Google Değişiyor !


Yıllardır gözlerimizin alıştığı arama kutucuğu, mavi linkler şeklindeki Google sayfalarının miladı yavaş yavaş doluyor. Arama sonuçlarını daha isabetli hale getirmeye çalışan Google, aynı zamanda yeni bir görünüm için de çalışmalarını sürdürüyor.

Google (Google Deney Laboratuarları)’nın hazırladığı yeni sistemde yaptığımız aramanın sonuçlarını zamana göre, ölçü birimlerine göre, ya da bulundukları yere göre, ya da kendi özel kriterlerimize göre görebiliyoruz.

Örneğin sisteme “olimpiyatlar” yazdığınızda Google Earth üzerinden daha önceki olimpiyatların nerelerde düzenlendiğini, Atatürk yazdığınızda Atatürk’ün hangi tarihte kaç haberinin dünya gazetelerinde yayınlandığını ve benzeri pek çok ayrıntıyı görebiliyorsunuz.

Zamanla sistem daha da geliştiğinde bir mağazanın adını yazıp, size en yakın olanı bulabilecek ya da doğrudan Google’dan aradığınız aracın beygir gücünü girip, en ucuzu bulabilecekseniz. Ya da başka bir ihtimal: Google bu sistemi geniş bir yelpazede çalışır hale getirene kadar semantik arama motorları Google’ın tahtını almış olacak.

Google'ın denemelerine buradan ulaşabilirsiniz.

Fujifilm Finepix J10 ve J50


Fujifilm'in kolay kullanımlı kompakt makineler serisine yeni katkısı olan j serisi, iki üyeyle satışa başlanacak: j10 & j50. tahmin edilebileceği üzere bazı özellikleri bakımından iki olan ürünlerin en büyük özelliği ise basit olmaları.


makinelerin bazı özellikleri:

  • 1/2.5 " boyutlu ccd algılayıcı ile 8 milyon kayıt edilebilir piksel
  • 35mm formatında 38 - 113mm'ye{j50}/37 - 185mm'ye eşdeğer objektif
  • iso64-800{j50 için 1600}
  • 64 noktalı ölçüm
  • 2,5" lce{j50}/2,7" lcd{j10}
  • 91 x 55 x 19 mm, 110gr{j50}
  • 95.6 x 55.4 x 23 mm, 141gr{j10}
  • Nikon D60


    Nikon giriş seviyesi dslr makinesi d40x'i güncellemiş: d60.
    makinenin bazı özellikleri:

  • 23.6 x 15.8 mm boyutlu ccd algılayıcı ile 10.2 milyon kayıt edilebilir piksel
  • algılayıcı temizleme sistemi
  • 3 bölgeli ölçüm, multi-cam530 otomatik netleme sistemi
  • iso100-3200 algılayıcı hassasiyet aralığı
  • 30-1/4000sn enstantane aralığı
  • 1/200sn flaş senkron hızı
  • 2,5" 230000piksel lcd
  • 126 x 94 x 64 mm
  • pil dahil 525gr.
  • YoYo ile sınırları zorlayanlar


    Herşeyin şampiyonaları düzenlenir Amerika’da. İşte şimdi de masum bir oyuncak gözüyle bakıyor olduğumuz YoYo ile aslında neler neler yapılabileceğinin kanıtı. İzliyoruz.

    Jennifer Lopez - Brave


    Popüler Latin müziği şiddetli bir rüzgar olarak tüm dünyayı etkisi almaya başladığından beri, pastadan büyük bir pay alan isimlerden birisi oldu Jennifer Lopez. Sadece müzik değil oyunculuktan tutun da modaya kadar çok çeşitli şovbiz işine boğazına kadar giren J. Lo (isminin daha sıcak ve dostcanlısı kısaltmasıyla!), elini attığı tüm bu işlerde ziyadesiyle başarı ve hayranlığı da cebine attı. İspanyol kökenli Amerikalı Lopez' in poposu kadar albümleri de konuşuldu, hitleri listelerde yüksek sıralara yerleşti ve gerisi bildiğiniz hikaye... Bu sene içinde yayınladığı İspanyolca, yani anadilindeki albüm Como Ama una Mujer 'in (How a Woman Loves) hemen ardından son İngilizce stüdyo albümü Brave de görücüye çıktı. Sound bildiğimiz J. Lo sound 'u; bir miktar kıvraklık, bir miktar romantizm, bir miktar Latin havası ve bolca da dans ritimleri... Muhtemelen Marc Anthony 'le olan mutlu evliliğinin de etkisiyle albüme yansıyan hissedilir bir pozitiflik söz konusu. Kısacası bildiğimiz J.Lo ve bildiğimiz sound 'uyla nispeten " cesur " bir albüm.


    YouTube Artık Türkçe


    Dünyaca ünlü video paylaşım sitesi YouTube'a bundan sonra Türkçe erişilebilecek. Türkiye'de de büyük bir talep gören dünyaca ünle video paylaşım sitesi YouTube'ta Türkçe engeli ortadan kalkmıştı. İngilizce bilmeyen kullanıcıların gezinmekte zorlandığı sitede Türk kullanıcıların daha rahat dolaşmasını amaçlayan iki kafadar YouTube'a Türkçe gömlek giydirmiş.

    http://www.turkceyoutube.com/ adresinden erisilen bir sitede Firefox için geliştirilen eklentinin nasıl kurulacağı hem yazılı hem de YouTube'dan yayınlanan bir video ile anlatılıyor. Bu eklenti tek bir tıklama ile yüklenebilirken, Firefox bir sonraki acilistan itibaren YouTube'un İngilizce olan menülerini Türkçe olarak göstermeye başlıyor.

    Sakız Sanatı - Maurizio Savini


    Maurizio Savini, sakız ve fiberglas konularında uzmanken ekteki çalışmaları pembe sakız kullanarak gerçekleştirmiş. Savini'nin çalışmaları arasında UFO, timsah ve insan figürleri yer alıyor. Devamı için buradan.

    Twitter Temasına BlogandWeb'den Teşekkür


    Dün uzun uğraşlar sonucu bitirdiğim twitter temamı sizlerle paylaşmıştım. Çeşitli Blogger Temalarını biz bloggercılara sunan BlogandWeb dün 3 gibi bana mail yollamış. İngilizce olsaydı daha makbul geçerdi ama İspanyol olduğu için çevirmeye biraz zorlandım. Neyseki çözdük. Twitter temasını beğenmiş. Blogunda yayınlama isteğide gelmiş. Bende teşekkür ediyorum buradan ve tüm bloggercı dostlarıma.

    Prison Break 14 Şubat'ta Başlıyor


    Prison Break 14 Şubat Perşembe günü hapishanedekilerin yeni bir hapishanede yeniden buluşmasıyla başlayacak. 14 Şubat tarihinde böyle bir buluşma romantik olsa gerek :)

    Blogger Twitter Teması



    Blogger Twitter temasını bitirdim. Aslında şimdiki blogumda kullandığım temamı twitter için yapmıştım. Mâlum 2 tema birden çıktı .) Neyse tema twitter' a özenilerek ben tarafından yazılmıştır. Eğerki bir sorun olursa harun demirbaş kişican' ı sorumlu değildir. zaten ne olacak .) beğenirseniz buradan teşekkürleri kabul ediyorum.

    UYARILAR

    Alt tarafta(footer) yer alan "bu tema googleboy tarafından yazılmıştır. twitter temasının blogger versiyonudur." yazısı kaldırılmamalıdır. eğer yoksa, eklemeyi ihmal etmeyin. Diğer linkler ve reklamlar değiştirilebilir.Bu tema uzun uğraşlar sonucu blogger'a uyarlanmıştır. Tema'nın aslı twitter'e aittir. lüzumsuz kullananlarda olabilir. twitter Temasının "linkleri renklidir"
    Değiştireceğiniz tek şey ''twitter.gif'' i editlemeniz. kendi logonuzu koyabilirsiniz. eğer uğraşığta yapamıyorsanız benimle irtibata geçip, size gerekli yardımları yapmaya söz veriyorum (;


    DEMO İNDİR

    100 kişilik FlashMob. FlashMob ne mi? İzleyin, görün!


    Boş bir sokakta yürüyorsunuz ve birden karşınıza bağırıp çağıran ve çılgınca koşan 100 kişi çıkıyor. Her gün görebileceğimiz bir sahne değil, öyle değil mi? "Tensai Takeshi no Genki ga deru Terebi" adlı Japon TV programında 100 kişilik bir ekip sokakta kurbanlarını seçip harekete geçiyor. Tamamen zararsızlar ama şaka yapılan insanların tepkileri çok komik.

    Goya'nın Hayaletleri - Goya's Ghost (2006)


    Milos Forman ünlü kişilikler (Andy Kaufman, Mozart, Larry Flynt) hakkında birçok başarılı film yaptı bugüne dek. Hiçbirinde de düz bir biyografik anlatıma başvurmadı. Goya'nın Hayaletleri'nde de, bize tam olarak ünlü ressam Francisco Goya'nın (Stellan Skarsgard) hikayesini anlatıyor değil. Forman başka bir yoldan giderek, Goya'nın karanlık eserlerine esin kaynağı olan dönemi ve insanlarını anlatmaya soyunuyor. Portresini yaptığı genç bir kız olan Ines (Natalie Portman), aristokrat ailesinin itibarına rağmen haksız suçlamalarla Engizisyon'un eline düşüyor ve böylece işkence ve çileyle geçecek yılları da başlamış oluyor. Ines'in ailesinin Goya üzerinden ulaşarak yardıma zorladığı, Engizisyon kurulunda ayrıksı bir karakter olarak öne çıkan Peder Lorenzo (Javier Bardem) kızı hücresinde ziyaret etmeyi kabul ediyorsa da pek bir yardımı dokunamıyor. Film bundan sonra yıllara yayılan bir süreçte bu üç karakterin karşılaşmalarını ve İspanya'nın içinden geçtiği sancılı politik ve sosyal süreci ele alıyor. Hikayenin detaylarına fazla girmeyelim; ancak Portman'ın neredeyse üç ayrı karakteri canlandırdığını söyleyelim. Bu çıtı pıtı güzelin filmde düştüğü haller, hayranlarını fena üzecek diye tahmin ediyorum.

    sinema wiki imdb web fragman

    MimSalabim: Blog'unda En Sevdiğin Yer


    Kaan itibariyle yeni bir mim olayı başlamış. Pasını bana atmış. Blog'unun en sevdiği yer ? diye soruyor. Blogum'un her yeri benim için güzel. Çünkü Onu ben yazdım (; Şimdi kötü desem yanlış olacak. Onun için heryeri çok güzel, çok seviyorum .)


    Cornelius - Fit Song


    Küpşekerlerin, terliklerin, diş macununun bu kadar enerjik olabileceği kimin aklına gelirdi? Tabii ki pek yetenekli Japon elektronik müzik sanatçısı Cornelius’un! Dijital animasyonu harika bir fikirle buluşturan Fit Song videosunu izlemeden geçmeyin derim.

    İlla Hackliyelim mi ?


    Yavuz Çandır denen arkdaş'ın blogunu hackledim. Neden hackledim peki?. Daha önce msn üzerinden bana mail atarak '' abi, bende senin gibi blog yazmak istiyorum'' dedi. Tamamdır, bloggercılara herzaman yardımım olmuştur, Yarım ettim, temasını ve logosuna kadar herşeyi ile ilgilendim. Msn üzerinden yardımım çok oldu. Buna herşeyi öğretmişim ama şu çalmama işini öğretmemişim. Çocuk hem kendi yazmış olduğum temamı kullanıyor, hemde onlarca saatimin gittiği yazılarımı çalıyor. Zaten blogküresinde çalmalara bir önlem alınamadı, ve böyle giderse daha çok kişinin canı yanabilir. Bu çalmalara karşı illa kötü yoldan mı halledelim güzel kardeşim ?


    Al bunlarda Hack Görüntüleri... [1] [2] [3]

    Günde 1 Header


    Arkadaşlar günde bir Yeni Header değişikliğine gideceğim. Blogu Hergün yeni, sade ve şık headerlerle görürseniz şaşırmayın ;)

    Not: arada bir diyelim :)

    Türk Anime Sitesi: ÇizgiPortal


    Anime severlere müjde! Çizgiportal animeye dair aklınıza gelen ne varsa hepsini bir arada bulabileceğiniz oldukça kapsamlı ve güzel bir site.Anime videoları,müzikleri,altyazıları,oyunları,karakterler hakkında ayrıntılı bilgiler,duvar kağıtları,linkler…En önemlisi ise ister site üzerinden online izlenebilen ister rapid kullanarak indirebildiğiniz bölümler!İşte sitede yayınlanan seriler:

    Türkçe çizgi film serileri:

    • Avatar The Last Airbender
    • Beyblade
    • Pokemon
    • Captain Tsubasa

    İngilizce çizgi film serileri:

    • Bleach
    • Dragon Ball
    • Digimon
    • He-man
    • Ghost Busters
    • Naruto
    • Naruto Shuppiden
    • One Piece
    • Samurai X
    • Sailor Moon
    • Shaman King
    • Sonic
    • Sonic X
    • Under Arrest
    • Yugioh Gx

    Lost Başlıyor


    31 Ocak'ta dördüncü sezonuyla Amerika'da izleyicilerin karşısında olacak dizi için geri sayım başladı. Ülkemizde de hatırı sayılır bir izleyici kitlesi tarafından takip edilen Lost, Digiturk kanalı DiziMax tarafından yayınlanıyor. Yeni sezon DiziMax'te 27 Şubat'tan itibaren yayınlanacak.

    Merak edilen bir soru da yeni sezon başlamadan cevap buldu: Lost Ne Zaman Bitecek? ABC bunu yapımcılarla görüşerek karara bağlamış: 3. Sezondan sonra 48 bölüm sonra dizi sonlanacak. Yani üç sezon daha var ve her sezon 16 bölümden oluşuyor. Toplamda 6 sezon sürecek dizinin şuan itibariyle geriye kalan 3 sezonu da, Ocak ayında başlayıp ara vermeden bitecek.

    Dizinin bu kadar geç başlamasına sebep olarak yapılan yorum, önceki sezonda yaşanan izlenme kaybının olduğu öne sürülüyor. Örneğin geçen sene Ekim'de başlayan dizi bu tarihlerde sezon arasındaydı. Ancak uzun süren ara ve ardından yaşanan reyting düşüşü nedeniyle dizinin bu defa Ocak'ta başlayıp ara vermeden bitmesi hedeflenmiş.

    Önceki sezonda Charlie'nin ölümünü önceden görüp ne yapması gerektiğini söyleyen Desmond'ın pişmanlığı ve suçluluk duygusu yeni sezonda işlenecek. Kendisine "Acaba bunu Charlie'ye söylemeseydim gerçekten işler bu şekilde mi gelişecekti?" sorusunu soracağı söyleniyor.

    Lost Sezon 4 Tanıtım Filmi (Promo)


    Kaynaklar: Reuters, Hollywood Reporter, wikipedia, 22dakika.örg

    Milliyet Sanat


    Milliyet Sanat Ekim 2007 Sayısı. 35. Yaş Özel Sayısı

    Anti- popülerist? Efendim, duyamadık da! Ne, o zaman dejenere mi? Yoo, bunu söyleyenler yanılıyorlar! Genel yayın yönetmenliğini Tuğrul Eryılmaz'ın, editörlüğünü ise sinema eleştirilerinden tanıdığımız Alin Taşçıyan'ın yürüttüğü Milliyet Sanat tam da sanatın kimsenin ve hiçbir şeyin tekelinde olmadığını göstermeye çabalıyor sanki. Ne sadece alternatif ne de sadece popüler filmlerin yer aldığı Afişteki Filmler bölümünde yeni çıkan filmler ayrım yapılmadan tanıtılıyor. Televizyon (evet televizyon, niye şaşırdınız ki?) bölümünde örneğin, Polisiye Diziler dosyasıyla, müzeler bölümünde her defasında bir müze tanıtımıyla karşımızda dimdik duruyor Milliyet Sanat. Plastik sanatlar, müzik ve edebiyata da bolca yer ayıran derginin yazarları arasında Atilla Dorsay, Ece Temelkuran, Müge İplikçi, Semih Gümüş, Berrin Karakaş var. Beyonce ile de Wagner ile de ilgili yazılar başka hangi sayfalarda yan yana bulunur ki zaten... Her ay bir de Oscar ödüllü film vcd'sini biz okurlarından esirgemiyor Milliyet Sanat.

    wiki sözlük MilliyetSanat 1980 Sayıları

    Minilogue / Hitchhikers Choice


    Etkileyici bir stop-motion video. Ama asıl ilginç olan herşeyin aynı tablo üzerine teker teker çizilerek yapılmış olması. Mutlaka izlenmeli.

    Dans arenalarını hoplatmaya aday


    Dans müziği dinleyicisi için bir dönemin en parlak isimlerindendi Moloko. Tabii ki bunda; Mark Brydon'la birlikte Moloko'nun ikinci yarısı olan mesafeli, çekici ve bir o kadar da seksi Roisin Murphy'nin etkisi büyüktü... 2005 çıkışlı ilk solo çalışması Ruby Blue'dan bu yana elektronik müzik vokali konusundaki başarısını defalarca kanıtlayan Murphy, bu sefer daha da bir cesur çalışmayla huzurlarda. Gareth Pugh imzalı evlere şenlik kostümleri, 80'lerin elektro diskosuna göndermeler yapan sound'u ve vokaliyle Murphy, bu defa takipçilerine klasmanındaki başarısını göstermek için daha da afili bir yol seçmiş gibi. Olmuş mu? Olmuş. Zira dans müziğinin kötü remiksler, uygunsuz altyapılar ve takipçi kitlenin içine düştüğü kendini tekrar eden olumsuz imajının üzerine, hala daha yaratıcı işler yapıldığını gösteren kurtarıcılarından biri Murpy. Tıpkı Alison Goldfrapp gibi Roisin Murphy'nin de dinleyicisine göstereceği daha da fazla mahareti olduğu konusunda şüphemiz yok. Kısacası Overpowered için, konsept dahilinde her şeyi bir bütün olarak düşünülmüş, dans arenalarını yerinden hoplatamaya aday bir albüm denilebilir.

