
Kiefer Sutherland, görkemli günleri 90’ların başında bitmiş bir aktördü. Bir nevi Dennis Quaid yani. 2001 yılında Kiefer, şimdiye dek sadece John Travolta’nın başardığı muhteşem bir geri dönüş yaşadı. Artık Kiefer William Frederick Dempsey George Rufus Sutherland (tam adı bu!), sadece ve sadece Jack Bauer anlamına geliyor.
Jack, pardon Kiefer, Donald Sutherland’ın oğlu. Böyle görkemli bir kariyere sahip bir babanın oğlu olup da oyuncu olmamak için özellikle çaba sarf etmek gerekirdi zaten. Göz göze gelmeye korkutan bakışları da Kanada, İngiliz ve İskoç karışımından kaynaklanıyor.
18 yaşına kadar aktörlüğü ciddi olarak düşünmezken, 18 yaşında denemeye karar verince kendini ilk başrolünde bulmuş. İnsanın babası dünya çapında bir oyuncu olunca birkaç bağlantısı oluyor haliyle. Steven Spielberg’in yapımcılığını yaptığı “Amazing Stories”, enfes gençlik draması “Stand By Me” derken kendisini dünyaca üne kavuşturan “The Lost Boys”daki rolü almış. O filmde, cici çocukları yoldan çıkaran bir vampiri oynuyordu, henüz izlemediyseniz büyük bir eğlence sizi bekliyor.
Ne yazık ki bundan sonra öyle aman aman hatırlanası bir filmde kendine yer bulduğunu göremiyoruz. “Young Guns”, “Flashback”, “Flatliners” hep zamanında keyifle izlediğimiz filmler ama hiçbiri de esaslı bir Kiefer Sutherland filmi değil. Zaten 90’larda oynayabildiği sayılı iyi filmde de aynı durum devam ediyor. Hatta o yıllarda adını en çok Julia Roberts ile nişanlandığında ve düğünden beş gün önce ayrıldıklarında duymuştuk. Bu on sene içinde oynadığı en mükemmel film, Alex Proyas’ın “Dark City”si idi.
Peki, sonra ne oldu? İlk önce Martin Sheen için düşünülen Jack Bauer rolünü kaptı. O güne kadar ödül almamış bir aktörken, Altın Küre’lere, Emmy’lere boğuldu. Şu an Amerika’da 6. sezonu oynayan dizi, şimdilik 8 sezon sürecek ve bir filmle finali yapılacak gibi görünüyor.
Kiefer, eğlencesine çok düşkün biri. Partilerde kendini yaralayıp “24”ün çekimini ertelettiği bile oldu. Öte yandan hak vermek lazım, haftada bir saçını kestirerek 24 bölüm için yılda 10 ay, haftada 6 gün, günde 15 saat uğraşıyor. Şimdilik tek gerçek zamanlı filmi “Phone Booth” (telefondaki katili seslendiriyordu). Son olarak hakkındaki en önemli bilgiyi verelim: “24”ün son üç sezonu için 40 milyon dolar aldı ki bu para bir televizyon dizisi için ödenen en yüksek ücret.