0 TANE Kategori: apple, Apple iPod 3G, LG KU990, nokia, Nokia N95 8GB, youtube
Arama motoru deyince artık aklımıza 'arama motoru sektörü'nü neredeyse tekele bağlayan Google’dan başkası gelmiyor. Örneğin hazırlamanız gereken bir ödev olduğunda doğru kelimeleri yazarak aradığınız konuyu bulacağınızdan emin olabiliyorsunuz.
Aynı şekilde bir görsel ya da fotoğraf aradığınızda da Google’dan daha iyi bir rehber yok. MetaCafe ve YouTube’u satın alan, üstüne Google Video sitesine sahip olan Google, video aramalarının da tartışmasız bir numarası.
Misyonu insanlığın bilgi paylaşımını sağlamak ve buna herkesin ulaşmasını sağlamak olan Google, bilgi paylaşımını video, resim veya web siteleriyle de sınırlı tutmuyor. Artık sayısını bile sayamadığımız servisleri ile Dünya sınırlarını dahi aşıp, bize uzayın derinliklerini gösteren Google gerçek anlamda bilgi paylaşımını sağlayan bir servis artık.
Fakat arama motorları tabii ki Google’dan ibaret değil. Google’dan önce de ismi en az Google kadar telaffuz edilen büyük isimler vardı ve eminim ki bundan sonra da olacak. Bilgi paylaşımını ve kolay erişimi amaçlayan arama motorlarının tarihi tahmin edebileceğinizden çok daha eskiye dayanıyor.
The Memex
Bugün tarayıcınızda açtığınız bütün arama motorlarının fikir babası 1945 yılında Atlantic Monthly gazetesinde yayınlanan Vannaver Bush imzalı 'As We May Think' makalesidir. II Dünya Savaşı sırasında insan ırkının geçmişini arşivleme gereksiniminin doğduğunu düşünen Dr. Bush, baskı teknolojisinin artık insanlık tarihini arşivlemede yetersiz kaldığını düşünüyordu.
Makalesinde 'Bilim için yararlı olan bilgiler arşivlenmeli ve sürekli üstüne bir şeyler katılmalıdır. Aynı zamanda bu bilgiler kolay ulaşılabilir ve sınıflandırılmış olmalıdır' diyen Vannaver Bush, sadece arama motorlarını değil, günümüzün en büyük ansiklopedisi Wikipedia’yı da adeta Nostradamus’un tarifleri kadar etkileyici bir biçimde modellemişti.
'İndeksleme teknolojilerimizin gelişmemişliğinden dolayı başarıyı yakalayamıyoruz. Bir bilgiye ulaştığımızda, ilgili bilgilere de kolayca ulaşmamız gerekir' diyen Vannaver Bush’un önerdiği sistem sınırsız bir hafızaya sahip, çok hızlı, güvenilir, büyütülebilir ve çağırma sistemi olan bir yapıydı. Kendisi bu hayali yapısına “Memex” adını verdi ve arama motorlarının ilk fikrini de ortaya çıkarmış oldu
Smart
Modern arama teknolojilerinin atası Memex ise, babası da SMART ile Gerard Salton’dır. SMART’ın açılımı 'Salton’s Magic Automatic Retriever of Text' yani Salton’ın Sihirli Yazı Bulucusu... SMART’ın içindeki vektör uzay modeli, birim ayırma teknikleri ve benzerlik teknikleri hala kullanılmaktadır.
56 sayfalık “İndeksleme Teorisi” kitabinda ise arama motorlarının şu an bile kullandığı bazı testlerin sonuçları vardır.
Arama motorları tarihine adını yazdıran bir diğer önemli isim, 1960 Yılında Project Xanadu’yu başlatan Ted Nelson ise 1963 yılında 'hypertext' ve 'hypermedia' kelimelerini bilim literatürüne katmış bulunuyordu.
Dokümanlar arası bağlantılara izin veren hypertextler Xanadu’nun temelini oluştursa da Project Xanadu 1998 yılına kadar faaliyete geçemedi. Hypertextler ise günümüz web’inin temel yapısını oluşturuyor.
Archie
Günümüzde kullandığımız anlamda ve bildiğimiz Google görünümündeki ilk arama motoru 'Archie'ydi. 'Archive' yani arşiv kelimesinin mutasyona uğramış hali olan Archie, 1990 yılında Montreal’deki McGill Üniversitesi’nin bir öğrencisi olan Alan Emtage tarafından yapıldı.
Archie data toplamak için yazılı girdiyi alarak dosya adlarıyla karşılaştırıyor ve uyan sonuçları ekrana taşıyordu. Zamanla Archie devasa bir 'dosya adları arşivi' haline geldi.
Hala hizmet veren, internet tarihinin ilk arama motoru Archie’ye buradan ulaşabilirsiniz.
Çin
malı Google: Baidu
2000 yılında Robin Li Baidu’yu kurduğunda çoğu kişi ona 'hadi canım sende' derken, Li hiç aldırmadan gözünü Çin’in Google’ı olmaya dikmişti. Şu an 3 milyar dolarlık piyasa değeriyle Baidu daha önce kimsenin cesaret edemediği bir işe girişti ve evinde, Çin’de, Google ve Yaho0!’ya cesurca diklendi.