    Şeytan Marka Giyer (The Devil Wears Prada)


    Meryl Streep'in dramanın yüksek hanımefendisi olduğunu herkes biliyor, ancak Streep komedi yeteneği için asla yeterince takdir edilmiyor. Bu durum, günah dolu mizahıyla çok eğlenceli, leziz biçimde parlak bir komedi olan Şeytan Marka Giyer / The Devil Wears Prada ile değişebilir. Film Lauren Weisberger'in, Vogue dergisi editörü olan eski patronu Anna Wintour hakkında olduğunu yalanladığı (ancak açıkça öyle olan) 2003 tarihli best seller romanından uyarlama. Tazminat davalarının önünü kesmek için, isimler elbette değiştirilmiş. Karşımıza imparatoriçe kılıklı moda editörü Miranda Priestly olarak çıkan Streep, seyirciden mümkün olan her kahkahayı koparıyor. Daha da şahanesi, kağıt üstünde ayağına Manolo Blahnik 'leri geçirmiş bir kaltaktan pek fazlası olmayan bir karakteri insanileştiriyor.


    Streep filmde, moda dergisi Runway'de Miranda'nın ikinci asistanı olarak işe başlayan 'akıllı şişman kız' (aslen incecik bir arkadaş) Andy Sachs rolündeki Anne Hathaway'le harika bir ikili oluşturuyor. Gazetecilikte yol almak isteyen Andy'nin gözü aslında The New Yorker'da. Fakat ona, bir yıl boyunca Miranda'nın gazabına katlanabilirse, yayıncılık aleminde tırmanamayacağı hiçbir Everest olmayacağı söyleniyor. Daha 'baştan yaratılmak'tan bahsetmeye fırsatınız olmadan, Andy beceriksiz bir zürafadan sevgiliden sevgiliye – tatlı yemek şefinden (Adrian Grenier) edebi aygıra (Simon Baker) - ucuz pamuklulardan Valentino, Chanel, Donna Karan, ve Prada'ya terfi eden bir kuğuya dönüşüveriyor. Markalar hakkında üç beş şey bilen erkekler, filmde güzelim kadınların o havalı giysiler içinde gezinmesinden mutlaka zevk alacaklardır.

    Yönetmen David Frankel, HBO'nun Entourage ve Sex and the City 'sine getirdiği yumuşak dokunuşu burada uzmanca kullanıyor. Ve senaryo yazarı Aline Brosh McKenna, şeytanice küstahlıkların hakkını vermek adına, kitabın muzipliğine sonuna kadar sarılıyor. Peki film beslendiği moda dünyasının gözünü oyuyor mu? Buna emin olabilirsiniz. Ama Şeytan Marka Giyer aynı zamanda dışarıdan sadece manasız görünen bir endüstrinin çarklarını döndürmekte olan sanat ve yaratıcılık dolu detaylara da saygılarını sunuyor. Tüm aşağılamalar ve aptalca ayak işleri bir yana, Andy'nin Miranda'yı iş başında izlerken ondan çok şey öğrendiğine şüphe yok. Senaryo Miranda'nın köşeye sıkışmış bir portresini – kocasını elinde tutamayan ya da kişisel mutluluk bulamayan yalnız kariyerist – çiziyor, ancak Streep kurbanlık müessesesinin klişeleri içinde boğulmuyor. Parti gibi bir filmin içinde, onun performansı komik ve dramatik bir hüner gösterisi.

    imdb sinemalar sözlük viki fragman

    YouTube Cebinde !


    Geçtiğimiz hafta YouTube'dan yapılan açıklamaya göre artık 3G ve video oynatma desteği bulunan her cep telefonu sahibi YouTube for Mobile adı verilen yazılım üzerinden diledikleri gibi video izleyebilecekler. Daha önce sadece Verizon, Helio ve Apple'ın tekelinde olan sistem ne yazık ki ülkemizde 3G ihalesinin bir türlü sonuçlanamaması yüzünden bir süre daha bu sisteme sadece seyirci kalabilecekmişiz.

    MimSalabim: Neden Blog Yazıyorum ?


    mim havadisleri sürürken Sevgili Harun benide unutmamış. Soru: Neden Blog Yazıyorum ?


    * Yazmayı, yazarken öğretmeyi, öğrenmeyi bir şeyleri paylaşamayı çok seviyorum. Hayatta Paylaşılacak ne varsa sizlerle paylaşmak için.

    * Boş zamanlarımı yararlı bir şeyle geçirmek için yazıyorum...

    * Yeni dostluklar, edinebilmek için.

    * Kendimi anlatabilmek için...

    Bunlar için yazıyorum.

    Şimdi ise mimi paslamaya geldi sanırım. Deastrilsion, Y4lçın, Sunipeyk ve Gökhan Kardeşimi mimliyorum. İlk kim cevaplayacak?

    Hilary Duff Wallpapers


    35 MB'lık Hilary Duff arşivi.Aşağıdan indirebilirsiniz... Kendi uploadım.Güvenli. ;)

    Hilary Duff 1

    Hilary Duff 2

    Hilary Duff 3

    İndir-1 [20 mb]

    İndir-2 [15 mb]

    Geçici Email Adresi: @dandikmail.com


    DandikMail Evet bu hizmeti daha önce duydunuz mu bilmiyorum ama ben yeni duyuyorum ve paylaşmak istedim.

    Öncelik burdan başlayayım: Bir web Sitesine (özellikle forumlar) üye olamak istersiniz ama kendi e-posta adresinizi üye olmak için kullanmak istemezsiniz(çünkü hep spam atarlar) ve yeni bi mail adresi alıp üye olursunuz, buda insana haliyle zor gelir...

    Şimdi gelelim asıl konuya işte böyle durumlar için bir Mail Hizmeti Açılmış;"DandikMail" bu siteye giriyorsunuz ve hiç üye olmadan size bir sonu @dandikmail.com olan mail adresi veriyorlar. bu mail adresini vererek istediğiniz siteye üye olabiliyorsunuz. Sitelerden gelen Aktivasyon linki DandikMail 'e de geliyor. Buraya tıklayarak kolayca kurcalaya bilirsiniz. Unutmayın Üyelik Yok !

    Daft Hands - Harder, Better, Faster, Stronger


    Efsanevi Fransız elektronik müzik grubu Daft Punk’ın ünlü şarkısı “Harder, Better, Faster, Stronger”a özel sadece el ve parmak hareketlerinden oluşan bir hayran videosu. Fikir bu kadar enteresan olunca 13 milyonun üstünde izlenmeyle YouTube’un en çok izlenenlerinden biri olmuş video.

    Yeni Header


    Farkettiğiniz üzere header değişti. Headerde çocukluğumda en sevdiğim çizği karakterlerini kullandım. Spiderman , süperman, charlie brown, snoopy, bart simpson, buggs bunny, robot ve ucandaire aşkımla beraber fazla kalabalık aile ortamı oldu .)

    İllüstrasyon Dünyasına Giriş


    Illustratorworld.com internette sadece vektör sanatı ve uygulamalarına adanan en büyük sitelerden biri. Kuruluş amacı Adobe Illustrator (ve şu anda Flash ve Freehand de dahil) öğrenmek isteyenlere bilgi sağlamak ve gelişimlerine katkıda bulunmakmış. Bunun için sitede özel derslere ve forumlara göz atabilirsiniz. Vektör, piksel veya geleneksel tarzda çalışan tüm sanatçılar için ilham kaynağı olmayı hedefleyen sitede, ziyaretçiler veya üyeler galerileri gezdikçe sanatsal yaratıcılıklarının sınırlarını genişletebilirler. Üye olmanın bedava olduğu site, gelecekte online kurslar ve seminer tarzı video kurslar düzenlemeyi planlıyormuş.

    Flickr Gibi


    ne kadar gerekli bir site bilemiyorum ama flickr'ın logosundaki gibi bir yazı yazmak isteyenler buyursun.

    Ücretsiz Fontlar


    Web sitenizde ve bilgisayarınızda kullanmak üzere güzel yazı tiplerini bulabileceğiniz kaynaklar yazıyorum :)

    http://www.fontface.com/

    http://www.flashkit.com/fonts/

    http://www.freefonts.com/

    http://www.downloadfreefonts.com/

    http://www.cool-fonts.com/

    http://www.free-font-download.com/

    Flash Oyunlar -3


    Flash Oyunlar serisine devam edelim. Zamanınızı güzel ve eğlenceli değerlendirmeniz için, seçtiğim flash oyunlar aşağıda.


    3000 Çift Ayakkabı


    Hep kadınların ayakkabı tutkunu olduğu düşünülür. Ama bir erkeğin de onlardan aşağı kalır yanı olmadığını Miami Heat'te oynayan NBA'in yıldızı Dwyane Wade kanıtladı. Evinde 3 bin çiftin üzerinde ayakkabısı olan oyuncu, bunun kendisi için bir lüks olduğunu söylüyor. "Ayakkabılarımla kendimi rahat hissediyorum" diyen oyuncu, geçen yaz bin çift ayakkabısı olduğunu ama eşinin buna 'yeter' dediğini anlatıyor. İşin garip tarafı Wade, hemen hemen aynı markaların bütün renk ve modellerine de sahip.

    Sanırım, muhtemelen bu bir düşkünlük. Her gün yeni ayakkabılara
    ihtiyacım var benim...


    Çünkü o ayakkabıları giymekten hoşlanıyorum... Ama evet, farkındayım
    bu bir lüks...


    Şu anda üç bin çiftin çok daha üzerinde ayakkabım var.


    Çocukken yılda iki çift ayakkabıya sahip olduğumda kendimi şanslı
    hissederdim...


    Eşim kargaşadan hoşlanmaz. O bana destek verir. Ama bazen anlaşmazlık
    da yaşayabiliyoruz tabii.


    Ayakkabılarımı sokakta yaşayanlara vereceğiz. Karım bu ayakkabıları
    düzenleyeceği bir organizasyonla dağıtmayı planlıyor.


    El yapımı ayakkabılarımın fiyatı 700 ile 1000 dolar arasında
    değişiyor.

    Feridun Düzağaç “Uykusuza masallar”


    Perdeleri çekilmiş sırça köşkünde neredeyse acı hüzün ve yalnızlığıyla beslenen bir şarkı yazarı . tanımlamasına karşı durmaya çalışan daha gerçekçi daha basit, alaycı, gülmeyi hiç değilse gülümsemeyi başarmış şarkıları da barındıran bir albüm.

    Feridun Düzağaç “Uykusuza masallar” 22 Ocak 2008 de piyasaya çıkmıştı.

    Yeni albümünün yeni klibi söz ver ilk GoogleBoy Weblog'da

    Albüm İndir


    Battlefield Heroes


    Electronic Arts, Battlefield serisinin yeni oyunu Heroes'i duyurdu. Bu oyunda da serinin önceki oyunları gibi bir takım çalışması ve oynanış olacakmış. Yalnız bu oyunda farklı olan bir şey var ki; o da oyuncular önceki oyunlardaki gibi değil de çizgifilm karakterleri -Team Fortress 2- gibi olacak. Oyunun bir özelliği de Electronic Arts'ın tamamını ücretsiz yayınlanacağı ilk oyunu olması. Yapımcılığını Digital Illusions'un üstlendiği Heroes, 2008'in yaz aylarında çıkacak. Oynamak için sabırsızlanmaya başladım bile.) Oyunun internet sitesine buradan ulaşabilirsiniz.

    Haftanın Özeti 21-27 Ocak


    * Türkiye'deki blog takipçilerini özetlemişim.


    * YouTube 4 günlük cezadan sonra yeniden açıldı.


    * Apple Sevgililer gününe özel Pembe iPod Nano üretmiş.


    * Şuan kullandığım renkli ve şık 2 adet ''ROLLY ve ROLLY v2'' adını verdiğim temamı sizlerle paylaştım.


    * Cem Yılmaz'ın G.O.R.A devam filmi A.R.O.G için 3 dakikalık tanıtım filmini yayınladı.


    * Beyazıt Öztürk Show'una Tarkanı getirtme çabaları.


    * Blogmani.com test de olsa yayında.


    * Blograzzi nereye koşuyor?


    * Flash Tv spikeri türban meselesini kendince canlı yayında protesto ederek türban takmış.

    En Kötü İsimli 10 Oyun


    Mobile Suit Gundam:Gundam vs. Zeta Gundam Oyunundan

    Herhalde kitap yazsak en çok zorlandığımız kısmı ismini bulmak olurdu. Yönetmenlerin de bu sorunla kıvrandıklarına eminim. Ama oyun stüdyolarının da aynı dertten mustarip olduklarını bilmezdim. Meğer öylelermiş. Saatler süren tartışmalar, sayfalarca incelenen bilimsel veri sonucunda oluşturduğum en kötü oyun isimleri listeme buyurun. Bu arada ismi ne kadar kötü olursa olsun, oyunun kalitesine değil, sadece başlığa baktığımı hatırlatalım.)

    10 – Mobile Suit Gundam:Gundam vs. Zeta Gundam (2005, Namco, PS2): Gundam, devasa bir robottur. Bu oyunda devasa robotlar çarpılıyor ve buna daha isimden başlıyorlar.

    9 – Tech Romancer (2000, Capcom, Dreamcast): Bu teknokolik Don Juan, hafıza kartları konusundaki engin bilgisi ve son model PDA’i ile kızları etkileme peşinde mi acaba?

    8 – XEXYZ (1989, Hudson Soft, NES): Bu bir o yana bir bu yana platform shooter, nükleer bir felaketten sonra geçiyor. Konumuzla ne ilgisi var? Yok. Anlatacak bir şey bulamadık.

    7 - GOLF Magazine Presents 36 Great Holes Starring Fred Couples (1994, Sega, Sega): Sponsor? Tamam. Delik sayısı? Tamam. Deliklerin mükemmelliğini belirten ibare? Tamam. Oyuncunun ilgisi? Bir o eksik, ikinci cümleden itibaren onu kaybettiniz işte.

    6 - Tobal No.1 (1996, Squaresoft, PS): 1 numara olmasının sebebi, ilk oyun değil, tek oyun olması. Belki de “Star Wars” serisinden feyz almalılar ve oyunu 4. bölüm ile başlatmalılardı.

    5 - No One Can Stop Mr. Domino (1998, Acclaim, PS): Acclaim birçok acayip oyuna imza attı ama bu kadarı korkutucu.

    4 - Bad Dudes vs. Dragon Ninja (1998, Data East, NES, PC, Amiga): Eğer isme bakıp kötü adamların Deagon Ninja’yı kaçıracaklarını filan sandıysanız endişe etmeyin. Kötüler ama iyi anlamda. Oyunun adı gibi değil yani. O sadece kötü. Çok kötü.

    3 - James Pond II: Codename RoboCod (1991, EA, Game Boy Advance): Pond, gölet demek. Bu da bir balık tutma oyunu. Ayrıca “pond”, kulağa “bond” gibi geliyor. Buna bir de kapaktaki “üç yaşından küçükler için uygun olmayan ögeler içerir” uyarısını ekleyin. Tek bir adet satıldı mı merak ediyoruz.

    2 - Pesterminator: The Western Exterminator (1990, Color Dreams, NES): Gerçek bir haşere imha firmasının oyunu olduğu düşünülürse, isimde elbette o firmanın ismi geçmelidir. Yine de...

    1 - If It Moves, Shoot It! (1989, Broderbund, PC): Harika bir tavsiye, harika bir özet.

    Harika Blogger Teması: iWork




    JackBook iWork isimli Wordpress temasını Blogger'a uygun hale getirmiş. Renkli ve ajanda görünümlü temayı denemesini yapıyorum. Tema ile ilgili ayrıntıları ile ilgili yazımı daha sonra yazabilirim. Şimdilik tanıtmayla kalalım.

    Miniscule -1


    Fransız animasyon stüdyosu Futurikon tarafından hazırlanan videoda gözlerden uzakta kırlarda neler olduğuna göz atıyoruz. Böceklerin bilinmeyen dünyasına bakış atan eğlenceli bir film.

    Yaşamın Kıyısında (2007)


    Duvara Karşı 'nın Berlin Film Festivali'nde basın ve jüriye yapılan ilk gösterimi sırasında, filmin seyirciyi avcunun içine aldığı ve ödüle yakın durduğu fazlasıyla hissediliyordu. Birçok filmi bir anda analize boğarak izlediğiyle arasına mesafe koyan eleştirmenler, Fatih Akın 'ın duygusal anlamda transparan, heyecanlı ve dolambaçsız anlatımına sorgulamadan teslim olmuş gibiydiler. Duvara Karşı, hikayesinin melodramatik yoğunluğuna rağmen, doğallığıyla basit, net ve vurucu olup çoğu "festivallik" şekilde hazırlanmış filmler arasında fark yaratmıştı çünkü. Mesajları tekrar tekrar düşündükçe değil, anında seyirciyle buluşan bir filmdi.
    Ses getiren başarıların ardından kimi yönetmen kendi tarzını iyice formüle edip onun üzerine gider, kimi yeni bir yola sapmak, veya elini artırmak ister. Akın senarist ve yönetmen olarak önceki filmlerinin hepsinden biraz daha farklı bir yaklaşımı denemiş. Bazı tanıdık unsurlar var tabii yine: Duvara koşarken hız kesmeyen kahramanlar, Almanya Türkiye arasında seyahatler ve Büyük Londra Oteli gibi. Fakat bu sefer bambaşka bir sinemayla karşı karşıyayız.

