indeksliyor ve e-posta deponuzu analiz ediyor.

Arama sonuçları web tabanlı bir arayüzle kullanıcıya sunuluyor. IOFPES ile arama yapmak da oldukça kolay. Örneğin Simto Alev isimli arkadaşınızdan gelen e-postaları aramak için "from Simto Alev" yazmanız yeterli. Simto Alev'in Ocak ayında gönderdiği e-postalara ulaşmak için de "Simto from January 2007" yazabilirsiniz.

Sonuçlar yine tüm bir e-postayı ya da başlığı kapsamıyor. Bunun yerine yazılım, doğru olduğunu düşündüğü bölümü (özet bölüm) kullanıcıya sunuyor ve telefon numarası gibi aradığınız spesifik bilgileri renklendiriyor. Yine kullanıcılar, ataçlanmış dökümanlara da arama yaparak ulaşabiliyor.

Google'a dişli rakip

Yeni yılda yepyeni bir açık kaynak kodlu arama motoru internet kullanıcıları ile buluşacak.


Wikipedia’nın destekçisi Jimmy Wales tarafından yapılan açıklamaya göre 7 Ocak 2008’de Google'a rakip bir açık kaynak kodlu arama motoru yayınlanacak. Wiki Search projesi, arama uygulaması, arama algoritması ve web crawler gibi bir arama motorunda bulunması gereken temel teknolojileri bir araya getiriyor. Proje, teknoloji tutkunlarının web sitelerine filtreleme ve arama sonuçlarını derecelendirebilme gibi özellikler de sunuyor.

Projenin en büyük amacı, arama sonuçlarının daha açık olması ve bu sonuçların kullanıcı tarafına nasıl ulaştığını gösterebilmesi. Wales, Yahoo ve Google gibi servislerin dahi bu özelliğe sahip olmadığını söylüyor. Kısa bir süredir test aşamasında olan arama motoru, şuan için Google gibi büyük arama motorlarının sunduğu hizmetleri karşılayabilecek kapasitede değil. Ancak zaman içerisinde, tıpkı Wikipedia’da olduğu gibi gönüllerin çabası sonucu oldukça gelişmiş ve büyük bir arama motoru haline geleceği düşünülüyor.

Lego Google

Gördüğüm en güzel yaratıcı çalışma.Legolardan Google Logosu.

Bağlantıya gidelim gaffur

WWE Raw 2007 (PC)

Download:

İndir

Tanrının Gözü

Gördüğünüz bu fotoğraf NASA tarafından hubble teleskopu ile çekilmiş bir fotoğraf.”Tanrının Gözü” ismi verilen bu fotoğraf internet de uzun zamandır dolaşmakta. Görüntü o kadar muhteşem ki hayran olmamak elde değil.
Tabiki de bu kozmik sanat tanrının gözü olmadığı gerçekte bilinmektedir.Fakat, böyle bir olayı insan hayal dünyasından gerçeğe dönüştürdüğü zaman tüylerini diken diken edecek kadar mükemmel bir görüntü.Böyle bir gözün sizin her attığınız adımı izlemesi her yaptığınızı görmesini düşünmek ürkütücü değimli? İnsana gerçek gibi gelmiyor! Bu gerçeği aslında yukarımızda böyle bir göz olmadığı için ciddiye almıyor olabiliriz.Ancak Allah’ın bizi izlediği, baktığı, ilgilendiği yadsınamaz bir gerçek!

Rebel Moves - Oh Bee (;


Avea'nın reklamlarında dinliyoruz.Ohh Bee müziği.Çok şenlendirici bir müzik.Rebel Moves'ten.önce dinle sonra indir bilgisayarında dinle.



empi üç: Yardırırmısın?

Kötü Windows

Kötü geçen Vista maceram sonrası, XP'ye dönmeye karar verdim. Bayram tatilinde bu işe zaman ayırıp temiz ve kararlı bir sistem kullanmayı arzu ediyordum. Ancak ilk sistemi kuruşumda harici sabit diskimi bağlı unuttuğumdan Windows bu sürücüye öyle bir harf atadı ki, bu harfi değiştirmek mümkün olamadı. Evet, olamadı. Bu yeterince canımı sıktığından tekrar Windows XP kurdum. Bu kez de kurulum yapacağım C olan bölümü artık D olarak görmeye başladı, D olan kısımsa C oldu. Mecbur D üzerine Windows kurdum. Bu kez de eski yazılımlarımın yedekleriyle ilgili C ve D karmaşası yaşandı.


Artık sinirlenmeye başlamıştım. Tüm bölümleri silerek bu kez C üzerine kurdum. Kurulum CD'si biraz hasar gördüğünden, DVD okumamaya başlamıştı. Evde hiç bir işe yaramadan duran CD okuyucuyu bağladım ve kurulumu yaptım. Etkinleştirme, güncelleştirme, yazılımların kurulumu filan derken herşeyi tamamladım. DVD'yi tekrar makineme bağladım. Windows ne yaptı biliyor musunuz? "Sistemde büyük çapta donanım değişikliği oldu, Windows'u 3 gün içinde yeniden etkinleştirin." Böyle bir mesajla karşıma çıktı. Hadi etkinleştir dediğimde "Bu anahtar çok fazla etkinleştirildi" gibisinden bir mesaj daha... Tabi tüm bu söylediklerim bayram ziyaretleri ve gelen misafirlerden kalan zamanlara sıkıştığından yapmak tüm bayram tatilini katletti... Zaten blog işleri olmasa Ubuntu yada Pardus'a geçip maksimum keyif planım var. Windows XP'de oyun makinesi olarak sistemde kalır artık...

Crossover Mac Güncellendi

Windows programlarının Mac OS X'de çalışmasını sağlayan Crossover uygulaması güncellendi


Windows programlarının Mac OS X'de çalışmasını sağlayan Crossover uygulaması güncellendi. 6.2.1 nolu sürüm Leopar uyumluluğunu iyileştirme üzerine odaklanmış. Klavye gibi giriş arabirimleri ile olan bazı sorunlar dahil olmak üzere çeşitli uyumsuzluklar giderilmiş. Bunun dışında Half Life 2: Episode 2 ve Portal oyunları için düzeltmeler de yapılmış.

WINE tabanlı olan CrossOver Mac yazılımı, Intel sistemlerde Windows uygulamalarının veya oyunlarının, Windows yüklemeye gerek kalmadan, doğrudan çalışmasını sağlayan bir uygulamadır.

Yeni Proje: Toplangac!

Toplangac; Türk Blog dünyasından en güzel yazıları topladığım mini link barındırma blogudur.Proje daha önce de 101Link adıyla yayına koymuştum ama o fazla şık durmadı.bende Toplangac adıyla Blogger alt yapısıyla yayına koydum.


Tutar mı?