
İşaret parmağımı ağzımın derinliklerine hayatımda ilk defa düşünmeden soktum. Kusmak istediğim sözcükleri yan yana dizip onlara sabahlara kadar sırıtmak isteyişim, yeterince erkek olamadığım içindir. Bu yazının sözcükleri bir isyanın, nefretin cümleleri değil, tam tersi, gürültülü ve uzun bir kahkahanın cümleleridir. Babam daima hayatımda sadece iki şeye kulak vermem gerektiğini söyleyip durdu. Biri kendisinin dedikleri olacaktı, diğeri de TRT radyosunun dedikleri. Ama ikisini de dinleyemedim. Kulaklarım onları duyamayacak kadar temiz değildi. Ben pis bir insanım sayın okuyucular. Askerde cebimde taşıdığım şiirlerin kâğıtları, dik yokuşları çıkarken taşaklarıma battı. Annem ise daima kendimi dinlemem gerektiğini söylemiştir. Ne var ki kendimi dinleyecek kadar erkek olamadığım için, cinsel organımın ucundan çıkan sonsuzluktan hayatım boyunca korktum. Pekiyi nedir erkek / insan olmak? Üstüme bir kızın ağırlığını yatakta aldığım zaman, yenilmenin arzusuyla yalnızlık sözcüklerini okşadım sabahlara kadar. En pahalı lokantalarda şarabın tadını ucundan tattığımda, çocukluğumu gördüm karşımda. Aşk oldu, sorumluluklarımı taşıyabilmek için annem dâhil olmak üzere kadınları anlamam gerektiğine karar verdim. Kavgalar, sorunlar çıktı ve her seferinde yine çocukluğumdaki gibi etrafıma surat astım tutunacak bir dal bulmak için. Köşelere sığındım. Surat asmanın bir işe yaramadığını bilsem de, hayattan kaçmanın seyrine doyum olmaz bir manzara olduğunu çok daha iyi bilmişimdir. Ve haliyle herkes benden kaçmaya başladı.
Mastürbasyon yapan temiz güvercinleri kıskandım.
Şans bulan şişko tavşanları ısırdım.
Kahve içtim. Sigaraya başladım.
Kitapların ne demeye çalıştığını anlamak istedim.
Sabahladım.
Korkuluklara dayanmış deliler gördüm.
Yanımdan palyaçolar depar attı, fıkralarını anlayamayanları dinledim.
Herkesi dinledim.
Bob Dylan dinledim.
Yalnız kaldım.
Ve yalnız kaldım.
Başka bir eve taşındım. Ziyarete gelen dostlarımın çıkıştaki fısıltılarını dinledim. ‘’Neye dönüştüğüne bir bakın hele,’’ diyordu bütün nakaratlar. Çok sonraları gecenin bir vaktinde evime ziyarete gelen palyaçolara süt dağıttım. Hepsinin makyajı bir çocuğun sakarlığı gibi dağıldı. Onlara peçete verdim, sabun yok mu dediler. Sabun yok dedim, kilo vermişsin dediler. Güldüler, ben anlamadım. Şarkıları başa sardım ve döktüğüm salyaları kokladım. Onları koklayınca kadınlarla tekrar çıkmaya başladım. Aynı sözcükleri tekrardan kovaladım, hiçbirine yetişemedim. Kovaladığım sonsuzluğun beyaz rengine bulaşınca, bayram ziyaretlerinde öpmek istemediğim ellere küfrettim, kambur bir duruşun nefesine espriler yaptım, saçımı şöyle bir düzelttim ve kırılan aynaları çöpten çıkardım. Ben ne zaman böyle biri oldum diyecektim kendime çok sonraları, salyam akar ve son nefesimi verirken.



0 AHKÂM:
Yorum Gönder
* Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.
* Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.
* "gelcem, gitcem, gidiyom" denmez "geleceğim, gideceğim, gidiyorum" denir.
* Herkez" denmez "herkes" denir.
* "Yaaaa" çok laubali bir sözdür.
* "bU şEkiLDE" yazmak sadece okuyanı yorar.
* "Yanlız" değil "Yalnız" denir.
* "ğ" harfi "g" şeklinde yazılamaz.
* "Bende, sende" denmez, "Ben de, sen de" denir.
* "Dahi" anlamındaki "de" ayrı yazılır.
* "Geldimi?" yazılmaz "Geldi mi?" yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. "OKmi?" değil, "Tamam mı?" denir.
* "ahmet, belgin, duru" denmez. "Ahmet, Belgin, Duru" denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.
* "ki" eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, iyelik eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır.
* "v" yerine "w" yazılmaz...