    Yaşamın Kıyısında, Duvara Karşı ile birlikte bir üçlemenin parçası. İlk filmin teması "aşk" tı, bu filminki "ölüm", sırada ise "şeytan" var. "Ölüm" ün filmi, birbiriyle bağlantılı birkaç hikaye birden anlatıyor (Bremen'deki hikaye en etkileyici olanı. Onu tek başına uzun bir film olarak izlemeyi isterdim açıkçası.) Filmin en çarpıcı performansını sergileyen, daha önce Anam'da karşımıza çıkan ve umarım daha çok filmde görme şansını yakalayacağımız Berlinli oyuncu Nursel Köse, Yeter adlı bir hayat kadını rolünde. Alman dili profesörü olan oğlu Nejat (Baki Davrak) ile yaşayan yaşlı bir adam, Ali (Tuncel Kurtiz), Yeter'in hizmetinden çok memnun kalınca, para karşılığında onunla birlikte yaşamasını istiyor. Hikayenin diğer tarafında, Yeter'in çok uzun zamandır görmediği İstanbullu kızı Ayten (Nurgül Yeşilçay) var. Ayten devrimci bir örgüte üye; başı belaya girince sahte pasaportla Almanya'ya kaçıp annesini aramaya başlıyor. Ancak elinde pek az ipucu var. Ayten'in Hamburg'da tanıştığı Lotte (Patrycia Ziolkowska) ile ahbaplığı kısa sürede aşka dönüşüyor, böylece Lotte ve her daim çatışma halinde olduğu annesi Susanne (Hanna Schygulla) birlikte yaşamaya başlıyorlar. Bu noktadan sonra, trajik gelişmelerle hikaye İstanbul'a, Tuncel'in memleketi Filyos'a ve sinemada uzunca bir süredir modası geçmek bilmeyen bir "kesişmeler ve ironik tesadüfler" zincirine doğru sürükleniyor.

    Hikayenin kendi yolunda gitmekte olduğundan çok, çeşitli temalara ve tesadüflere kapı açmak istediği hissine kapılmamak çok zor. Zira Avrupa Birliği ya da Türkiye'deki anti-demokratik durumlar gibi birtakım son derece ağır mevzular, gerçek bir tartışma zeminine yol açamadan, filmde değinildiği ve hatırlatıldığıyla kalmış.
    Sanatçıların değişik arayışlara girmesi her daim takdiri hak eder. Ancak Yaşamın Kıyısında, Fatih Akın'ın bir sinemacı olarak karakterine neredeyse ters düşen bir film olmuş. Akın'ın belgesel adı altında geçen filmleri, Geri Dönmeyi Unuttuk ve İstanbul Hatırası bile, belgesel kalıplarına pek uymayan, deyim yerindeyse tamamen "kafasına göre takıldığı" işlerdi. Yaşamın Kıyısında ise, senaryodaki matematikle öne çıkıyor ve bakışını daha entelektüel bir çerçeveye oturtmaya çalışıyor. Başka bir deyişle, Fatih Akın'ın en iyi becerdiği işten, perdedeki kimyadan uzağa düşüyor.

    web detay fragman fest.

    SHANTEL


    Shantel bir numara en büyük, Berlin'den çıkan çılgın Romen... dediğimde görüldüğü gibi kafiye olmuyor. Ama Disko Partizani'de sizi nelerin beklediği konusunda bir fikir sahibi olabiliyorsunuz. Kısaca müzikal olarak gayet kafiyeli, uyumlu, Balkan müzikleriyle disko tınılarının buluştuğu tam da Türk dinleyicisinin kalbini yakalayacak bir albümden söz ediyoruz. Fatih Akın'ın Yaşamın Kıyısında'sının müziklerini de yapan Shantel, Fatih Akın'ın takımına da ortamına da girmiş gibi. Albümde daha önce Duvara Karşı'dan ve tabii İstanbul Hatırası: Köprüyü Geçmek filminden tanıdığımız Brenna McCrimmon da boy gösteriyor. Bolca nefesli ve balkan ezgisi dinlemek, Goran Bregovic'e bir selam çakmak ve Shantel'in kendi deyimiyle Anglosakson müzikler dışı bir yolculuğa çıkmak için esaslı bir fırsat.

    sözlük Albüm Satış Google

    GTA 4 Ekran Görüntüsü


    Daha önce Nisanda piyasaya çıkacağını yazdığım GTA4 için RocksStar Games tarafından on adet ekran görüntüsü yayınlanmış.

    OK Go - Here It Goes Again


    28,765,923 kişi yanılmış olamaz! YouTube’da rekorlar üstüne rekorlar kırmış, OK Go grubunun Here It Goes Again adlı harika parçalarına muhtemelen beş kuruş harcamadan çektiği video klip. İzleyin ve mümkünse evde deneyin .)

    OK Go - Here It Goes Again

    Fujifilm Finepix s1000fd


    Fujifilm tarafından Dünya'nın en küçük 12x optik yakınlaştırma gücüne sahip makinesi olarak duyurulan finepix s1000fd, kompakt yapısı, ileri amatör özellikleri ve fiyatıyla önceki modellerin satış başarısını devam ettirmek niyetinde.
    makinenin bazı özellikleri:

    Sex and The City Poster


    sex and the city bildiğimiz üzere 30 mayıs'ta amerikada vizyona giriyor. Filmin posterleride yayınlanmış. "get carried away" posterini buldum... Harika olmuş. Umarım Türkiye'de de aynı tarihde sinemalarda olur .)

    Ücretsiz Fontlar


    Diavlo serisinden

    Smashingmagazine bizim kullanışlı ve hoş görünümlü fontlar ararken zaman kaybetmememiz için son zamanlarda çıkan yüzlerce font arasından bir kaç tanesini seçmiş.Bu fontları kullanırken lisans dosyalarını okumamızı önermiş ve zaman zaman da bu lisansların değişebileceğini hatırlatmış.Fontların isimleri Newcastle, Anziano, Sovereign Inconsolata.

    Canlı Yayında Türban Taktı


    Flash TV'nin spikeri canlı yayında türban takarak son tartışmaları kendince eleştirmiş .)

    GoogleBoy Video'larını izlemet için Flash 7 veya daha yüksek eklenti yüklenmeniz gerekmektedir. Yüklemek için tıklayınız!!!

    Blograzzi Nereye Koşuyor !


    Herkez Blograzzi'yi biliyordur. Hani Arda Kutsal tarafından ilk açıldığında bloglarda büyük yankı yapan. Blogcular Blograzzi hakkında bir şeyler yazmıştır. Bende kendi has düşüncelerimi yazmak istedim. Amacım doğruları göstermek, Blograzzi yöneticilerini doğru yola davet etmek.


    İlk açıldığı gün bir başlık atmıştım Blograzzi hakkında. '' Bunu açtınız ama, Korsanlar sitenizi fethedecek '' diye. Şimdi Blograzzi'yi mp3 , forum, adult gibi blog olmayan türden korsanlar fethetdi. İlk açıldığı gün bir tane forum sitesi eklenmişti. Görmüştüm. Anında silindi. Göz boyama tabiki. ee bakıyoruz Blograzzi'ye şimdi korsan dolmuş. Artık bakmıyorlar, uğraşmıyorlar. Nedeni, dediğim gibi kıvamına geldiler, (Technorati ortaklığı, Mynet ile reklamlaşma, AdSense gelirler, vs). Adamlar parayı buldular, - banane yaw, ben paramı sayarım, gibi düşünüyorlardır.
    Birde Forum'da alakasız konularda almış başını gidiyor. Örnek olarak bir tane vereyim. Aysel Gürel Hayranlarını Bekliyorum, başlıklı konu. Yorumlar sizde başkada bişe demek istemiyorum.

    Şimdilerde ise blogcuların bir çoğu günlüklerini silmeye başladı. Gayet doğal. Blograzzi acaba nereye gidiyor,bekleyelim, görelim...

    Konu ile bahsedenler: [1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10]

    Flash Oyunlar -2

    Bu günlerde flash oyunlarla vakit harcıyorum. En eğlenceli olanları aşağıda görebilirsiniz. İyi oyunlar.



    Diğer Oyunlar için klikleyin.

    Power FM



    geveze

    Power Fm Erdil Yaşaroğlu'ndan yapılan karikatür ilanlarını çoğaltmış. Benim Favorim ise Havayı Koklayan Adam - Kızıl Dereli olan Arkadaşlar.

    Blogmani.com Beta


    Daha önce Pozitif PC sitesinden tanıdığımız Barış Atasoy tarafından BlogKazanı ve Blograzzinin birleşimi gibi olan blog mecmuası'nı test de olsa yayına sokmuş. Nasıl oluyor ki bu, yazar olarak bloglarınızı tanıtabilir, bloglardan haberler sunabilirsiniz. En popülerlerden biride siz olabilirsiniz. Daha henüz bişe yok, göremedim. Onun için erken mi oldu bu yazı?

    Bahsedenler: [1] [2]

    Tarkan BeyazShow'a Gelsin mi?


    Beyaz hakketen getirecek Tarkan'ı.Bir site açmış. Siteye girince ''Tarkan Beyaz Show'a Gelsinmi?'' sorusuyla karşılanıyorsunuz. Hayırı demek istesenizde emelinize ulaşamayacaksınız. Büyük ihitamalle gelecek Tarkan. Gelsin bakayım, Alman televizyonlarına çıkmasını bilyior, Türk Televizyonların hiç birinde göremedik. Devlet TRT'si hariç. Glede boynunun ölçüsünü görelim.Geliyormusun?

    Seçme Bloglardan Seçme Yazılar


    Dünya'nın en hızlı internet erişim teknolojisi quiknet Türkiye'de. Hayırlı Olsun, Yararlı Olsun!.

    Hafif.örg Doğum Kontrolü ve İmplant hakkında döktürmüş.

    Webrazzi.comGoMedia.tv’den interaktif diziler için global işbirliği adı altında Gökçen Karan tarafından yayına sokulan projeyi açıklamış.Oda güzel.

    Microsoft, son günlerde Windows 7 ‘nin sızan ekran görüntüleri ve videoları ile gündemde.

    Alexa Fight: Siteleri Birbirine Düşürün.

    MobilYazılar, iş başı yapmış ve apple'ın incesi macbook air ile görüşlerini belirtmiş.Yararlı oldu.

    TRT 2 de yayınlana ''Bilişim Rüzgarı'' adlı programa Ünlü Blogculardan Ferruh Mavituna katılıyor.Kaçırmayın derim, bizimlede bahsedin...

    Erman Haskan Haftanın Flash Oyunlarını seçmiş.Hepside güzel, hepside bizi bekler.

    Derginet, Cem Yılmaz'ın filmi A.R.O.G ile bahsi geçen oyunla düşüncelerini belirtmiş.

    Nahnu.örg Yeni nesil öğrenme gecirgecini tanıtmış.Öğrenin!

    Sabri GS'den ayrılıyormuş.Güle güle anacığım.

    Wordpress bağlantılarında yeni ipler kullanmış.

    Sınıf dizisinin meşhur müziği.DonjuanYasinden.Pardon Pinhaniden.

    YouTube yasağı geçti ama osman börütecene'ye bir mektup var.

    Mafiamax Google Olmasaydı diyor!.Halimiz dumandı diyorum.

    Yeni sosyalizm ağı icad edilmiş.girişin.

    Blogger T-Shirt



    GoogleStore'dan Blogge T-Shirt'i Gördüm. Bloggercı olduğumdan, t-shirti beğendim. Ön siparişini verdim.1 Haftaya elimde olabilirmiş. Birde GoogleBoy Logolu Özel T-Shirt Yaptırıyorum. GoogleStore da göremedim , özel yapılmıyor. Bende Tish-o.com.tr'den istediğim gibi yaptım, yolladım. Onlarda yollarlar.Geldiğinde üstümde olurlar.Seve sevede fotoğraflarımı çekip flickr'a koyabilirim.

    MiniClip.com Kurucusuyla Röportaj


    Divanesi olduğum miniclip.com 'un sahibi Robert Small, ile bir röportaj...

    DOST


    Dilimizdeki en güzel kelimelerden biri "dost". Arkadaşlık, akrabalık, yoldaşlık ve ya ülküdaşlık kavramlarının çok ötesinde bir kavram. İçinde güven, samimiyet, sevgi, fedakarlık, sırdaşlık gibi bir çok olguyu barındırıyor. "Eski odunları yakın, eski kitapları okuyun, eski dostlara güvenin" sözü, sanırım dostluk kavramını daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor. Günümüz dostlukları (!) biraz tartışma götürür. Hayat hızlandı, zaman çok büyük bir hızla geçiyor. İletişim araçlarının çokluğu ve gelişmişliği yaşam tarzımızda köklü değişiklikler yarattı. İkili ilişkilerde çok az zaman ayırıyoruz birbirimize. Hal böyle olunca da "dostluk" kavramı, bildiğimiz ve düşündüğümüz ayrıcalıklı halini kaybediyor.

    Dostluk üstüne çok fazla özdeyiş, atasözü olmasının sebebi de sanırım dostluğa , daha doğrusu gerçek dostluğa hepimizin duyduğu ihtiyaçtan kaynaklanıyor. "eski dost, dar gün dostu, gerçek dost " gibi sözler hep bir sıkıntı ya da özel bir anımızın sonunda dile getirdiğimiz klişe ifadelerdir. Bu gün siyasette ve uluslararası ilişkilerde sıkça kullanılan dost ve müttefik ülke, dostum falanca devlet başkanı vs g, bi içi boş ve tamamen siyasi içerikli söylemin , bahsettiğimiz dostlukla uzaktan yakından ilgisi yoktur. Bu tarz il, işkilerde olsa olsa belki" dostluk başka iş başka" sözü kullanılabilir. Zaman değişse de, teknik ilerlese de, günlük yaşam her saat ilerleme kaydetse ve biraz da ruhtan ve maneviyattan uzaklaşsa da dosta ve dostluğa hep ihtiyacımız olacak. Hep büyük bir sitemle söylenen"gerçek dost kalmadı, nerde o eski dostluklar" ifadeleri hala geçerli. En acılı anımızda, bir ölüm anında sarfedilen sözlerden biri yine "dostlar sağolsun" değil midir? Evet, dostlarımız hep olsun , hep sağolsun.

    Bizim için, ülkemiz için...Ancak ufak bir hatırlatmayı bir özdeyişle yapayım yine de, şu an sahibini hatırlamasam da :" Gerçek dostlarımı ancak felaket anımda tanıyabildim ama o zaman da onlara hak ettikleri değer ve yardımı yapabilecek gücüm yoktu artık ". Bunu söyleyen zamanın kudretli kişilerinden. Düştüğü gün söylediği bu sözü zihnimizin bir yerinde tutsak nasıl olur ? Sanırım iyi olur. Çünkü başkalarının tecrübelerini yaşadıktan sonra doğrulamak doğru olmaz herhalde. Sevgiyle ve dostlukla kalmanız dileğiyle.

    Flash Oyunlar




    Bu hafta itibariyle flash oyun dünyasındaki en popüler oyunlarla karşınızda olacağım. Önce test ettikden sonra güzel bir tat alabilirsem sizlerede oynattıracağıma söz veriyorum . :) İşte en popüler flash oyunlar;

    Big Jump Challenge, Monster Truck, Youda Camper, Overkill Apache, Overkill Apache , LeafWorty

    AROG: Gora Devam Filmi


    Cem Yılmaz Gora'nın Devamı Niteliğinde Çekeceği Arog'la Taş Devri Dönemine Doğru Yolculuğa Çıkartacak! Filmin 3 Dakikalık fragmanı internet'de izlenme rekorları kırıyormuş.CemYılmaz yapıtı olduğu için . :) Filmde Cem Yılmaz'a Özge Özberk ve Zafer Algöz'ün de aralarında bulunduğu bir kadro eşlik ediyor. Girsinde gidelim...

    Cnet Türkiye


    Dünya'nın önde gelen teknoloji portakallarından CNET.Com Mynet sayesinde Türkiye'de yayında.Ama pek yararlı olamayacağa benziyor. Mesela Blogların fendi Bildirgec.örg'de pek iyi karşılanmamış cnettürkiye.com . Bir çok yanlışlarla yayında. ee ne diyelim daha yeni.ufacık, tefecik, büyüyeceğine inanıyormuyum ?, -HAYIR!

    Blogger ROLLY ve ROLLY v2 Temaları


    Widget desteği ve 2 sütunlu haliyle ''ROLLY'' ve ''ROLLY v2'' adını verdiğim temalarımı sizlerle paylaşmak istedim.. Kendi blogumda severek kullandım, ama artık yeter dedim. Sağ taraftaki her iki sidebar için de renkleri kendiniz seçebilirsiniz. Pembe ve siyah ağırlıklı Temanın uygulandığı bir örnek için KISADALGA! , Sarı ve Pembe renklerin uyğulandığı KONANDAİRE sayfalarına bakabilirsiniz. Dediğim gibi renkleri yinede siz belirleyebilirsiniz. GoogleBoy Weblog'daki başlık benzeri logolarınızı HTML kısımından vicecitysss.gif dosyasını editleyerek yapabilirsiniz. Yanlız temanın bana ait olduğuna dair footer' a Tasarım by Harun Demirbaş olarak birde bağlantıyı vermeniz daha sevap olacaktır. :) Keyifli kullanımlar dilerim.

    ROLLY V2 TEMASI İndir

    ROLLY TEMASI İndir

    Temayı Değiştirmelimiyim?


    Çok fazla sürmeden yaptığım değişik temaları kullanıyorum.İlk kullandığımda: budur, bunu değiştirmeyeceğim!. diyorum.Ama vakit geçmeden sıkılmaya başlıyorum.Renksizken renkliye, renkli iken renksize geçmeyi planlıyorum.

    Şimdiki kullandığım temamı bırakıp, sade ve kullanışlı bir temaya geçiceğim.Ama bir yandan da -Sakın haa! dediğimi duyabiliyorum.

    ne diyorsunuz; Renkli bir temayı bırakıp, nereye lan mı diyorsunuz, yoksa dur ulan durduğun yerde, mi diyorsunuz ?

    GTA IV ÇIKIYOR !


    Rockstar Games, yılın merakla beklenen oyunu Grand Theft Auto IV için sonunda bir çıkış tarihi belirlemiş. Oyun Xbox 360 ve Playstation 3 için eşzamanlı olarak 29 Nisan 2008'de çıkacakmış.Dilerim beklediğim gibi olsun. Bu arada Yeni adamımız ne kadar Psikopat olursa o kadar iyi :)

    iPod Nano Pink


    Apple, iPod nano serisine sevgililer gününe kısa bir süre kala pembe renkli modelini ekledi. Firmanın hedefi ise, modelin sevgililer gününde hediye olarak verilmesiimiş. Duyurusuyla birlikte yurtdışında satışa sunulan 8GB kapasiteli iPod nano'nun fiyatı 199$. 2-inç ekranlı nano tek şarjla 24 saat müzik çalabiliyor veya 5 saat video oynatabiliyormuş.Alınmalı mı ?, bir an önce...

