Arama motoru deyince artık aklımıza 'arama motoru sektörü'nü neredeyse tekele bağlayan Google’dan başkası gelmiyor. Örneğin hazırlamanız gereken bir ödev olduğunda doğru kelimeleri yazarak aradığınız konuyu bulacağınızdan emin olabiliyorsunuz.
Aynı şekilde bir görsel ya da fotoğraf aradığınızda da Google’dan daha iyi bir rehber yok. MetaCafe ve YouTube’u satın alan, üstüne Google Video sitesine sahip olan Google, video aramalarının da tartışmasız bir numarası.
Misyonu insanlığın bilgi paylaşımını sağlamak ve buna herkesin ulaşmasını sağlamak olan Google, bilgi paylaşımını video, resim veya web siteleriyle de sınırlı tutmuyor. Artık sayısını bile sayamadığımız servisleri ile Dünya sınırlarını dahi aşıp, bize uzayın derinliklerini gösteren Google gerçek anlamda bilgi paylaşımını sağlayan bir servis artık.
Fakat arama motorları tabii ki Google’dan ibaret değil. Google’dan önce de ismi en az Google kadar telaffuz edilen büyük isimler vardı ve eminim ki bundan sonra da olacak. Bilgi paylaşımını ve kolay erişimi amaçlayan arama motorlarının tarihi tahmin edebileceğinizden çok daha eskiye dayanıyor.
The Memex
Bugün tarayıcınızda açtığınız bütün arama motorlarının fikir babası 1945 yılında Atlantic Monthly gazetesinde yayınlanan Vannaver Bush imzalı 'As We May Think' makalesidir. II Dünya Savaşı sırasında insan ırkının geçmişini arşivleme gereksiniminin doğduğunu düşünen Dr. Bush, baskı teknolojisinin artık insanlık tarihini arşivlemede yetersiz kaldığını düşünüyordu.
Makalesinde 'Bilim için yararlı olan bilgiler arşivlenmeli ve sürekli üstüne bir şeyler katılmalıdır. Aynı zamanda bu bilgiler kolay ulaşılabilir ve sınıflandırılmış olmalıdır' diyen Vannaver Bush, sadece arama motorlarını değil, günümüzün en büyük ansiklopedisi Wikipedia’yı da adeta Nostradamus’un tarifleri kadar etkileyici bir biçimde modellemişti.
'İndeksleme teknolojilerimizin gelişmemişliğinden dolayı başarıyı yakalayamıyoruz. Bir bilgiye ulaştığımızda, ilgili bilgilere de kolayca ulaşmamız gerekir' diyen Vannaver Bush’un önerdiği sistem sınırsız bir hafızaya sahip, çok hızlı, güvenilir, büyütülebilir ve çağırma sistemi olan bir yapıydı. Kendisi bu hayali yapısına “Memex” adını verdi ve arama motorlarının ilk fikrini de ortaya çıkarmış oldu
Smart
Modern arama teknolojilerinin atası Memex ise, babası da SMART ile Gerard Salton’dır. SMART’ın açılımı 'Salton’s Magic Automatic Retriever of Text' yani Salton’ın Sihirli Yazı Bulucusu... SMART’ın içindeki vektör uzay modeli, birim ayırma teknikleri ve benzerlik teknikleri hala kullanılmaktadır.
56 sayfalık “İndeksleme Teorisi” kitabinda ise arama motorlarının şu an bile kullandığı bazı testlerin sonuçları vardır.
Arama motorları tarihine adını yazdıran bir diğer önemli isim, 1960 Yılında Project Xanadu’yu başlatan Ted Nelson ise 1963 yılında 'hypertext' ve 'hypermedia' kelimelerini bilim literatürüne katmış bulunuyordu.
Dokümanlar arası bağlantılara izin veren hypertextler Xanadu’nun temelini oluştursa da Project Xanadu 1998 yılına kadar faaliyete geçemedi. Hypertextler ise günümüz web’inin temel yapısını oluşturuyor.
Archie
Günümüzde kullandığımız anlamda ve bildiğimiz Google görünümündeki ilk arama motoru 'Archie'ydi. 'Archive' yani arşiv kelimesinin mutasyona uğramış hali olan Archie, 1990 yılında Montreal’deki McGill Üniversitesi’nin bir öğrencisi olan Alan Emtage tarafından yapıldı.
Archie data toplamak için yazılı girdiyi alarak dosya adlarıyla karşılaştırıyor ve uyan sonuçları ekrana taşıyordu. Zamanla Archie devasa bir 'dosya adları arşivi' haline geldi.
Hala hizmet veren, internet tarihinin ilk arama motoru Archie’ye buradan ulaşabilirsiniz.