Baidu’nun Çin’de bu kadar büyümesinin arkasındaki ilk sebep tabii ki Çin hükümetinin düzenli aralıklarla Google ve Yahoo gibi uluslararası bilgi kaynaklarını sansürlemesi gösterilebilir.
Fakat Baidu’nun bu kadar başarılı olmasının arkasında daha inandırıcı sebepler de var. ABD’de uygulanan “yayın hakları” konusundaki titizlik Çin’de aynı düzeyde değil. Bu da MP3 ve video aramaları da yapabilen Baidu’nun ekmeğine yağ sürüyor.
Bir röportajında Çin’de nasıl bu kadar başarılı olduğu sorulduğunda Çin’de internet kullanan 130 milyon kişinin yüzde 80’inin 30 yaş altında olduğunu ve aradıkları şeylerin haberler, bloglar veya araç kiralama şirketleri olmadığını sadece ve sadece eğlence olduğunu söyleyen Robin Li, tıpkı Google gibi görünen Baidu ana sayfasına da bu fikirle uyumlu olarak MP3 ve video arama butonları eklemiş.
Geleceğin Özel arama motorları
Bugün çoğu arama motoru öncelikli olarak algoritmik işlemeye dayanıyor ve sonuçlar popülerliğe göre sıralanıyor.
Ama daha iyi sistemler bu düz yaklaşıma eklenmek üzere. Google’ın Araştırma Müdürü Peter Norvig: 'Kullanıcının maksadını ve içerik sağlayıcının amacını daha iyi anlamak için çalışıyoruz' diyor. Arama teknolojisi üzerinde çalışmalara ciddi şekilde yatırım yapan diğer bir firma da Microsoft...
Microsoft’un amacı; eğer birisi 'Jaguar' kelimesini arıyorsa bunun araba mı yoksa ormandaki büyük kedi mi olduğunu anlayabilecek bir arama motoru geliştirebilmek. Arama motorları, daha iyi bilgi kaynakları ekleyerek daha kişiselleştirilmiş sonuçlar sağlayabilirler.
Örneğin; bir arama motoru yirmi yıl önce dünya kupasını kimin kazandığını söyleyebilir ama çevredeki en iyi dönercinin kim olduğunu söyleyemez. Bu yüzden arama motorları bünyelerine küçük gruplar arasında bilgi paylaşımı için sosyal ağ özellikleri eklemeye çalışıyorlar. Sosyal ağ üzerinde arama, diğer alanlara doğru da genişleyecek.
Örneğin; YouTube gibi video sitelerine klip gönderenler ve onları izleyip yorumlayanlar diğerlerini de cesaretlendiriyor. Zaman içinde video sitelerindeki bu sosyal iletişim daha çok ortaya çıkacak, insanlar diğerlerinin videolarına anahtar kelimeler ekleyecek.
Sonra da topluluk tarafından güçlendirilmiş bir aranabilir özellik seti oluşacak. Bilgi girişini teşvik etmek, arama yapanların daha kişiselleştirilmiş sonuçlara ulaşmalarını sağlayacak.
Örneğin; Google, şu anda kullanıcılara öneriler sunarak daha iyi sonuca ulaşabilmek için yardımcı olmaya çalışıyor: 'Görünüşe göre şu tarz bir arama yapmaya çalışıyorsunuz' diyerek kullanıcıyı uyarıyor ve kullanıcının sonuca daha kolay ulaşabilmesi için nasıl arama yapması gerektiğini gösteriyor.
'Leb' demeden 'leblebi'
Basit bir ifade ile anlatmak gerekirse 'Semantik web', dataya daha fazla tanım veya anlam katarak datayla aranızda karşılıklı etkileşimi sağlıyor. Semantik Web’in ana fikri diğer belgelerle ilişkili PDF veya XML formatındaki dokümanlardaki metadataları (verilerle ilgili veriler) web üzerinden kullanmaktır.
Semantik web, basit noktadan noktaya yapılan linklerin ötesinde kişiler, yerler ve kavramlar üzerine kurulu yönlendirmelere olanak sağlarken kullanım esnasında veriyi otomatikleştirme, bütünleştirme ve yeniden kullanma imkanı veriyor.
Bazıları bunu bir düşü gerçekleştirmek olarak tanımlarken bazıları da yapbozun parçalarının bugüne dek etrafa saçılmış halde durduğunu ve bu parçaların birinin çıkıp da standartlar üzerinde görüş birliği sağlayarak kendilerini birleştirmesini beklediğini iddia ediyor.
Bunlar da kısaca demek oluyor ki semantik web aslında akıllı arama motoru demek oluyor. Siz 'leb' demeden 'leblebiyi' anlayan, sizin işlerinizi siz söylemeden planlayan, anlayan arama motorları.
Semantik web + hayal gücü
Semantik web’in neler yapabileceğine bir sınır koymak zor. Fakat örnek vermek gerekirse hayal gücümü kullanarak şunları söyleyebilirim. Örneğin kafanızda BJK maçına gitmek var ve biletiniz yok.