    Yasak izlesene.com'a yaradı !


    Yerli video paylaşım sitesi izlesene.com, YouTube'un da aldığı erişim cezalarının da etkisiyle, son bir haftada ziyaretçi akınına uğradı. izlesene.com'un ziyaretçi sayısının geçtiğimiz hafta ikiye katlanarak 650 bin sınırını geçti duyuruldu.

    İzlesene.com'un günlük yeni üye sayısı da 4.5 kat kadar artarak 4.500'e yükseldi. Siteye her gün eklenen video sayısı da bu oranlara paralel olarak 3.5 kat artış göstererek, 600'den 2.100'e çıktı.Maşallah Yerlim Malı, Yurdum Malı Herkes Bunu Kullanamalı...

    YouTube Açıldı !


    YouTube çeşitli nedenlerden dolayı kapanmıştı. Bizde siteye girmek için binbir oyun düzenlemiştik.1 2 Bunlara gerek kalmadan, yasaktan 4 gün sonra nihayet açılmış.Hayırlısı diyoruz, bir daha kapanmamasını istiyoruz !

    Blog Takipçileri


    Dünyayı blog yazarları ve onların yazdıkları kasıp kavuruyor. Öyleki, en çok ziyaret edilen gazete, magazin gibi internet siteleri bile normal sayfaları dışında blog bölümlerini oluşturdular. Ticari amaçlı şirketler bile okurlara ve müşterilere daha yakın olabilmek amacıyla sitelerine blog makyajı uyguladılar. Hal böyleyken, ülkemizde blog durumu nasıl diye etrafı kurcalayıp duruyorum. Özellikle blog takip siteleri, blogların okur edinmesinde ve kalitenin yükseltilmesinde çok önemliler. Aşağıda blogları takip eden siteleri bulacaksınız, unuttuğum kısımlar ve siteler için yorumlarınızı dört gözle bekliyorum.


    Buzla.com

    Buzla, kendi eklediğiniz yada Buzla’nın önerdiği blogları takip etmenize imkan veriyor. Yabancı sitelerden örnek olarak bloglines gösterilebilir. Ayrıca, site kullanıcıların en çok takip ettiği siteleri ve blogları yayınlıyor. Çok başarılı bir başlangıç olmuş. Bloglines’ın tasarım ve kolaylık konularında katettiği yolları geçtikçe daha da iyi olacağına inancım tam.

    Bloglardan.com

    Bloglardan, adı üzerinde diğer blogların son konularına hızlı erişim imkanı tanıyor. Fikir yeni değil ama bizde örneği yoktu. Şu anda kendi bloglarınızı eklemenize izin verilmiyor fakat ileride bunun olacağı yazılmış. Çok kullanışlı ve daha da kullanışlı olacak, eminim.

    Oyyla.com

    Beğendiğiniz bir blog yazısını Oyyla sistemine ekliyorsunuz ve puanlıyorsunuz. Ne kadar kişi ekler ve puanlarsa, yazının popülaritesi o kadar artıyor. Bir nevi Digg. Faydalı bir servis fakat bu gibi servisler okurlara çok bağlı. Eğer yeteri kadar okur puanlamaya ve yazı bağlantısı eklemeye özen göstermezse, bu ve bunun gibi servisler gelişemeyecektir. Oyyla gibi sitelere yazıların kolayca bağlantı olarak eklenebilmesi için, blog sitesi sahipleri için etrafta bolca eklenti de mevcut belirteyim.

    Linkibol.com

    Oyyla’nın benzeri. Oyyla hakkında tüm söylediklerim Linkibol içinde geçerli.

    Webiket.com

    Bir diğer blog yazı bağlantısı sitesi. Bu 3 site de aslında çok başaralı. Fakat söylediğim gibi, bu gibi servislerin gelişmesi için hem blog sahiplerine hem de okurlara büyük iş düşüyor. Blog sahipleri gerekli linkleri ve araçları okurlara sunmalı, okurlar da üşenmeden beğendikleri yazıları eklemeli.



    RenkliBlog'un mastermax'ı Erman Haskan tarafından Blogger alt yapısıyla açılmış.Harika tasarımı var.Renkler birbirine uymuş.Çeşitli blogları gezip en iyi yazıları seçip ''BlogLinkleri'' ne kaydediyor.Başarılar.

    Popiket!

    Bu takip blogu ise ben tarafından açılmıştır :). Blogların en beğenilenlerini bir yerde topluyorum.Daha yeni.Üstünde biraz oynamaya başlayacağım.yarın yada yarından daha yakın.

    2 Güzel Blogger Teması


    Fresh Blogger Teması


    Fresh Blogger Template ScreenShot


    Bu temayı kullanmayı çok isterim.Üzerinde bi kaç değişiklik yaparsanız, harika bişe olacağını göreceksiniz...


    Demo İndir


    Sodelicious Black Blogger Teması


    Aynısı için bundada geçerli.Siyah yerine Beyaz kullanmayı öneririm.

    Demo İndir

    ''Diğer Blogger Temaları için üfleyin...''

    RSS İkonları


    Yeni ve gösterişli Rss ikonları aradınız ama sonuç negatif :). Buyrun buradan en kalitelilerini indirebilirsiniz. unutmadan burada da var!. [via]

    Kirli Sırlar / The Good Shepherd


    A Bronx Tale 'den (1993) bu yana ilk kez yönetmenliği üstlenen Robert De Niro 'nun büyük bir emeli var: II. Dünya Savaşı sonrasından 1961 Küba'daki Domuzlar Körfezi olayına, CIA'in öyküsünü anlatmak için tek bir kurmaca karakteri, Edward Wilson'ı (Matt Damon) kullanmak. İkibuçuk saatlik bir süre söz konusu olsa bile, çiğneyebileceğinden fazlasını yutmak diye buna denir. Ama yine de De Niro'nun girişimini takdir etmek lazım. Yakışıklı bir prodüksiyon yapıp (Robert Richardson bir kamera tanrısı), casus filmi klişeleri yerine gerçeklerin peşine düşüp, rolleri de ağırlığı olan isimlere dağıtmış. Filmde içe doğru patlayan performansı Baba II'deki Al Pacino'yu hatırlatan Damon dışında, onun mutsuz karısı olarak harcanan Angelina Jolie, ve Alec Baldwin, William Hurt, John Turturro, Billy Crudup, Michael Gambon ile De Niro'nun kendisi var. Şu an bu listeye devam edebilirdim, problem de bu. Film Edward'ın karısıyla, sağır metresiyle (Tammy Blanchard) ve kırgın oğluyla yaşadığı domestik sorunlardan daha fazla vakit ayrılmayı hak eden, ancak gelişmeye fırsat bulamayan karakterlerle dolu.

    Film şimdiki zamanla geçmiş, yani Edward'ın bir Yale öğrencisi olduğu ve gizli cemiyet Skull and Bones'a alınarak gizli kapaklı işlerin içine çekildiği zaman arasında gidip geliyor. The Good Shepherd, insani değerlere ihanet eden bir hükümetin etkileri üzerine derinlikli bir şeyler söylemek istiyor, ama nabzı olmayan bir filmde seyirci olarak bunları didiklemek çok zor.


    web imdb fragman Google

    En Sevdiğim Fontlar


    Şu sıralar fazla font indiriyorum.Nede olsa tasarımcıyım :) En sevdiğim fontları paylaşacağım.Belki işinize yarayabilir.


    GTA Fontu indir


    Diploma indir


    Electiric Style indir


    Aardvark Cafe indir


    Cocon Font Serisi indir


    Pars yazı fontu (bank Gothic Medium BT) indir


    Smile ADSL font indir


    JustOldFashion indir


    ClassizismAntiqua indir


    Blue Highway indir


    Fontin indir


    Hydrophilia indir


    Şimdilik bunları seviyorum.Beğendiğim olursa sizlerle paylaşacağım.

    Tepemde Uydu Var!


    Yazın ortasında güneşli bir Pazar gününü düşünün. Uzun zamandır işten güçten fırsat bulamadığınızdan tatil de yapamamışsınız. Üstelik güneş görmeyen vücudunuz da yazın ortasında bembeyaz kalmış. Hatta deniz kenarına gittiğinizde ortaya çıkacak olan amele yanıklarından ötürü sıkıntı duyma ihtimali aklınızın bir köşesinde yer edinmiş. Tam o sırada beyninizde şahane bir fikir parlıyor. Evinizin terası ne güne duruyor? Çıkıp güneşlenseniz kimselerin görmeyeceğini düşünerek güneş kreminizi alıp terasın yolunu tutuyorsunuz.

    Buraya kadar herşey güzel gözüküyor. Hatta güneşlenip bronz bir tene kavuştuğunuzda bile herşeyin normal olduğunu söyleyebilirsiniz. Ama bir gün evinize Google Earth'ten bakmak istediğinizde çatıda sere serpe uzanmış halinizle karşılaşmanız mümün.

    Bu anlattıklarım bir hikaye gibi gözükse de tamamen gerçek.Yukarıdaki resimde sadece bir örneğini görüyorsunuz. Buraya tıklayarak Google Earth'e yakalananların bir listesini görebilirsiniz. Bir uydu paranoyamız eksikti, o da geldi tam olduk...

    YouTube engelini aşınız !


    Daha önce burada kısaca belirtmiştim.Şimdi uzun uzun anlatayım.teker teker.


    YouTube'a erişimin bir haftada iki kez engellenmesinin ardından çoğu kişi DNS adreslerini değiştirerek bu yasağı deliyordu. Ancak artık Türk Telekom bu açığı kapattı ve DNS adresini değiştirmek fayda etmiyor. Çünkü artık IP adresleri de kontrol ediliyor.

    Ancak hala çareler tükenmiş değil. Örneğin buraya tıklayarak YouTube'a erişebiliyorsunuz. Bu tür web tabanlı sunuculardan yüzlercesi var ancak bu sitelerde bazen ciddi hız problemleri olabiliyor. Proxy.st adresinde kullanabileceğiniz web tabanlı proxy'lerin yüzlercesinin adresini bulabilirsiniz. Hatta anonymouse.org, hidemyass.com gibi adresleri de aklınızda tutabilirsiniz. Ancak daha pratik bir çözüm daha var.

    Torpark
    Türkçe dil desteği de sunan ve tamamen ücretsiz olan Torpark, Firefox'un motorunu kullanan bir yazılım. Torpark'ı Mozilla ya da Firefox kullanıyorsanız bir eklenti, kullanmıyorsanız başlı başına bir tarayıcı gibi değerlendirebilirsiniz. Torpark çalışmaya başladığında bir Firefox penceresi açılıyor ve tarayıcının altında sizin için atanan sahte IP numarası yer alıyor. Bu sahte IP numarası belli aralıklarla sürekli değişiyor. Bu sayede bütün yasaklı sitelere erişebiliyorsunuz.

    Tarayıcı bağımsız IP gizleme
    Eğer kullandığınız tarayıcıyı değiştirmeden bir çözüm arıyorsanız o zaman Hide IP gibi bir program kullanabilirsiniz. Bu program hangi tarayıcıyı kullanıyor olursanız olun, IP adresinizi sürekli gizleyerek hem daha güvenli bir internet gezintisi yapmanızı sağlar ve arkanızda iz bırakmaz hem de yasaklı sitelerle ilgili sorunu ortadan kaldırır.

    YouTube Kolayca Girin !


    Bildigimiz üzere YouTube mereti TürkTelekom tarafından yasaklanmıştı. Bu adrese tıklayarak gönül rahatlığıyla dolaşabilirsiniz. Programa falan, kafanızı yoracak hiç bişeye gerek yok :)

    Ozaman Hep birlikte söyleyelim;

    Sakıncasız internet ttnet ttnet tertemiz bir internet elbet ttnet..!! Hani bunun sakıncasızı?

    Amerikan Gangsteri (2007)


    Denzel Washington ve Russell Crowe gibi iki büyük oyuncuyu kadrosunda barındıran “Amerikan Gangsteri” 18 Ocak’ta gösterime girdi. 1970’li yılların Amerika’sının bilinmeyenlerine ve arka sokaklarına doğru bir yolculuk biz sinema severleri bekliyor.

    1970’li yıllarda New York’ta polisler arasında yozlaşma en tepe noktasına ulaşmıştır. Vietnam Savaşı da yıkıcı etkiler yapmaya devam etmektedir. Ülkeye her gün ceset torbaları içinde Amerikan askerleri getirilirken, Vietnam’da ölmeyecek kadar ‘şanslı’ olanlar ise türlü ruhsal sorunlarla geri dönmektedir.

    Bu ortamda Harlem’de siyahî Amerikalıların yaşam sürdüğü yerlerde çete patronunun ölmesi, patronun sürücüsü Frank Lucas’ın (Denzel Washington) Amerikan Rüyası’nı gerçekleştirmesine imkân vermiştir. Frank Lucas zekâsı ve sağlam iş ahlâkı sayesinde şehrin yeraltı dünyasını yönetmeye başlar. Lucas sadece bir suç örgütü lideri değildir, aynı zamanda sivil ve meşru bir süperstar haline de gelmiştir.

    Yozlaşmış polislerin arasında dürüstlüğü sebebiyle dışlanmış olan Richie Roberts (Russell Crowe) sokaklarda dönen kirli işleri ve bunların yeraltı bağlantılarını engelleyebileceğini düşünmektedir. Birisinin tüm bu işlerin arkasında olduğuna ve yürüttüğüne inanmaktadır. Hem Lucas hem de Roberts'ın kendilerini diğerlerinden ayıran ahlâki açıdan değişmez ve sert kuralları vardır. Bu kurallar onları kanun karşısında tek başlarına bırakmaktadır. Bu iki adamın kaderleri birbirleriyle kesişir ve sadece birisinin zirveye çıkacağı bir hal alır.


    Yılın en çok beklenen filmlerinden biri olan Riddley Scott’ın "Amerikan Gangsteri" filmi daha gösterime girmeden Martin Scorsese’nin 2006 yapımı filmi “Köstebek” ile karşılaştırılmaya başlanmıştı. Fakat filmin gösterime girmesi ile birlikte iki film bariz bir şekilde birbirlerinden ayrıldılar. "Köstebek" gangster filmi olarak bu tür üzerinden yürürken "Amerikan Gangsteri" ise gerçek bir hikâyenin üzerine oturtulan bir senaryodan ilerlemekteydi. Hatta filmle ilgili beklentiler çok çok daha büyüktü ve film Riddley Scott’ın daha gösterime bile girmeden Oscar kazanacağı film olarak lanse edilmişti. Tabii ki bu kadar büyük beklentilerin sonucunda filmi eleştirenler de oldu. Yine de filmin Oscar’ın önemli adaylarından olacağını düşünüyoruz.

    Filmin iki usta başrol oyuncusu Denzel Washington ve Russell Crowe’un sergilediği oyunculuklar da filmin diğer önemli artılarından. Gerçekten 1970’lerin havasını ve siyahî bir çete lideri ile kaybeden ve buna bir son vermek isteyen polis rollerinde oldukça başarılılar.

    İyi yazılmış senaryosu, dikkatli yönetimi ve sağlam oyunculuklarıyla “Amerikan Gangsteri”, yılın önemli filmlerinden biri.

    Fragman

    Youda Camper


    Harika bir oyun ile karşınızdayım :). Bu seferki oyunumuz Youda Camper. Youda Camper ile hayalinizdeki kamp sitesini oluşturmak. Amacımız kampımızı mümkün olduğunca çok ziyaretçinin kullanmasını sağlamak ve böylece gelirimizi artırmak.Oyunu Buradan indirebilirsiniz. Buradan miniclip'teki flash oyununu oynayabilirsiniz.

    Windows Vienna


    Öncesinde Blackcomb daha sonra Vienna kod adını alan, Microsoft'un Vista'dan sonraki işletim sistemi Windows 7, TG Daily sitesinin haberine göre 2009'un ikinci yarısında gelecek. Sitenin edindiği bilgiyi doğrulayan kurumlar olmuş hatta söylenene göre Windows 7'nin Milestone 1 (M1, Aşama 1) kodu partnerlere gönderilmiş. Şu aşamada Microsoft, Vista'nın pazarlama stratejisi bakımından sessiz kalıyor. Eğer söylenen gerçek olur ve 2009-2010 yılı gibi yeni işletim sistemi gelirse belki de XP kullanan çoğu kullanıcı Vista'ya geçmeden Windows 7'ye terfi edecek.

    Microsoft'un sadece 25mb yer kaplayan ve grafiksel kullanıcı arayüzü içermeyen (komut satırından işlemler gerçekleştiriliyor) indirgenmiş işletim sistemi MinWin de partnerlere gönderilmiş. Atanmış görevleri yapacak (örneğin tanıtımında olduğu gibi Http Web Sunucusu) böyle bir işletim sistemi donanım maliyetini de çok aşağılara çekecek.

    Microsoft'un Tablet PC ekibinde görev yapmış Hilton Locke, Windows 7 işletim sisteminin yeni dokunmatik özellikleri olacağını belirtmişti. Ayrıca aynı kişinin "iPhone'un dokunmatik arayüzünü beğendiyseniz Windows 7 ile gelecek yeniliklerden oldukça etkileneceksiniz" şeklinde iddialı bir açıklaması da var. Buradan anlaşılıyor ki Microsoft yeni nesil işletim sisteminde dokunmayla kontrole odaklanacak.

    Windows 7'de dikkat çeken diğer konular Windows Media Center'ın yeni sürümü ve farklı üreticilerin ekran kartlarının karma olarak kullanılabilmesi olacak. İşletim sistemi 32-bit ve 64-bit sürümlerinde satışa sunulacak.

    Kaynaklar: I4U, wikipedia, tgdaily

    Grafiport.com


    Grafikerler için tasarlanmış İnternet sitesi Grafiport, yayın hayatının bu ilk ayında tüm grafikerleri bekliyor.