Çin
malı Google: Baidu
2000 yılında Robin Li Baidu’yu kurduğunda çoğu kişi ona 'hadi canım sende' derken, Li hiç aldırmadan gözünü Çin’in Google’ı olmaya dikmişti. Şu an 3 milyar dolarlık piyasa değeriyle Baidu daha önce kimsenin cesaret edemediği bir işe girişti ve evinde, Çin’de, Google ve Yaho0!’ya cesurca diklendi.
Baidu’nun Çin’de bu kadar büyümesinin arkasındaki ilk sebep tabii ki Çin hükümetinin düzenli aralıklarla Google ve Yahoo gibi uluslararası bilgi kaynaklarını sansürlemesi gösterilebilir.
Fakat Baidu’nun bu kadar başarılı olmasının arkasında daha inandırıcı sebepler de var. ABD’de uygulanan “yayın hakları” konusundaki titizlik Çin’de aynı düzeyde değil. Bu da MP3 ve video aramaları da yapabilen Baidu’nun ekmeğine yağ sürüyor.
Bir röportajında Çin’de nasıl bu kadar başarılı olduğu sorulduğunda Çin’de internet kullanan 130 milyon kişinin yüzde 80’inin 30 yaş altında olduğunu ve aradıkları şeylerin haberler, bloglar veya araç kiralama şirketleri olmadığını sadece ve sadece eğlence olduğunu söyleyen Robin Li, tıpkı Google gibi görünen Baidu ana sayfasına da bu fikirle uyumlu olarak MP3 ve video arama butonları eklemiş.
Geleceğin Özel arama motorları
Bugün çoğu arama motoru öncelikli olarak algoritmik işlemeye dayanıyor ve sonuçlar popülerliğe göre sıralanıyor.
Ama daha iyi sistemler bu düz yaklaşıma eklenmek üzere. Google’ın Araştırma Müdürü Peter Norvig: 'Kullanıcının maksadını ve içerik sağlayıcının amacını daha iyi anlamak için çalışıyoruz' diyor. Arama teknolojisi üzerinde çalışmalara ciddi şekilde yatırım yapan diğer bir firma da Microsoft...
Microsoft’un amacı; eğer birisi 'Jaguar' kelimesini arıyorsa bunun araba mı yoksa ormandaki büyük kedi mi olduğunu anlayabilecek bir arama motoru geliştirebilmek. Arama motorları, daha iyi bilgi kaynakları ekleyerek daha kişiselleştirilmiş sonuçlar sağlayabilirler.
Örneğin; bir arama motoru yirmi yıl önce dünya kupasını kimin kazandığını söyleyebilir ama çevredeki en iyi dönercinin kim olduğunu söyleyemez. Bu yüzden arama motorları bünyelerine küçük gruplar arasında bilgi paylaşımı için sosyal ağ özellikleri eklemeye çalışıyorlar. Sosyal ağ üzerinde arama, diğer alanlara doğru da genişleyecek.
Örneğin; YouTube gibi video sitelerine klip gönderenler ve onları izleyip yorumlayanlar diğerlerini de cesaretlendiriyor. Zaman içinde video sitelerindeki bu sosyal iletişim daha çok ortaya çıkacak, insanlar diğerlerinin videolarına anahtar kelimeler ekleyecek.
Sonra da topluluk tarafından güçlendirilmiş bir aranabilir özellik seti oluşacak. Bilgi girişini teşvik etmek, arama yapanların daha kişiselleştirilmiş sonuçlara ulaşmalarını sağlayacak.
Örneğin; Google, şu anda kullanıcılara öneriler sunarak daha iyi sonuca ulaşabilmek için yardımcı olmaya çalışıyor: 'Görünüşe göre şu tarz bir arama yapmaya çalışıyorsunuz' diyerek kullanıcıyı uyarıyor ve kullanıcının sonuca daha kolay ulaşabilmesi için nasıl arama yapması gerektiğini gösteriyor.
'Leb' demeden 'leblebi'
Basit bir ifade ile anlatmak gerekirse 'Semantik web', dataya daha fazla tanım veya anlam katarak datayla aranızda karşılıklı etkileşimi sağlıyor. Semantik Web’in ana fikri diğer belgelerle ilişkili PDF veya XML formatındaki dokümanlardaki metadataları (verilerle ilgili veriler) web üzerinden kullanmaktır.
Semantik web, basit noktadan noktaya yapılan linklerin ötesinde kişiler, yerler ve kavramlar üzerine kurulu yönlendirmelere olanak sağlarken kullanım esnasında veriyi otomatikleştirme, bütünleştirme ve yeniden kullanma imkanı veriyor.
Bazıları bunu bir düşü gerçekleştirmek olarak tanımlarken bazıları da yapbozun parçalarının bugüne dek etrafa saçılmış halde durduğunu ve bu parçaların birinin çıkıp da standartlar üzerinde görüş birliği sağlayarak kendilerini birleştirmesini beklediğini iddia ediyor.