    Grafiport'un açılış tarihi 1 Ocak 2008. Yeni bir site, ama içerik ve içeriğin sunumu açısından oldukça başarılı diyebiliriz. Sitede tasarım haber, video, Graf-İK, rehber, forum, clip art, fontlar gibi tüm grafikerlerin ilgisini çekecek başlıklar bulunuyor. Ayrıca firma logolarına rahatça ulaşabileceğiniz Logoturka da Grafiport bünyesinde yoluna devam ediyor.

    Adnan Çalışkan ve Bülent Yüksel tarafından hazırlanan Grafiport'un hedefi alanında etkin bir portal olmak. Grafiport'a İnternet'e hoşgeldin diyor, bu hedeflerine ulaşmaları konusunda başarılar diliyoru-(m) (z).

    www.grafiport.com

    MySpace Türkiye


    Facebook’un Türkiye’de ne kadar popüler olduğunu görmek için gözlük takmaya gerek yok. Hatta son zamanlardaki popülaritesinin daha önceki favori sosyal platformumuz “MSN Messenger”ı geride bıraktığını söyleyebilirim.


    Türk gençliğinin internetten sosyalleşmeye ne kadar meraklı olduğunu Facebook sayesinde fark eden bir diğer “sosyal ağ” devi MySpace, Türkiye ofisini yakın zamanda İstanbul’da açacakmış. MySpace yetkililerinden Travis Katz’ın söylediğine göre Türkiye firmanın tam aradığı potansiyele sahipmiş. “Türkiye nüfusunun %30’u 18 yaş altında, yani tam aradığımız topluluk” diyen Katz, MySpace İstanbul ofisini yakın zamanda açacak gibi gözüküyor.Uzun sürmesin diyorum.

    23 ülkede ofisi bulunan ve yerelleştirilen MySpace’in İstanbul, Moskova ve Bombay ofislerinin de yakında açılması bekleniyor.e hadi bakalım.erken alan yol alır.

    Türkiye'nin nüfusu


    Türkiye'nin yeni nüfusu ''2007 sonu'' itibariyle İçişleri Bakanı Beşir Atalay tarafından açıklanmış.

    Eğlencelik Linkler



    Bi süre önce keşfettiğim bu zevkli oyunu sizlerle paylaşmak isterim.
    Amaç resimde görülen kişilerin hepsini bir sal yardımıyla karşı kıyıya geçirmek.Kurallar basit.

    Zamanında çogumuzun sınıfta tahta karşısında oynadıgımız o çoban kurt kuzu oyununa benzer zevkli bişey.
    Linke tıkladıgınızda görünecek olan o yuvarlak mavi butona basarak oyuna başlayabilirsiniz.
    Burada kurallar yazıyor(???) ama okuyamayanlar için kuralları basitçe söyleyim.


    Sala en fazla 2 kişi binebilir,anne erkek çocuklarla baba kız çocuklarla kalamaz ve polis olmadan hırsız aileden biriyle yalnız kalamaz.ve salı kullanmayı sadece anne,baba ve polis biliyor.Bakalım sizi ne kadar ugraştıracak bu basit oyun.

    Ayrıca mevcut siteden Arnold Schwarzenegger'in filmerinden bazı replikleri dinleyebilirsiniz, Farkli bi adresten buldugum Japonlar ve ingilizce üzerine olan bu eğlenceli videoları izlemenizi tavsiye ederim.

    Doğum Günü Olan?


    Doğum günlerinde akla gelir hep: başka başka balonlar olsun, başka başka pastalar olsun, çocuklar neşeyle dolsun, şeklinde bu devam eder.

    Önce pasta yapayım, sonra da oraya buraya balonlar atayım demek niyeti taşıyorsanız, kolay: linklerdeki siteler pek yardımsever gibi.

    Haftanın Özeti 14 - 21 Ocak


    Yeni bir başlanğıç yapalım.Artık Hafta'nın en iyi yazılarını seçelim.Bu hafta'dan başlayalım.Bu hafta'nın en popüler yazıları;

    Önce tasarımımızı renksizken, cıvıl cıvıl yaptım. -->>

    YouTube yine Yasaklandı! -->>

    Apple'ın en ince bilgisayarı MacBookAir -->>

    Blog'un içerik raporlarını yazmışım. -->>

    Brezilya kökenli geleneksel bir dans ve savunma sanatı olan Capoeira -->>

    MacBookAir'in işlemciside belli olmuş. -->>

    Arı Filmi / Bee Movie (2007)


    Jerry Seinfeld'i bir filmde ortak yazarınız, ortak yapımcınız ve oyuncunuz yaparsanız, bunun kahkaha açısından son derece büyük bir getirisi olacağı açık. Ama perdede Jerry'yi görmek isteyenlerin biraz daha beklemesi (ya da 2002 yapımı harika belgeseli Comedian'ı izlemesi) gerekecek. Arı Filmi bir animasyon, ve bir arıyı Jerry gibi göstermek gerçekten zor - sarı ve siyah hiçbir zaman onun renkleri olmadı. Yıldızımız tarafından seslendirilen arı Barry B. Benson'ın bir komedi anteni olduğu kesinse de, Seinfeld'i bir TV markası yapan o donuk komedi anlayışı yok burada.

    Arı Filmi, zor anlaşılanı satmaya çalışmaktansa mizahın durumun içinden çıkmasına izin vererek skor yapıyor. Durum şu: Barry ve arı kankası Adam (Matthew Broderick*) okuldan yeni mezun olmuşlar. Adam köle usulü çalışma düzenine hazır, Honex şirketi için bal yapacak. Ama Harry'nin, arı kovanının ötesinde bir hayali var. Büyük dünyadaki çiçek tohumu oyunlarına katılmak istiyor (Manhattan'ın ilk görüntüsü çok tatlı). Ve katılıyor da. Önce bir tenis topunun etrafında haşatı çıkıyor (iyi sahne) ve sonra da bir kamyonun ön camında (daha da iyi bir sahne) Mooseblood adında bir sivrisinekle (Chris Rock) çılgın bir yolculuğa çıkıyor. Barry bir insanla, çiçekçi Vanessa'yla neredeyse işi pişiriyor - eğer duyu organının çiçekçinin elini bir hoş ettiği sahneyi fazladan yoruma tabi tutmuyorsam.

    Seinfeld, Spike Feresten, Andy Robin ve Barry Marder'in yazdığı senaryo Aşk Mevsimi / The Graduate* diğer yetişkin filmlerine göndermede bulunuyor. Tabii bu göndermeler, çocuk yaştakilere bir şey ifade etmeyecek; özellikle de Barry, arı yapımı balı hiçbir finansal karşılık olmaksızın aldıkları için insanları dava etmek üzere iri kıyım savcı Layton T. Montgomery'nin (John Goodman) karşısına çıktığında. Simon J. Smith (Shrek 4-D) ve Steve Hickner (The Prince of Egypt) tarafından yönetilen film, final bölümüne, Oprah, Sting ve Ray Lioatta'nın kısa performansları dahil çok fazla durum sıkıştırıyor. En iyi halinde, şeyi anlattığında, daha doğrusu hiçbir şey anlatmadığı anlarda, kurnazca komik Arı Filmi gerçekten cazip bir film.

    web imdb fragman

    Street Fighter IV




    Uzun zamandır sadece logo ve bir adet resim ile yetindiğimiz Street Fighter IV'ün oynanış videosu geçtiğimiz hafta yayınlanmıştı. Şimdi de yapılan bir açıklama ile oyunun oynanabilir versiyonunun Japonya'daki Japanese Amusment fuarında görücüye çıkacağı açıklanmış. Fuar 15 Şubat tarihinde kapılarını açacak.

    Google Anasayfasından Reklam Yapıyor




    Bu sabah (21.01.2007) Google'ın anasayfasında Laskeb.com'a ait ''Anatrim'' reklamını yine gördüm.Reklam gitmek bilmiyor.Google reklam politikasını değiştirerek, anasayfaya reklam alıyor artık.Daha öncede burada belirtmiştim.Dediğim yine oldu mu?

    İki resimini yakaladım.Buyrun (1) - (2)

    MacBook Air işlemcisi


    Genel hatlarını biliyoruz, Apple ince bir bilgisayar yapmak istedi, Intel de "hay hay" dedi, ancak bilişim teknolojisi dünyasının aklında şu soru asılı kaldı Macworld 2008'in açılış gününden beri. "Madem bu kadar ufaltabiliyordun bu işlemciyi, neden daha önce yapmadın?"


    Raporlara göre Intel'in 65nm'lik Merom mimarisi üzerine geliştirilmiş, 800 MHz veriyolu hızı kullanan işlemci, Intel'in esasında 2008'in ilerleyen günlerinde bizzat şirketin kendi ürünü olacak Montevina dizüstü bilgisayarları için ürettiği modelmiş.


    Intel, kendisine ayırdığı bir işlemciyi MacBook Air'in kalbine yerleştirmiş.
    Standart paketten oldukça küçük bir yonga kullanan işlemci yine Intel'in entegre grafik kartı kullanan 965GMS yongaseti ile birlikte geliştirilmiş. Bu birliktelik yüzde 60 oranında alan kaplamış.


    "Vay be" diyerek hülyalara dalmayan Intel, aynı zamanda işlemcinin 20W güç harcamasını sağlamış (Standart Core2Duo mobil işlemciler 35W değerine sahip).

    MySQL artık SUN'un


    Dünyanın en popüler açık kaynak kodlu database yazılımı olan MySQL, Sun microsystems tarafında 1 milyar dolar karşılığında satın alındı. Çok yeni bir haber. Peki, Sun'ın MySQL AB'yi alması ne anlama geliyor?

    Öncelikle MySQ'in ne kadar büyük olduğunu ve ne kadar yaygın kullanıldığının altını çizmek lazım. Google ve Facebook gibi büyük sitelerden bankalara; büyük işletmelerden en ufak işletmeye; büyük yazılım projelerinden ufacık yazılım projelerine kadar nereydese tüm yazılım alanlarında MySQL veritabanı sistemi olarak tercih ediliyor. MySQL o kadar yaygın ki, özellikle web'in çok çok çok büyük bir çoğunluğu yazılımlarını MySQL üzerine inşaa etmiş durumda.


    MySQL'in bugün çok güçlü noktada olmasının sebeplerinden bir tanesi de, artık firmaların açık kaynak kodlu veritabanı sistemi kullanmak istiyor oluşu. Zira kaynak kodlara erişip optimizasyon yapmayı, olası sorunlara çok hızlı bir şekilde kodlara erişip müdahele etmeyi istiyorlar. Büyük çaplı işletmeler, kullandığı veritabanı sistemlerinin açık kaynak kodlu olmasının yanında iyi destek, yani kurumsal destek verilebiliyor olmasını da istiyor.


    MySQL bir çok şirketin ve yazılım temel taşı olunca, Sun Microsystems'ın bu hareketinin sebepleri çok rahat bir şekilde anlaşılıyor. Sun, MySQL'i satın aldıktan sonra yapacağı ilk iş global destek hizmetlerini geliştirmek gibi duruyor. Sun, hem MySQL topluluğunu şu ankinden daha iyi yere taşımayı hedefliyormuş hem de kurumsal destek konusunda iyi hizmet vermeyi planlamaktaymış.


    Peki Sun, MySQL'i şu an olduğundan daha iyi yere taşıyabilir mi? Umarız taşır. İlk akla gelen soru, MySQL'in bundan sonra açık kaynak kodlu ve ücretsiz kalıp kalmayacağı. Bu konuda herhangi bir değişiklik görünmüyor zira Sun'ı açık kaynak koda verdiği destekten biliyoruz: Java, ZFS, NetBeans, OpenOffice ve OpenSolaris gibi.


    Sun, kendi platformu için Oracle'i optimize etmişti ve Solaris üzerinde çalışan temel uygulamalardan birisi Oracle. MySQL ile benzer optimizasyon için çalışmıştı. Son olarak artık Solaris polatformunda PostgreSQL de desteklenmeye başlanmış ve gerekli optimizasyonlar yapılmış. Sun'ın şimdi müşterilerine sunacak alternatifi çok; özellikle MySQL gibi çok fazla kullanılan bir veritabanı sistemi için "kurumsal destek" konusu onlar için iştah kabartıyor olmalı. Sun'ın başkanı Jonathan Schwartz'ın kendi yazdığı blog yazısında MySQL'i aldıktan sonra gerçekleşecek adımları, "kurumsal destek", "şu anki MySQL topluluğunu daha iyi yere taşımak" ve kendi platformları için MySQL'i çok daha fazla optimize etmek ve performansı üst seviyelere çıkartmak olarak gösterilmiş(Java ve Solaris için). Aynı zamanda üniversitelere yapılacak akademik yardımlarla açık kaynak kodlu yazılım geliştirilmesine katkı sağlamak istiyorlarmış. Bu satın almada altı çizilen noktalardan birisi, MySQL'in LAMP (Linux + Apache + MySQL + PHP) ile büyüdüğü ve Sun'ın bu bozmaya niyetinin olmadığı. Zaten bozarlarsa akılsızlık olur.


    Önemli bir konu da şu: Sun, MySQL gibi web'in temel taşlarından birisini satın alarak, bundan sonraki büyük projelerde platform konusunda ağırlığını koyabilir mi? Web ekonomosi için temel taş olabilecek mi? Sun'ın böyle bir hayali var anlaşılan. Gelişmeleri takip ediyor olacağız.


    Konuyla ilgili olanlar için alakalı bağlantılar şöyle:


    Command & Conquer: Tiberium Videosu


    Electronic Arts, C&C Tiberium için ilk videoyu bugün yayınladı. 2 dakika uzunluğundaki video açıkçası beni heyecanlandırdı. Grafikler güzel görünüyor. Kostüm biraz Halo'yu anımsatsa da fena değil. :)

    Oyun taktiksel fps tarzında olacak. Rainbow Six gibi diyebiliriz. Strateji türüne paralel olarak yine kendimizi çok önemli bir enerji kaynağını elde etme savaşının kalbinde bulacağız. Oyunda Ricardo Vega isimli ileri savaş tekniğini iyi bilen bir komutanı yöneteceğiz ve bu enerji kaynağından dolayı oluşan global krizle savaşmak üzere çeşitli elit ekipleri bir araya getirmeye çalışacağız. Oyunda güdümlü füze, büyük gemi bombardımanı, taktiksel iyon topları gibi çeşitli silahları kullanabilme imkanımız olacak. EA Los Angeles tarafından geliştirilen oyunun 2008 Sonbaharda PC, PS3 ve Xbox360 platformları için piyasada olması bekleniyor.


    Blog'un İçerik Raporları


    Google Analytics verilerinden alınmıştır.İyiye değil, en iyiye gidiyorum :).En çok tutan yazılarımdan 2'si Ceza'nın Milliyet Reklamı, Ferhat Göçer'in Yaprak Dökümü'nde çalan Takvim şarkısı için karaldığım yazı.


    İyi gidiyor, bu arada pr nolmuş acaba bir göz atmak lazım...

    Recep İvedik Film


    Hazır olun Recep İvedik geliyor. Senaryo tabiki Şahan Gökbakar'dan yönetmenliğini ise kardeşi Togan Gökbakar yapıyor. 22 Şubat'ta vizyona girecek olan film'in fragmanı, youtube da sadece 1 hafta'da 350.000 izlemeyi de geçmiş.

    - salih abi sen feys buka üyemisin
    + değilim ama iyi bişeyse olabilirim
    - boşver olma zaten çok amele doldu bende çıkmayı düşünüyom :)

    - rocken coke gibisin çadır gurmak istiyom :)

    Güncellendi!...


    Filmin fr@gmanı' nı zevkle vermek isterdim, ne yazık ki YouTube yine yasaklandı!.

    YouTube yasaklandı, ee sonra ?


    Önce bir haber:"İstanbul Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesi, Atatürk'e hakaret edilen video görüntülerinin yer aldığı siteye erişim yasağı koydu...


    Sitede Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret edildiğini ve yapılan yayının
    durdurulması isteğinin yerine getirilmediğini belirten savcı Kayral, siteye
    Türkiye’den erişimin yasaklanmasını istedi.

    Üç dört yaşında çocuklar başlarını yastığın altına gömerler, kıçlarını havaya dikerler ve görünmez olduklarına inanırlar.

    Yukarıdaki haber bana bu "görünmezlik oyununu" hatırlattı.

    Atatürk'e hakaret eden video görüntülerinin yayından kaldırılması için YouTube'a müracaat etmek yerine bu web sitesine Türkiye'den erişim yasağı koymak için sadece ve sadece teknolojiden nasibini zerre kadar almamış bir insan olmak gerekir. Nitekim, YouTube ilgilileri, terbiyesiz ve densiz video görüntülerini yayından kaldıracaklarını ilan etmişler.

    YouTube'a erişim yasağı koyan yetkililer, böylelikle hem Ata'mızın aziz hatırasına sahip çıktıklarını, hem de Palikarya'ya gerekli dersi verdiklerini düşünebilirler ama Türk adalet ve güvenlik sistemini yedi düvele rezil ettiklerini de bilmelidirler:

    1) Eğer YouTube yetkilileri densiz yayını kaldırmasaydı, erişim yasağı nedeniyle biz Türkler o yayını göremeyecektik; ama yedi düvel seyretmeye devam edecekti.

    Türk adaleti herhalde "bir şeyi biz görmezsek, o yok olur!" diye karar alan, terbiyesiz yayını "bir memleketten görünmeme cezası"na çarptıran dünyada ilk mahkeme olmuştur.

    Mahkemenin kararına hákim olan mantığa göre, İstanbul'dan Moskova görülmediği için Moskova yoktur!

    2) Karar aynı zamanda; kendileri görmedikleri ve işitmedikleri sürece Türklerin her türlü hakarete razı olabileceklerini de, ister istemez ima etmektedir.

    3) Aynı karar, erişim yasağı koyarak YouTube'daki tüm masum/komik/öğretici yayınları da cezalandırmaktadır. Dahası bu yayınların Türkiye'den seyredilmesini engelleyerek en büyük cezayı da Türk halkına vermektedir.

    4) Bununla da yetinmeyen mahkeme, erişim yasağı kararıyla Türk halkının bundan böyle YouTube'da yayınlanabilecek diğer densiz yayınları fark etmesinin de önüne geçmiştir. Bu karar uygulanırsa Türkiye aleyhine yapılabilecek diğer yayınları fark edip yayından kaldırmak için girişimde bulunma olanağımız olmayacak.

    Bu karar, Türk'ün teknolojiyle imtihanı mıdır, bilim ve bilgiye karşı hasmane tavrı mıdır, yoksa son dönemlerde yükselen etnik milliyetçiliğin dışavurumu mudur, ben karar veremedim.

    Ancak, Atatürk'e bir video kliple hakaret edince onu küçülteceğini zanneden Yunanlının tavrı ne kadar abuksa, bu karar da o kadar abuktur!

    Normal olarak insanlar, 4-5 yaşından itibaren gözleriyle görmedikleri şeylerin de var olabileceklerini veya gözlerini kapayarak yok olunmayacağını öğrenirler!

    ayrıntılar için: (1) (2)

    Apple MacBook Air


    Apple, geleneksel yıllık kullanıcılar konferansında, yeni ürünü olan “süper ince dizüstü bilgisayarı” tanıttı.

    Apple başkanı Steve Jobs, “MacBook Air” adlı ürünün 0,8 inçten (yaklaşık 2 santimetre) daha ince olacağını ve fiyatının 1799 dolardan başlayacağını belirtmiş.Değer mi değer!

    Apple bu ürünle, kişisel bilgisayar pazarında önemli bir pay kapmayı amaçlıyor.

    Steve Jobs, Apple’ın internet üzerinden film kiralama hizmetini de başlatacağını da açıkladı.


    ÖZELLİKLERİ
    * En kalın kısmı 1.9 santimetre. 1.3kg ağırlığında.
    * 1.6 GHz (4MB L2) 80 GB sabit diskli modeli 1799 dolar
    * 1.8 GHz ve 64 GB SSD diskli modeli ise 3098 dolar
    * İşlemciler Core2Duo (Apple’a özel)
    * 2GB 667 MHz DDR2 SDRAM
    * Ürün 13.3 geniş (wide) ekran. LED aydınlatmalı. 1280×800
    * Tam geniş klavye
    * Çoklu parmak hareketlerini algılayan gelişmiş trackpad’li
    * 1xUSB, 1xMicroDVI, kulaklık çıkışı
    * Ethernet portu ve optik sürücü bulunmuyor. Ancak isteyene USB optik sürücüyü 99 dolara sunuluyor. Aksesuar listesinde USB ethernet de yer alıyor.
    * Bluetooth 2.1 EDR + 802.11n kablosuz ağ desteği
    * Remote Disk: Ürüne yazılım kurulumları bir başka PC veya Mac üzerinden kablosuz ağ ile gerçekleştirilebiliyor
    * 5 saat pil ömrü
    * Çevreci özellikleri: Alüminyum gövde, civa ve arsenik içermeyen LCD cam

    1000 dolara YouTube, 700 dolara Facebook


    10 yıl öncesine kadar sadece işin uzmanı birkaç yüz kişinin bildiği internet tasarım olayında fiyatlar giderek ucuzluyor. Hatta ucuzlamıyor tabiri caizse ayağa düşüyor.

    Geçtiğimiz gün tesadüfen bir arkadaşımla konuşurken bana ilginç bir siteden bahsetti. Freelance iş yapanların ve iş verenlerin buluştuğu www.getafreelancer.com.

    Sitenin amacı tüm dünyadaki freelance iş yapanları iş verenlerle buluşturmak. Afrika’dan, Hindistan’dan, Rusya’dan, Romanya’dan hatta Türkiye’den bile yüzlerce freelance çalışan siteye kayıtlı. Eğer çeviri, veri girişi, programlama, yazarlık gibi konularda yardımcı olacak geçici bir eleman arıyorsanız site size bulunmaz bir kaynak sağlıyor.

    Sitenin çalışma mantığı ise çok basit. Tek ihtiyacınız evrensel dil olan İngilizce’ye hakim olmak. Siteye ücretsiz olarak kayıt oluyorsunuz. Daha sonra yaptırmak istediğiniz işin İngilizce tanımı yazıyorsunuz. İşi kaç günde istediğinizi ve bütçenizi de girdikten sonra teklifleri beklemeye başlıyorsunuz.

    Beklemeniz en fazla bir gün sürüyor. Çünkü 200 ülkeden 500 bin serbest iş yapan kişi siteye üye. Hemen ilanınızın altına teklifler düşmeye başlıyor. Verdiğiniz işe kimi ‘5 günde yaparım 1000 dolar isterim’ diyor kimi ise ‘10 günde yaparım 500 dolar alırım’ diye yorum yapıyor.

    İşi vereceğiniz kişinin referanslarına ve önceki işverenlerin yorumlarına bakarak tercihinizi yapıyorsunuz. Peki Afrika’da ayda 15-20 dolara zar zor geçinen bu insanlara nasıl 1000 dolarlık bir işte güveneceksiniz? Site bunu da düşünmüş. Siz ödemeyi getafreelancer.com havuzuna yatırıyorsunuz. İşin eksiksiz bittiğine inandığınız anda onay veriyorsunuz ve freelance çalışana ödeme site tarafından yapılıyor. Yani sakata gelme ihtimaliniz yok.

    Türkiye’den de yoğun olarak kullanılan sitede yaptığım ufak araştırmada çok ilginç iş talepleri ve tekliflerle karşılaştım. İşte size milyar dolarlık sitelerin aynısını yapmak için dünyanın her yerinden verilen tekliflerin ortalama fiyatları:


    -Video paylaşım sitesi YouTube: 1000 dolar


    -Sosyal paylaşım sitesi Facebook: 700 dolar


    -eBay alışveriş sitesi: 750 dolar


    -Yemeksepeti.com: 687 dolar


    -İş ilanı sitesi Monster.com: 1200 dolar


    -E-posta sitesi Gmail.com: 1140 dolar

    Murat Çekem - Sevmek Suç mu


    Şaşkın adlı filmi izledinizmi.Eğer izlemediyseniz hemen acilen izlemenizi tavsiye ederim.Defalarca izlenesi Komik ve eğleneceli bir film yapmışlar.Yönetmeninden, filmde çalışan hademesine kadar tek tek tebrik isterim açıkcası.

    Neyse ŞAŞKIN Filminde bir müzik var.Sırf müziği dinlemek için geri al- dinle moduna geçtim.Google sayesinde aradım buldum.Murat Çekem söylüyormuş.Şarkı Mirkelam'ın 1995 Yılında kendi ismini taşıyan albümünde de var.Amam biraz remixlenmiş hali.

    Uzatmak istemiyorum.Önce videoda dinleyelim.Umarım beğenirsiniz-ki ben defalarca dinliyorum :)


    Şarkıyı İndir

    Tema Değişti


    Temayı değiştireceğimi söylemiştim.Bugün başladım. Baya bir değiştirdim.Renksizken Cıvıl cıvıl, kımıl kımıl yaptım.Çoktandır yazıyordum kodları, bugün bitirdim.Bence güzel durdu.Birde sizinde yorumlarınızı almak isterim...


    Bir kaç eksiklikler var.En kısa sürede gidermeye çalışacağım.Eğer eksiklik görürseniz mail üflemeyi unutmayınız !.

    Temayı değiştiriyorum!



    Daha önce burada yeni temamı (gri ve siyah ağırlıklı) değiştirmiştim.Artık renklenmeye karar verdim :).Renkli olmak her zaman güzeldir.Yeni temamın renkleri öncekiler gibi Pempe ve Turuncu olacak.Harika bişe olacak :). Merak edenler var mı ?

    Blogun gücü


    Ya kardeşim, sen blogun gücüne şubhemi ediyosun? Heyret, pes yani. Bakarmısın, Azerbaycanda ilk ve tek politik mizah sitesi olan "Tin Sohbeti" blogunun ağzını bağlamışlar. Sitede cumhurbaşkanı İlham Aliyevin karikatürleri, ailesinin resmleri, politik şiirler, resmler, sesli ve görüntülü dosyalar ve mizahi yazıların yer almasıdır. Daha sonra bloga destek amacıyla Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) basın örgütü bir makale yayımlayarak, Aliyev rejiminin yanlış yaptığını ve bu yasağın kalkması gerektiğini duyurmuştur. Ve Azerbaycanda bir çok gazeteler bu blog üzerine makaleler yazmış, duyurular basmıştır. Hala da Azerbaycan hududları dahilinde açılamayan siteye Düşünce Özgürlügü İletişim Örgütü (IFEX) de kendi sitesinde bu yasağı kınayarak, düşünce özgürlüyüne destek vermiştir.
    İşte bir blog farkı budur. Bir gün tüm internetciler blogcu olacaktır!, oldu bile...

    Tanrı Olun!


    Kendinizi 10 dakika gibi kısa bi' süreliğine Tanrı gibi hissedebilirsiniz... Ya da çocukluğumuzun, TRT döneminden kalma, anılarımızdan biri olan pandonim sanatını yeniden keşfedebilirsiniz. Gösterinin sonunda isterseniz ileti yazıyorsunuz.Not: İtiraf ediyorum ki; biraz sıkıcı ama gösterinin sonuna kadar izlemenizi tavsiye eidyorum... Sitenin yaratıcısı bir Türk...

    BROKOLİ


    Kansere karşı bizi koruyan ve son yıllarda tüketimi hızla artan brokoli, tam bir sağlık deposu. Uzmanlar, herkese yemesini önerdikleri brokolinin yararlarını şöyle sıralıyor: "Zengin bir A, E ve C vitaminleri deposu olan brokoli, içeriğindeki flavonoidlerle bağışıklık sistemimizi güçlendirir. Çok miktarda kalsiyum içerdiği için kemik erimesini yavaşlatmaya yardımcı olur. Demir ve çinko da içerdiğinden kadınlarda göğüs kanserini önler. Prostat, bağırsak ve idrar kesesi kanserlerine karşı güçlü bir koruyucudur. İçerdiği bazı bitkisel hormonlar sayesinde vücudumuzdaki hormon dengesini ayarlayıcı özelliğe sahiptir. Kendine özgü lifli yapısı bağırsaklarda oluşan toksinlerin uzaklaştırılmasına ve alınmış ağır metallerin emilmesine yardımcı olur. Kabızlığı önler, sindirimi kolaylaştırır. Ayrıca kalp rahatsızlığı, felç, katarakt ve kanser risklerini de azaltır. Haftada bir kez brokoli tüketerek, bağışıklık sisteminizi güçlendirebilir, hastalıklara karşı daha dayanıklı hale gelebilirsiniz. Brokoliyi haşlarken fazla su kullanmamaya özen gösterin."

    Capoeira


    Sözlük anlamı: Kısa kesilmiş yaban çimeni

    Brezilya kökenli geleneksel bir dans ve savunma sanatı olan Capoeira, Türkiye'de de hızla yayılıyor.
    Dünyada büyük ilgi gören bu sporda çeşitli kuşaklar var. Bu kuşakların hepsine sahip olan kişiye ise "mestre" deniyor ve bunun için yaklaşık 25 yıl kadar çalışmak gerekiyor.

    17. yüzyılda Brezilya'da yaşayan ve Afrika'dan getirilen kölelerin kendilerini savunmak için geliştirdikleri saldırı kökenli capoeira, günümüzde Brezilya dışında 50 ülkede resmi olarak yapılıyor. Daha çok tekme hareketleriyle kombine edilen bir akrobasi gösterisini andıran capoeira'nın katı formlara sahip olmayışı, onu diğer savunma sporlarından ayırıyor. Brezilya'da capoeira'yı yaratan köleler için bu savunma sanatı "özgürlüğü giden yol" olarak yorumlanmış. Bir çember ve ya yarım daire içinde yapılan capoeria esnasında kullanılan geleneksel müzik aletleri de var. Bunlar; berimbau, perküsyon ve tef. İzleyenlerin alkışlarla ritim tuttukları dans, kendine özgü müzik ve ritimlere sahip. Bu savunma sanatı 15 farklı kuşağa sahip. En üst seviyeye ulaştığınızda hocanızdan izin alarak kendi kulübünüzü kurabiliyorsunuz.

    Farklı kültürlerden insanların birbirleriyle kolay kontak kurabilmelerini sağlayanbu spor, içinde dans , müzik ve teatral öğeler bulunduruyor. Huzuru ve mutluluğu yakalamak için eğlenceli bir yol...

    Erkekler kadar kadınların da bu spora büyük ilgi gösterdiği biliniyor: İçinde dans öğeleri barındırdığı için, sınıflarda bazen kadınların sayısı erkekleri geçiyor.

    Transformers


    Sam Witwicky (Shia LaBeouf) birçok açıdan yaşıtlarına benzeyen ergenlik çağındaki bir gençtir. Zeki ve yetenekli bir genç olan Sam’in kaderinde daha büyük sıçramalar olacaktır.


    İlk otomobilini alma isteği babası tarafından kabul görünce heyecanlanır. Ancak satın alınan arabanın 1976 model bir Chevy Camaro olduğunu görünce heyecanı hayal kırıklığına dönüşür. Ancak okulun en güzel ve ateşli kızı olan Mikaela’nın (Megan Fox) bu otomobili beğenmesi üzerine Sam’in morali düzelir. Artık Camaro’yu ikisi birden kullanmaya başlamışlardır.

    Ertesi sabah farklı bir gürültü ve gıcırdayan lastik sesleriyle uyandığında birisinin otomobilini çaldığını fark eder. Camaro’yu çalan hırsızın izini sürmek için kahramanca çaba sarf ederken şok edici bir olaylar meydana gelir.

    Cybertron adlı uzak bir gezegenden gelen Autobot’lar, yaşam kaynakları olan “Allspark”ı dünyamızda bulma misyonunu üstlenir, bunu Decepticon’lar olarak bilinen kötü niyetli düşmanlarından önce bulmak zorundadırlar.



    İMDB

    Mazhar Fuat Özkan'dan EMEFÖ'ye geçerken


    Mazhar Fuat Özkan'ın MFÖ'ye (EMEFÖ) evrildiği zamanlar: 1985. Özal zihniyetinin zirve devri. Her ne kadar başyapıtları Ele Güne Karşı albümünü oluşturan şarkıların geçmişi 70'lere uzanıyorsa da MFÖ ilk büyük çıkışını 80'lerde, Özal devrinde yapmıştı. 70'lerde bestelenen şarkılar 80'lerde dile düşmüştü. Peki Peki Anladık ikinci bir adım. Şöhreti yakalamış bir grubun 80'lerdeki apolitik şarkıları... O yüzden buram buram 80'ler kokuyor. Hele yeniden yayınlandığı şu günlerde dinlediğimizde. Vatkalar, insanların üzerinden düşen rüküş giysiler, şu an çevremizde gördüğümüz pek çok karakterin genç, bol saçlı, tıfıl ve tığ gibi zayıf göründüğü 'siyah beyaz'dan renkliye geçiş devri. MFÖ bu albümde popülerlik yolunda "Diday" gibi Eurovizyon kokan, tanınmış ama en kötü parçalarını da yaptı, "Buselik Makamı"nı da patlattı. "Peki Peki Anladık" ile tribünlere de oynadı, "Barcelona", "Vamos" gibi İngilizce şarkılarla yurtdışına da heves etti, "New York Sokakları" ile klasiklere de imza attı.. Peki Peki Anladık hem tarz, hem içerik, hem duygu olarak Ele Güne Karşı'ya göre çok kafası karışık, çok apar topar bir albüm. Yarısı Türkçe yarısı İngilizce. MFÖ'nün sonraları "Vak the Rock"lara kadar uzanan en sakil yanının tarihteki ilk kanıtı belki de. Mazhar Fuat Özkan İngilizce EMEFÖ'ye evrildi, albümün yarısını İngilizce yaptı ama niyetini gerçekleştiremedi. Bu anlamda hala gerçekleştiren de yok.
    Peki Peki Anladık orijinalinin tıpkı basımı olarak yayınlandı. Balet Plak'ın tarihi kataloğundaki klasik albümleri yeniden yayınlama uygulamasını destekliyor, farklı sanatçılarla devamını diliyoruz (;

    ŞENER ŞEN


    Uzun zamandır bir filmi bu kadar zevk alarak izlediğimi hatırlamıyorum. İzlediğimiz Amerikan filmlerinin aksiyonlarından kurtulup uzun zamandır bir Türk filmi de izlemiyordum açıkcası. Ustanın Gönül Yarası'ndan sonra sesi soluğu pek çıkmamıştı. Kabadayı dediler, Şener Şen oynuyormuş dediler ve gittik. Zaten filme baştan Usta'nın ismini duyunca olumlu duygularla gitmiştik. Film ara verene kadar soluğumu tutarak, zevkle, hayranlıkla izledim. Şu an yazarken bile sahneler kıpır kıpır akıyor gözümün arka perdesinden. Etrafımdaki çoğu kişi filmi Eşkiya ile karşılatırdı ve Eşkiya kadar iyi olmadıklarını söylediler. Ben öyle düşünmüyorum.Şener Şen'de bu konuya geçen akşam yayınlanan Genç Bakış Programı'nda cevap verdi. Eşkiya'nın yerinin ayrı Kabadayı'nın yerinin ayrı olduğunu söyledi. Çok doğru bir cevaptı bence. Kabadayı'ya gelince, biliyorsunuz ki uzun zamandır tivi' de mafya konulu bir çok dizi var. Özellikle bir tanesi var ki asla tasvip etmediğim uzun yıllardır seyirciye sunulan, oyuncularının karakterlerle özdeşleştirilidiği, öyle muamale yapıldıkları ve oyuncuların ise bu dizi sayesinde acayip para kazadıkları bir dizi.