Bunlar da kısaca demek oluyor ki semantik web aslında akıllı arama motoru demek oluyor. Siz 'leb' demeden 'leblebiyi' anlayan, sizin işlerinizi siz söylemeden planlayan, anlayan arama motorları.
Semantik web + hayal gücü
Semantik web’in neler yapabileceğine bir sınır koymak zor. Fakat örnek vermek gerekirse hayal gücümü kullanarak şunları söyleyebilirim. Örneğin kafanızda BJK maçına gitmek var ve biletiniz yok.
Stadın yakınına gelip siz bilet ararken, uzun süredir orada olduğunuzu anlayan cep telefonunuz, akıllı arama motorlarına bunu rapor ediyor.
Koordinatlarınız belirleniyor ve BJK İnönü Stadı yakınında uzun süredir bulunduğunuz belirleniyor. Daha sonra telefonunuza mesaj geliyor “212 000 00 00 nolu telefonu arayarak biletinizi alabilir ve vereceğimiz referans numarasıyla stada girebilirsiniz”. Güzel bir hayal bence...
Fazla uçtuğumu da düşünüyorum açıkçası. Daha yakın tarihteki semantik web ise daha çok aramalarımızı otomatik olarak özelleştiriyor. Örneğin ev aradığınızı farz edelim, siz '110 metrekare' diye bir arama sorgusu girdiğinizde arama motoru sizin daha önceki kayıtlarınızdan ve bağlandığınız IP’den bilgilerinizi alıyor. Daha sonra size en yakın ve en uygun satılık daireleri seçerek önünüze seriyor. Daha da kısası “anahtar kelime manyağı” gereksiz siteler daha fazla canınızı sıkmıyor.
Kelimeye bile gerek yok
Daha önce kullandığım 'bilet yönlendirmesi' gibi sistemler aslında daha basit bir şekilde günümüzde bile kullanılıyor. Örneğin www.ilike.com adresine girdiğinizde beğendiğiniz bir ürünün üzerine tıklayabilirsiniz. Daha sonra ise sizin için o üründe en önemli olan özelliği seçip, fiyat aralığı, renk gibi ayrıntıları belirledikten sonra aramaya basabilirsiniz. Ya da asıl olaya kulak verebilirsiniz.
iLike’da herhangi bir ürüne tıkladığınızda görsel olarak benzerlerini otomatik olarak önünüzde sıralanıyor ve siz kesenize en uygun olanı ya da en beğendiğiniz ürünü seçebiliyorsunuz. Aynı şekilde www.musicovery.com’da da hiçbir kelime yazmadan sadece şarkının türünü seçerek tam aradığınız gibi şarkılar bulmanız olası.
Ya da www.polarrose.com adresine girerek etiketlediğiniz insanı diğer resimler arasında bulabilirsiniz. Bir yüz tanıma sistemi olan site, verdiğiniz resimdeki kişinin yüzünü tanıyor ve diğer resimlerde otomatik olarak etiketliyor. Ve gerçekten oldukça isabetli bir biçimde yapıyor işini.
Arama motorlarında 'bugün varsın yarın yoksun' kuralı ilk günlerden beri işliyor.
Bu kanuna en fazla dayanan ise bu kısa tarihte Google. Fakat tahtının da çok fazla 'küçük' kuvvetin yanında, dev rakipleri tarafından da sallandığı bir gerçek. Özellikle spesifik aramalarda Google’dan küçük pek çok site rahatlıkla krala meydan okuyabiliyor. Fakat semantik web’in de yaygınlaşmasıyla bu rakiplerin sayısı artacak, mevcut rakipler ise güçlenecek. Şu an yerelleşmeye oldukça önem veren Google’ın diğer tehditlere ayak uydurup uyduramayacağını bize yıllar gösterecek.
'Aratma' motoru: ChaCha
Arama yaparken bir yapay zekadan bahsetmeye çalışıyoruz. Peki bu aramayı gerçek bir zekanın yapmasına ne dersiniz?
İnsanın aklına her zaman müthiş fikirler gelmez ya da bu müthiş fikirler bazen beklendiğinden 'külfetli' olabilir. Sanırım ChaCha bunlardan biri. www.chacha.com adresinden ulaşabileceğiniz arama ve 'aratma'motoru ChaCha’da arama kutusuna doğrudan sorguyu yazarsanız bildiğimiz arama motoru işlevi görüyor. Fakat siteye kayıt olduğunuzda sizi başka bir sürpriz bekliyor: Ara(t)ma motoru.
Siteye kayıt olduğunuz takdirde ChaCha operatörlerine sorgunuzu yöneltiyorsunuz. Onlar da size uygun sonuçlarla dönüyorlar. Eğer çok genel bir konu vermişseniz sizden sorgunuzu biraz açıklamanızı isteyebiliyorlar. Ve ortalama 10 dakika içinde size en uygun sonuçları görüntülüyorlar. Kısacası siz görevi operatöre satıp çayınızı yudumlarken orada sizin için çalışan biri oluyor.