    Her neyse işte Kabadayı'da da mafya, devlet teşkilatı gibi konular ele alınmış. Sinemadan çıkınca şöyle dedim ' Şener Şen bu konulu bir filmi ancak bu kadar güzel çekebilirdi diğerlerine cevap olsun, tek film herşeyi gediğine oturtur. Tabii tüm bu duygularımın içinde Şener Şen'e hayranlığımda ağır basıyor olabilir. Kabadayı çok güzel bir filmdi. Rasim Öztekin ve Kenan İmirzalioğlu'nu da unutmamak gerek. Oynadıkları rolün çok güzel hakkını vermişlerdi. Sürmeli ve Devran arası son dialog hele müthişti. Şener Şen'i izlemek zaten hepiniz bu duyguyu çok iyi biliyorsunuz söylememe gerek yok. İsmail Hacıoğlu yerine başka bir oyuncu tercih edilebilirdi. Filmde en çok beni etkileyen Devran ve Ali Osman arası çekişme, dialoglar ve raconlardı. Ben film eleştirmeni değilim burada sadece necizane fikirlerimi söyledim. Eğer filmi görmemiş olanlar varsa mutlaka gitsinler. Bu arada bir şeyi yazmadan geçemeyeceğim dün gece Genç Bakış'ın konukları Şener Şen ve Kenan İmirzalioğlu idi. Üniversite olarak İstanbul Tİcaret Üniversitesi seçilmişti. Tam yatmaya hazırlanırken annemin haber vermesi üzerine 2.30 programı izledim fakat konukların bu kadar şahane olmasına rağmen, gençler çok pasifiler. Sorulan hep aynı döngü içinde oldu. Gençlerde aktiflik çok vasattı ve program çok sıkıcı geçti. Salonda sürekli bir uğultu vardı. Konuklar konuşurken ya da sorular sorulurken salonda sürekli bir uğultu vardı. Şener Şen soruları duymakta epek sıkıntı çekti. Soru soran öğrencilerin arkasında sürekli gülen, kameraya çeşitli hareketler yapan başka öğrenciler vardı. Hiç hoş değildi ve program çok sıradan ve tatsız geçti. Üstelik Şener Şen'i ne kadar görebilyoruz ki tivi 'de...

    Beyaz Kulaklık Fobisi


    Başka kimde vardır bilmem böyle bir gariplik. iPod'a alerjisi olan bir müzik sever olarak iPod'un beyaz kulaklıklarından da çok korkuyorum. Çünkü iPod hayranlığı ile artan satışların üstüne bir de piyasa "çakma" iPod'larla doldu. Yani ortalık beyaz kulaklıklarla müzik dinleyen insanlarla doldu...

    Ben ise iPod'un giderek Selpak gibi bir imaj kazanmasından son derece rahatsızım. Bu rahatsızlığı duymamın sebeplerinin başında yanlış anlamalar geliyor elbette. Örneğin annem benden iPod istiyor. Ama aslında iPod dediği şeyin bir marka olduğunu bilmiyor. Bunu "taşınabilir müzik çalar" anlamında söylüyor.

    Diğer bir neden ise birçok insanın mevcut müzik çalarından utanarak beyaz kulaklık satın alması. Sahip olduğu müzik çalar iPod'dan daha başarılı bile olsa bu yanlışa düşen arkadaşlar tanıyorum. Cihazı cebinden çıkarmadan müzik dinlemek zorunda kalmak ne kadar kötü...

    Geçtiğimiz günlerde elimdeki kulaklık arızalanınca bir arkadaştan geçici bir kulaklık istedim. Peki ne renk verdi dersiniz..?

    Şişme Zemin Ünitesi


    Londra’da bulunan Artwise şirketinin, Amsterdam’daki TJEP firmasını görevlendirerek, dünyanın her yerindeki etkinliklerin oturma ve dinlenme alanlarında kullanılabilecek ikon nitelikli bir tasarım yapmasını istemesi sonucu Urban Garden doğmuş oldu. Sözkonusu proje, aslında Lucky Strike B·A·R ile Honda Formula One yarış ekibi ortaklığı çerçevesinde geliştirilen ve bir dizi uluslararası boyutta çağdaş sanat siparişleri gerçekleştiren Tribe Art’ın çalışmaları içinde yer almakta. Artwise, uzun yıllardan beri Tribe Art’la birlikte çalışıyor. Oturma ve dinlenme alanları sorununa TJEP’in getirdiği çözüm ise Urban Garden olur – Urban Garden, Versailles saray bahçelerinden esinlenerek mega boyutlarda tasarlanmış, şişirilerek kullanılan bir zemin ünitesi olup, insanlarda üzerinde oturmak, yayılmak, zıplamak ve dans etmek isteği uyandırmakta. TJEP, aralarında Frank Tiepkema ve Janneke Hooyans’ın (ve diğerlerinin de) bulunduğu bir grup Hollandalı tasarımcıdan oluşan bir ortaklık olarak faaliyet göstermekte. Tiepkema, ayrıca Philips, British Airways, Droog Design ve Heineken gibi ünlü markalar için de çalışmış bulunuyor. Hooyman’n çalışmaları arasında ise Unxo Çorba Fabrikası ile Glasgow Bilim Merkezi’nin tasarımına olan katkılarını sayabiliriz.

    Farklı Kalıp


    Blogumun yeni temasını ben çok sevdimde, alıştımda.Hep istemişimdir griyide severim.Oldu artık.Her yerde de aklıma gelmiyor değil.Girip bakıyorum.Yeni ne var, kaç kişi var, son ahkâmlara falan.İyide oluyor yani.Şeytan diyorki, şöyle 3 kolonlu yap, 3. kolonuda çeşitli bloglardan en beğenilen ve en okunası yazıların linklerini topla ve yola devam et dese.Tutar mı? Neyse sonra artık diye şimdi düşündüm.

    Sinema ile doldurdum blogu.Çok severim.Azda belgesel tadında olanı.Belgesel demişken fenada olmaz :).Şu Trt göstergecindeki SAFARİ gibi...

    RSS mevzuları var ki onu da kimler kullanıyor merak ediyorsunuz biliyorum.öyle demeyin ama. çok kullanışlı.

    Tasarım hakkında görenlerde pek bişe demedi.acaba diyorum yanlışlık mı yaptım.acaba eriniyorlar mı? ahkâm kesmek bu kadar mı eringeclik oldu.

    24 Saat Jack: Kiefer Sutherland


    Kiefer Sutherland, görkemli günleri 90’ların başında bitmiş bir aktördü. Bir nevi Dennis Quaid yani. 2001 yılında Kiefer, şimdiye dek sadece John Travolta’nın başardığı muhteşem bir geri dönüş yaşadı. Artık Kiefer William Frederick Dempsey George Rufus Sutherland (tam adı bu!), sadece ve sadece Jack Bauer anlamına geliyor.

    Jack, pardon Kiefer, Donald Sutherland’ın oğlu. Böyle görkemli bir kariyere sahip bir babanın oğlu olup da oyuncu olmamak için özellikle çaba sarf etmek gerekirdi zaten. Göz göze gelmeye korkutan bakışları da Kanada, İngiliz ve İskoç karışımından kaynaklanıyor.

    18 yaşına kadar aktörlüğü ciddi olarak düşünmezken, 18 yaşında denemeye karar verince kendini ilk başrolünde bulmuş. İnsanın babası dünya çapında bir oyuncu olunca birkaç bağlantısı oluyor haliyle. Steven Spielberg’in yapımcılığını yaptığı “Amazing Stories”, enfes gençlik draması “Stand By Me” derken kendisini dünyaca üne kavuşturan “The Lost Boys”daki rolü almış. O filmde, cici çocukları yoldan çıkaran bir vampiri oynuyordu, henüz izlemediyseniz büyük bir eğlence sizi bekliyor.

    Ne yazık ki bundan sonra öyle aman aman hatırlanası bir filmde kendine yer bulduğunu göremiyoruz. “Young Guns”, “Flashback”, “Flatliners” hep zamanında keyifle izlediğimiz filmler ama hiçbiri de esaslı bir Kiefer Sutherland filmi değil. Zaten 90’larda oynayabildiği sayılı iyi filmde de aynı durum devam ediyor. Hatta o yıllarda adını en çok Julia Roberts ile nişanlandığında ve düğünden beş gün önce ayrıldıklarında duymuştuk. Bu on sene içinde oynadığı en mükemmel film, Alex Proyas’ın “Dark City”si idi.

    Peki, sonra ne oldu? İlk önce Martin Sheen için düşünülen Jack Bauer rolünü kaptı. O güne kadar ödül almamış bir aktörken, Altın Küre’lere, Emmy’lere boğuldu. Şu an Amerika’da 6. sezonu oynayan dizi, şimdilik 8 sezon sürecek ve bir filmle finali yapılacak gibi görünüyor.

    Kiefer, eğlencesine çok düşkün biri. Partilerde kendini yaralayıp “24”ün çekimini ertelettiği bile oldu. Öte yandan hak vermek lazım, haftada bir saçını kestirerek 24 bölüm için yılda 10 ay, haftada 6 gün, günde 15 saat uğraşıyor. Şimdilik tek gerçek zamanlı filmi “Phone Booth” (telefondaki katili seslendiriyordu). Son olarak hakkındaki en önemli bilgiyi verelim: “24”ün son üç sezonu için 40 milyon dolar aldı ki bu para bir televizyon dizisi için ödenen en yüksek ücret.

    Ölü Adam / Dead Man (1995)


    Türkiye'de hiçbir filminin DVD'si yayınlanmamış önemli yönetmenlerden biriydi Jim Jarmusch. Ta ki artık bu aya kadar. Kanal D Home Video, özel olarak Jim Jarmusch filmlerine yer vermiş. Permanent Vacation (1980), Stranger Than Paradise (1984), Down by Law (1986), Mystery Train (1989), Night on Earth (1991) ve Coffee and Cigarettes toplaması (2003) için az bekleyiniz. Öncelik, Ölü Adam / Dead Man'e (1995) verilmiş.

    Ölü Adam *genellikle psikolojik western olarak anılır ancak önce şunu söylemek lazım ki, tür adlarının aciz kaldığı bir film bu. Jarmusch bir janr egzersizi yapmaktan çok, serbest stilde, deli bir Vahşi Batı tasvirine girişiyor. Tabii bugünün Amerikasının izlerini sürerek. Kara mizah, filmin en keskin tarafı ve birtakım anlara sıkıştırılmadan, hikayenin hamuruna yedirilmiş durumda.

    Ölü Adam dumanlı bir film; sayısız acayiplik ve sınırsız bir vahşeti, büyük bir soğukkanlılıkla ele alıyor. Estetiği mükemmel siyah/beyaz görüntülerinin ve yüklü miktarda William Blake alıntısının ağırlığı ile, kadın giysileri içinde ormanda yemek pişiren Iggy Pop'un saçmalığı, fütursuzca aynı filmi paylaşmaktalar. Ama ne kadar saçmalık ve sürpriz gerçekleşirse gerçekleşsin, bu kesinlikle bir sirk değil ve ölümün kaçınılmazlığı filmin üzerinde geziniyor. Neil Young'ın sadece elektrik gitarla kaydettiği doğaçlama soundtrack'i ise, tehlikeli bir bekleyişi anlatan uğursuz bir ağıt gibi, her şeyin üzerini kaplıyor. Ölü bir adamın macerasından da başka türlüsü beklenemezdi zaten.

    Ölü adamımız, yeni işine başlamak üzere batıda bir kasabaya gelen muhasebeci William Blake (ağzına layık bir rolde Johnny Depp). Gerçi ortada iş falan yok. İşvereni olacağını sandığı 'kasaba ağası' John Dickinson (son filminde Robert Mitchum), hiç de kibar olmayan bir şekilde Blake'i kapı dışarı ediyor. Blake geceyi kasabada bir kadınla geçirirken, kadının eski sevgilisi ve Bay Dickinson'ın oğlu olan Charlie (Gabriel Byrne) otel odasını basıp silahını çekiyor. Sonuçta kadın ve Charlie ölürken, William Blake göğsünde bir kurşun yarasıyla olay yerini terk ediyor. Ama peşine ödül avcılarını takmış bir kaçak olarak. Sonrası, Blake'in sayısız adam öldürmek zorunda kalacağı bir Vahşi Batı yolculuğu. Bu yolculuktaki rehberi ise, Hiç Kimse adında, İngiliz şair William Blake'in sıkın hayranı bir Kızılderili. Muhasebeci Blake onun bildiği Blake olmadığını söylüyor ama önemli değil. Hiç Kimse'ye göre o, efsane şairin yeniden dünyada belirmiş hali ve Hiç Kimse, ruhlar alemine geri dönmesi için ona yardım edecek…

    Ucuz Roman ve İçindeki Argo Terimler


    1994 yapımı Quentin Tarantino imzalı Pulp Fiction (Ucuz Roman) filmini bilirsiniz. Çok begendiğim elimde mevcut olan
    tekrar tekrar izlediğim filmlerden birisi.

    Film için söylenebilecek çok şey var oyuncular, senaryo, yönetmen vb. ama izleyenler bilirler tüm bunların yanında filmdeki argo terimler de bir hayli dikkat çekici.

    Filmdeki tüm argo terimler buradaki videoda birleştirilmiş durumda sahneleri hatırlama bakımından birkez de filmi böyle izleyin derim.

    Bana ıslak bir sopa verin


    Yaşam esnasında, ara ara ruhumuzdaki ilkellik ortaya çıkar, asla akıllanmayacak olanın hakkı kötektir diye düşünürüz. Hayata geçirmesekte kafamızda hasmımızın suratının ortasına bir tane geçirmişliğimiz vardır. (Buradan itibaren kafanızla onayladığınızı ve elimi sıkarak odadan ayrılmadığınızı varsayıyorum.) Kavga, dövüş kelimeleri bile duyana sıkıntı verse de büyük bir kitle için anlaşılması imkansız bir zevk olmakta. Öyle ki bunun videolarını toplayan var. Evet sevmeyiz böyle vahşet ama Dövüş Kulübü gibi bir filmi ilk 3'ümüze koyuyoruz ve asla ondan bahsetmememiz gerek. İçimizde illa bir saldırma içgüdüsü var ise, bir kaç ay önce çıkan Malt grubunun albümlerindeki Gol isimli şarkı, aslında hepimizin istediği "topuğu ağzına gömme" olayı için güzel bir hedef belirtmekte. Çok uzatmadan size dünyanın en kötü dövüş sahnesini izlettiriyim, bir de eskilerden bitmeyen çöp adam dövüşlerini yâdediyim ve burdan Facebook'a girişip dayak yiyim.

    THRILLER : Efsane şarkı, efsane dans


    Bir albüm düşünün ki dünya çapında 50 milyon satarak Guiness Rekorlar Kitabı'na girsin, klibi 13 dk. olsun ve kendine özgü dansı bir efsane olsun! Elbette ki Thriller* dan bahsediyorum. Micheal Jackson'ın 1983 te çıkardığı aynı isimli albümün çıkış şarkısı bugün öyle bir noktaya geldi ki, legolardan zombiler yaparak bile aynı klibi çekebiliyorlar, hatta Final Fantasy oyununun ekibi de Thriller dansı yapıyor (miüthiş bir animasyon), hızını alamayan Bollywood da boş durmamış, Hintçe Thriller klibi çekmişler ki (şarkının adı Golima!) diyecek söz bulamıyorum, izleyen anlayacak ne demek istediğimi:) Tabi hiç birisi orjinali kadar güzel olamaz. 80'leri özlemişim ben galiba...

    Thriller'ın sözlerini de verelim bari burdan

    It's close to miiiiidnight and something evils lurking in the daaaark.....
    :)

    Buzlu camdan dışarıya el sallamak...


    Devendra Banhart
    Smokey Rolls Down Thunder Canyon
    XL Records


    Singer songwriter olmak zor iş. Tek başına bir albümün tüm sorululuğunu almak, bütün hissiyatları birebir tecrübe ettiğin ön yargısı karşısında şarkı yazmak; valla fena. "Ben bir tiyatro yazdım herkesin önünde oynamak istiyorum" demek gibi bir şey. Allahtan Devendra da bütün bunları taşıyacak hafiflikte bir karakter var. Zaten yanlış zamanda doğmuş gibi. Üzgün mü mutlu mu ciddi mi dalga mı geçiyor anlaşılamıyor çoğu zaman.
    Albümde Banhart'ın çıplak ayak yaptığı zaman ve tür yolculukları habire kesişiyor, birbirine giriyor. İspanyolca, Portekizce, İngilizce dillerinde, bossa nova, samba ve folk kıyılarında şarkılar var. Ağlamak üzereyken kalkıp oynamak isteyebiliyorsunuz. Vokaller başta olmak üzere şarkılar hayalet-vari derinlerden, sualtından geliyormuş gibi tınlıyor. Netlik azaldıkça nostalji hissi ağır basıyor. Dinlerken buzlu camdan dışarıya el sallayan Devendra'yı hayal edebiliyorsunuz. Albümdeki mesafeli hüzün perdesinin arkasında Banhart'ın Cocorosie güzellerinden Bianca Cassidy'den ayrılmasının izleri de hissedilmiyor değil. Ayrılık tecrübe etmiş bir müzisyen harikalar yaratabilir biliyoruz. Banhart'ın harikaları 16 şarkı boyunca sürmese de varlıklarını hissettiriyor.

    1408


    John Cusack Manhattan'daki Dolphin Hotel'de 1408 numaralı odayı tutuyor ve bakıyor ki, oda, onun oradan canlı çıkmamasını garantilemek için en pis yolları zorlayacak hayaletlerle dolu.
    Cehennemvari bir durum, tam da kısa hikayesi bu filme kaynaklık eden Stephen King'den beklenecek türde şeytani bir ustalık söz konusu. King'in yakın dönem işleri perdede görkemli bir şekilde berbat edilmişti (hatırlayınız: Secret Window, Needful Things ve Dreamcatcher). Bu sefer değil. Cusack'ı sevgiyle selamlayalım; o bildik 'sağduyulu ukala'sını başarıyla Mike Enslin rolüne taşıyor. Enslin, geceleri hortlayan şeylere dair fikirlerle dolu bestseller'ların yazarı ve onun da kendi şeytanları var. Özellikle de, kızının (Jasmine Jessica Anthony), Lily (Mary McCormack) ile evliliğini de gölgeleyen trajik ölümü.


    Mike, ona o odada bir gece geçirmeye çalışırken 50'den fazla insanın öldüğünü belirten otel müdürü Gerald Olin'in itirazlarına rağmen 1408 numaralı yerleşiyor ve Cusack da bize Mike'ın alaycı tavrını sonuna kadar hissettiriyor. Jackson'ın "kahrolası şeytani bir oda" repliğini tonlayışı ise, tek başına insanı korkutmaya yeter.
    2003'te Evil ile gol attıktan iki yıl sonra Derailed ile duvara fena toslayan İsveçli yönetmen Mikael Hafsrom, gücünü geri kazanmış görünüyor. 1408'in orta kısımları üçüncü sınıf ve de gereksiz özel efektlerle dolu. Ama Cusack korku dolu bir görevin ötesindeki performansında dur durak bilmeyedursun, Hafstrom gerilimi ayakta tutmayı iyi biliyor.


    Bazı eleştirmenler, 1408'in görece az kanlı olmasını, Hostel'in Eli Roth'u gibi yönetmenlerin (onların deyimiyle) işkence pornosuna saldırmak için fırsat olarak bildi. Ama Roth, kendi hedefleri ve onlara ulaşmak için kendi yöntemleri olan yetenekli bir sinemacı. Hafstrom bilgece, King'in yolunu seçiyor: zihnin vahşetini kurcalamak. 'Diken diken tüyler', filmin garantisi.

    HarunBlog'un tasarımı yenilendi


    Bugün itibariyle harunblog’un son 3 aylık tasarımını değiştirdim. Bu konuda neyi neden yaptığımıza dair bir açıklama vermek istiyorum.


    Neden değişti? Öncelikle zamanı gelmişti. Bu blogu’un son 1,5 yılda 6 yeni tasarımı. 2 ayda bir kılık değiştirmek aslında harunblog’un geleneklerinden biri. Bir sene boyunca biriktirdiği miyazmayı site böyle üzerinden atıyor ve böyle ayakta kalıyor.

    Neden gri? Tasarım Bana ait, renksiz ve gri olsun istedim. Sitenin ziyaretçilerinin %85’i google’dan bir arama ile geliyorlar, ve bir çoğu harunblog ile ilk kez karşılaşıyorlar. Bu ilk izlenim benim için çok önemli. Sitenin bir takım gençlerin eğlenmek için yaptıkları bir site değil, ciddi bir yazı yayınlama platformu olduğu mesajını vermek istiyorum artık. Gri zemin bence bu ciddiyeti sağlıyor ve bonus olarak yazının renkli görsel elemanlarını ön plana çıkarıyor.

    tasarım hakkında görüşlerinizi paylaşmak isterseniz bana mail atabilirsiniz.

    Blogger H-Stil Premium Teması


    (önizleme için resme tıklayın)

    Blogger üzeri 4 Şablonum.Şu an kullanmaktayım.Beğenen arkadaşlara teşekkür ediyorum.paylaşma isteğide geldi :).Yanlız;

    temada yapmanı gerekenler;

    *googleboy yazan yere kendi logonuznu koymanı.buda html bölümünde yer alan ''GoogleBoy Logo.gif '' resminin boyutunda kendi logonuznu koymaktır.

    *Rss abonelikleri düzenlemek

    *Takipde kal ve duyurular bölümünü isteğe baglı olarak değiştirmek

    yapmamanız gereken;

    *footerda yazan Tasarım:Harun Demirbas ibaresi kaldırılmamalı!!

    İndir

    Demo

    CES 2008 Fuarı - Las Vegas, Amerika


    Dünyanın en önemli tüketici elektroniği fuarı CES 2008'in başlamasına bir haftadan az bir süre kaldı. Firmalar CES 2008'de patlatacakları bombalarla ilgili ipuçlarını şimdiden vermeye başladı. 7 Ocak'ta başlayacak teknoloji şovu öncesinde firmalardan gelen haberleri ve internete sızan dedikoduları kısaca hatırlatma fayda var:


    LCD, Plazma ve OLED TV'ler
    Panasonic firması 150 inç (380 cm) ekran plazma TV'siyle rekor kırmaya hazırlanıyor. Hem plazmanın büyüklüğü hem de satış fiyatı bir rekor olarak akıllara kazınacak. Panasonic'in 380 cm büyüklüğündeki plazma TV'sine, Samsung ise sadece 4.3 mm kalınlığındaki OLED TV'siyle cevap verecek.

    En güçlü notebook'lar
    Öte yandan Intel'in 4 çekirdekli Penryn işlemcilerinin kullanıldığı ilk notebook'lar görücüye çıkacak. Asus ise henüz Penryn işlemcilere geçmese de 1 terabyte (1000 GB) kapasitesinde diske sahip olan M70 modeliyle şov yapacak.
    Panasonic ise notebook'larda kullanılmak üzere tasarladığın en ince Blu-ray sürücüsünü tanıtacak.

    Matbaaların sonu
    LG firması çok daha sıra dışı bir ürünle CES 2008'de gövde gösterisi yapacak: E-kağıt. A4 boyutunda, 16.7 milyon renk gösterebilen esnek dijital kağıtların ilk örneği muhtemelen büyük ilgi toplayacak.

    Azınlık raporu
    Yine LG firmasının 52 inç büyüklüğündeki dokunmatik LCD ekranı "Azınlık Raporu" filmindeki sahneleri akıllara getirecek. Çünkü bu dokunmatik ekranın özelliği parmakların hareketlerini algılayabiliyor.

    XBOX 360 Ultimate
    Bunlar CES 2008 fuarı süresince gündeme oturacak resmi haberler. Bir de dedikodu:
    Bill Gates yeni XBOX 360'ı ilk defa CES 2008'de açıklayacak.

    7 Ocak'tan itibaren Las Vegas'taki teknoloji şovu CES 2008 ile ilgili tüm haberler Blogumdan takip edebilirsiniz.

    Uçak hacklenir mi?


    Boeing'in yeni 787 Dreamliner serisi, ticari uçuşlara başlamadan ciddi bir uyarı aldı. Federal Aviation Agency, FAA uçakta çok ciddi bir güvenlik açığı bulunduğunu saptadı. Yolculara internet erişimi sağlayan sistemin, uçağın kontrol, iletişim ve navigasyon sistemi le aynı ağ üzerinde olduğu ve bir yolcunun uçağın kontrollerine ulaşma potansiyelinin bulunduğu ortaya çıktı. Daha ilk duyduğunuzda 'yahu ikisi aynı ağ üzerinde olur mu?' diye tepki veriyorsunuz ama bu kadar düz bir mantık dahi bazen gözden kaçabiliyor demek.

    Boeing tam detay vermese de ticari uçuşlar başlamadan önce bu sorunun kesinlikle halledileceğini söylüyor ancak bu haberin duyulmasından sonra, sistemin kırılamayacağına dair bağımsız bir sürü onayla dünyayı ikna etmeleri gerekecek. Öte yandan hacker'ların ilgisini çekmek için 'bu sistem kırılamaz' demek yeterli. Ama hangi hacker sırf denemek için kendini anında yakalanacağı bir yere sokar bilinmez :). Tabii burada esas tehlike malum terörizm. Böyle bir açık bu açıdan tedirgin edici. Yoksa bir yolcunun 'oturumu kapatırken' uçağın motorlarını durduması söz konusu değil. Uçağın ana bilgisayarında bir yerlerde Windows varsa bilemeyiz tabii :).

    Frontlines: Fuel of War için yeni video

    Yapımcılığını Kaos Studios, yayımcılığını ise THQ'nun üstlendiği fps oyunu Frontlines: Fuel of War için yeni bir video yayınlandı. Daha çok multiplayer oynanışa yatkın görünen oyunda 50'den fazla aracı ve bir çok çeşit silahı geniş alanda düşmanlarımızı öldürmek için kullanabileceğiz. Oyunun oynanışı ve grafikleri bir hayli iddialı görünüyor. Oyunun PC, PS3 ve Xbox360 platformları için 7 Ocak 2008'de piyasada olması bekleniyor.

    Videoyu isterseniz 9,5MB büyüklüğünde normal formatta, isterseniz de 26,6MB büyüklüğünde HD formatında izleyebilirsiniz.



    Sinan Çetin'den ''Çocuk'' Filmi

    Yapımcılığını sinan çetin'in, yönetmenliğini polis filminden tanıdığımız onur ünlü'nün yaptığı ve "türkiyenin ilk fantastik çocuk filmi" sloganı ile 18 ocak 2008 de sinama salonlarında yerini alacak filmin başrollerinde Vizontele Tuuba'dan Tuba ünsal, babam ve oğlum'un küçük denizi Ege Tanman ve Rock müzik dünyasından tanıdığımız hayko cepkin'i göreceğiz.
    filmin konusunu kısaca "Küçük yaşta kaçırılıp bir hırsız çetesinin eline düşen ’çocuk’ çetenin en başarılı hırsızıdır. Hırsızlık yapmasının sebebi ise her 30 bin YTL’lik hırsızlık yaptığında çeteden bir çocuğun ailesine iade edilmesidir. Filmin kahramanı, bir gün, çocuklardan nefret eden fakat özel bir televizyon kanalında çocuk programı sunan Rüya (Tuba Ünsal) ile tanışır. Rüya’nın çalıştığı kanalın sahibi İsfandiyar’ın (Hayko Cepkin)amacı ise kanalından bir kutuyla yayın yapıp dünya üzerindeki tüm çocukların hayal gücünü engelleyip onları mutsuz olmasını sağlamaktır."
    Filmde hayko cepkin hiç konuşmayacakmış.
    Filmin fragmanı.


    Filmin imdb adresi.

    Blogger B-Stil Premium Teması

    Şu an kullandığım Blogger için 4.web şablonum.Ben temamı değiştireceğimden sizlerin işine yarar diye koymuş bulunmaktayım.


    Demosu zaten benim blog :)

    Kane & Lynch: Dead Men’in demosu yayınlandı

    Eidos, ünlü Hitman serisinden tanıdığımız IO Interactive’in geliştirdiği aksiyon oyunu Kane & Lynch: Dead Men’in demosunu yayımladı. Bir psikopatı ve görevinden alınmış bir askeri yönettiğimiz oyununun 593 MB’lık demosunu bu adresten indirebilirsiniz. Eğer hala oyunu alıp almamakta kararsız kaldıysanız bu demo karar vermenizi kolaylaştıracaktır.

    Karşınızda Mehmetçik-1

    Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE) askeri amaçlı kullanıma yönelik yeni silahlarının prototiplerini basınla paylaştı. Yeni silahlar; Mehmetçik-1 piyade tüfeği, T-12 keskin nişancı tüfeği, JNF-90 ise lazer takılabilen ve 3kg ağırlığıyla Mehmetçik-1'in kısa türü (yakın kullanım için).

    Mehmetçik-1'in ağırlığı 3.6kg ve menzili 500 metre. Piyade tüfeği, dürbün ve kullanıcıya göre 5 kat büyütmeli dipçik, sessiz kurma sistemi, kilitlemeli mekanizmaya sahip. T-12 keskin nişancı tüfeğinin mezili 900 metreyken JNF-90'ın 1,1 kilometre. Mehmetçik-1'in yapılacak denemelerin ardından seri üretimine geçilecek.

    Yasal ve ücretsiz Türkçe müzik: Ttnet Müzik

    TTNet, ADSL abonelerine ücretsiz şarkı indirebilecekleri Türkiye'nin müzik portali TTNetMüzik'i hizmete sundu. TTNet ADSL aboneleri, dijital ortamdaki şarkıları www.ttnetmuzik.com/ adresinden bilgisayarlarına kaydedebilecek.

    TTNetMüzik ile MÜ-YAP'ın Dijital Müzik Platformu'nda yer alan 80 binin üzerinde yerli şarkı ücretsiz indirilebilecek. Müzik dünyasından güncel haberler ve röportajlarla TTNetMüzik daha da zenginleşecek.

    TTNet'in MÜ-YAP, MSG, MESAM ve MÜYORBİR ile yaptığı işbirliği çerçevesinde TTNetMüzik'te bulunan tüm parçalar tamamen yasal olarak indirilebiliyor. DRM ("Digital Rights Management"; Dijital Hak Yönetimi) sistemi ile müzik eserleri, TTNet ADSL abonelerine özel olarak lisanslanıyor, böylece şarkıların izinsiz olarak paylaşılmasının önüne geçiliyor.

    TTNet ADSL aboneleri, abonelik paketlerinin kapsamına göre 2 farklı TTNetMüzik üyeliğine sahip olacaklar. 1 Mbps 6 GB ve üstü paketlere sahip olan TTNet ADSL aboneleri, TTNetMüzik Gold Üyelik ile herhangi bir ilave ücret ödemeden ayda 500 şarkıyı indirebilecek ve diledikleri 100 şarkıyı CD'ye yazdırabilecekler.
    Ayrıca bu eserleri taşınabilir müzikçalar cihazlara aktarabilecekler. 1 Mbps 4 GB limitli TTNet ADSL aboneleri ise TTNet Standart Üyelik kapsamında ayda 10 şarkıyı ücretsiz olarak indirebilecek. Bu müşteriler, arzu ederlerse ayda 5 YTL ek ücret ödeyerek TTNetMüzik Gold üyeliğe sahip olabilecekler. 29 Şubat 2008 tarihine kadar TTNetMüzik Gold üyelik için başvuran Standart üyeler ise Temmuz 2008'e kadar ayda sadece 2 YTL ödeyecek.

    Tarkan'ın Metamorfoz'u sadece TTNetMüzik'te!

    Ayrıca, Tarkan'ın son albümü Metamorfoz'da bulunan parçaların 5 ay boyunca sadece TTNetMüzik üyeleri tarafından ücretsiz olarak indirilebileceği de duyuruldu. Tarkan'ın şarkıları internette başka hiçbir web sitesi ve içerik sağlayıcıdan ücretli veya ücretsiz olarak indirilemeyecek. Basın toplantısında konuşan Tarkan, şarkıların internetten yasal olmayan yollarla indirilmesi ve korsan CD'ler nedeniyle, müzik eserlerine emeği geçenlerin büyük zorluklar yaşamaya başladığını söyledi.

    Alkaline Trio - Time to Waste

    Son zamanlarda dinlediğim video klip.Buyrun izleyelim.

    Metamorfoz içinize sindi mi?

    Tarkan'a bayılıyor muyuz? Evet! Yeni albümünü dört gözle bekledik mi? Kesinlikle! Peki umduğumuzu bulduk mu? Maalesef! Aradık, taradık, şarkıları bir daha, bir daha başa sardık, fotoğraflarına bakakaldık da bulamadık. Sonra da sormadan duramadık; "Bu şarkı sözleriyle nereye kadar ey Tarkan?"

    Kafiyeler götürsün!

    'Yakalarsam muck muck', 'Kuzu Kuzu', 'Dudu Dudu', 'Hüp' zamanında tuttu ya; yollarına gül dökülesi starımız dinleyicisine yine vermeye çalışmış coşkuyu işte. Uygun adım ileri, dayamış 'Vay Anam Vay'ları, 'Dilli Düdük'leri, 'Hop Hop'ları falan. İyi de diyelim 'Kuzu Kuzu' falan sıkı şarkıydı. Ya bunlar?

    Seneler sonra insan Tarkan albümü dinlerken 'Kıyamam ağlama karaları bağlama' kıvamında 'kafiyem olmadan asla' parolalı şarkı sözleriyle karşılaşınca; ağzında kabak tadıyla boş boş etrafına bakınmadan edemiyor. Hey kafiyeler götürsün. Üstelik de müzikler ve düzenlemeler 90'lardan kalma! Çok üzücü! Çok bayat! Bu hızla giderse korkarım bir dahaki albümde şöyle sözler yazacak Tarkan: 'Gel yanıma şöyle/ Tut elimi böyle/ Uzak durma öyle/ Derdini söyle...'

    Nakarata da 'Top top', 'Kop kop', 'Küt küt', 'Tüh tüh'lü bir şeyler dayadı mı al sana yeni Tarkan şarkısı! Bu adam bundan mı ibarettir yani? Düşün düşün zordur işim. Acaba 'megastar'ımız neden taş üstüne taş koyamıyor? Amerika'larda yaşıyor da, neden müzikteki yenilikleri takip edemiyor? Neden gelişemiyor? Hazıra konuyor? Yeni bir şey denemeye cesareti mi yok, yoksa vizyonu mu? Hem o albüm kapağı nedir Allah aşkına!

    Kısa saçları, pantolon ceket takımı ve ille de bilekte zinciriyle yeni imajı çok eleştirildi hani. Ben imajı falan geçtim de fotoğraflara takıldım sayın okur! Sanırsınız fotoşopa giriş dersi 1 örneği! Üstelik en kötüsünden! Bas bas "Ben fotoşopluyum arkadaaaaşş" diye bağırıyor. Ne gerek var? Kapak tasarımına gelince, çok şükür o da bütünlüğü bozmuyor 90'lardan bir gram öteye gidemiyor! Galiba Tarkan'ın ekibinin eli armut topluyor! Hepsi uyukluyor! Oralarda kimse dünyayı takip etmiyor!

    İçine sindi mi?

    Peki şimdi ne olacak? Cevabı gayet basit. Tarkan bir televizyon programına çıkıp, bir gazeteye röportaj verecek! Evde, kırda, plajda çalına çalına şu 'Dilli Düdük'e insanların kulağı alışacak, hatta şarkı tutacak. Belki 'Vay Anam Vay' da sınırları zorlayacak. Ona olan sevgimizin kredisinden yine konserleri dolacak. Ki ben bile gidebilirim çünkü Tarkan'ın sahne büyüsü bambaşkadır. Müthiştir! Ve fakat hayranlarının hayal kırıklığı baki kalacak. Hepsi gelecek günlerde vizyonda... Şimdi yazıyı bitiriyor ve merak ettiğim soruyu soruyorum; 'Metamorfoz' içine sindi mi Tarkan?


    Albümü indir vs ZShare

    Blogger B-Style Teması

    Benim 3.Blogger üzeri temam.Tasarım bana aittir.Güle güle kullanın :).Unutmadan, Yakında bir mini blog açıyorum.Tüm Blogger temalarımı orada sergilemeyi düşünüyorum.


    B-Style Temasını arkaplanı değiştirilebilir.Yanlız footerde yazan ''Tasarım:Harun Demirbaş'' yazısı kaldırılmamalı.GoogleBoy temaları gelişsin!.