Stadın yakınına gelip siz bilet ararken, uzun süredir orada olduğunuzu anlayan cep telefonunuz, akıllı arama motorlarına bunu rapor ediyor.
Koordinatlarınız belirleniyor ve BJK İnönü Stadı yakınında uzun süredir bulunduğunuz belirleniyor. Daha sonra telefonunuza mesaj geliyor “212 000 00 00 nolu telefonu arayarak biletinizi alabilir ve vereceğimiz referans numarasıyla stada girebilirsiniz”. Güzel bir hayal bence...
Fazla uçtuğumu da düşünüyorum açıkçası. Daha yakın tarihteki semantik web ise daha çok aramalarımızı otomatik olarak özelleştiriyor. Örneğin ev aradığınızı farz edelim, siz '110 metrekare' diye bir arama sorgusu girdiğinizde arama motoru sizin daha önceki kayıtlarınızdan ve bağlandığınız IP’den bilgilerinizi alıyor. Daha sonra size en yakın ve en uygun satılık daireleri seçerek önünüze seriyor. Daha da kısası “anahtar kelime manyağı” gereksiz siteler daha fazla canınızı sıkmıyor.
Kelimeye bile gerek yok
Daha önce kullandığım 'bilet yönlendirmesi' gibi sistemler aslında daha basit bir şekilde günümüzde bile kullanılıyor. Örneğin www.ilike.com adresine girdiğinizde beğendiğiniz bir ürünün üzerine tıklayabilirsiniz. Daha sonra ise sizin için o üründe en önemli olan özelliği seçip, fiyat aralığı, renk gibi ayrıntıları belirledikten sonra aramaya basabilirsiniz. Ya da asıl olaya kulak verebilirsiniz.
iLike’da herhangi bir ürüne tıkladığınızda görsel olarak benzerlerini otomatik olarak önünüzde sıralanıyor ve siz kesenize en uygun olanı ya da en beğendiğiniz ürünü seçebiliyorsunuz. Aynı şekilde www.musicovery.com’da da hiçbir kelime yazmadan sadece şarkının türünü seçerek tam aradığınız gibi şarkılar bulmanız olası.
Ya da www.polarrose.com adresine girerek etiketlediğiniz insanı diğer resimler arasında bulabilirsiniz. Bir yüz tanıma sistemi olan site, verdiğiniz resimdeki kişinin yüzünü tanıyor ve diğer resimlerde otomatik olarak etiketliyor. Ve gerçekten oldukça isabetli bir biçimde yapıyor işini.
Arama motorlarında 'bugün varsın yarın yoksun' kuralı ilk günlerden beri işliyor.
Bu kanuna en fazla dayanan ise bu kısa tarihte Google. Fakat tahtının da çok fazla 'küçük' kuvvetin yanında, dev rakipleri tarafından da sallandığı bir gerçek. Özellikle spesifik aramalarda Google’dan küçük pek çok site rahatlıkla krala meydan okuyabiliyor. Fakat semantik web’in de yaygınlaşmasıyla bu rakiplerin sayısı artacak, mevcut rakipler ise güçlenecek. Şu an yerelleşmeye oldukça önem veren Google’ın diğer tehditlere ayak uydurup uyduramayacağını bize yıllar gösterecek.
'Aratma' motoru: ChaCha
Arama yaparken bir yapay zekadan bahsetmeye çalışıyoruz. Peki bu aramayı gerçek bir zekanın yapmasına ne dersiniz?
İnsanın aklına her zaman müthiş fikirler gelmez ya da bu müthiş fikirler bazen beklendiğinden 'külfetli' olabilir. Sanırım ChaCha bunlardan biri. www.chacha.com adresinden ulaşabileceğiniz arama ve 'aratma'motoru ChaCha’da arama kutusuna doğrudan sorguyu yazarsanız bildiğimiz arama motoru işlevi görüyor. Fakat siteye kayıt olduğunuzda sizi başka bir sürpriz bekliyor: Ara(t)ma motoru.
Siteye kayıt olduğunuz takdirde ChaCha operatörlerine sorgunuzu yöneltiyorsunuz. Onlar da size uygun sonuçlarla dönüyorlar. Eğer çok genel bir konu vermişseniz sizden sorgunuzu biraz açıklamanızı isteyebiliyorlar. Ve ortalama 10 dakika içinde size en uygun sonuçları görüntülüyorlar. Kısacası siz görevi operatöre satıp çayınızı yudumlarken orada sizin için çalışan biri oluyor.
0 TANE Kategori: alan emtage, archie, baidu, chacha, google, iLike, internet, microsoft, musicovery, peter norving, polarrose, Robin Li Baidu, ted nelson, the memex, websırrı, youtube
Defalarca yazdık. Uzun uzun anlattık. Ama bir türlü sesimizi duyuramadık. Bu kez okunması kolay olsun diye maddeler halinde listeleyeceğim.
Alıştık artık cicim. YouTube aç kapa aç kapa yalama olmaktan çıktı artık. [1], [2], [3] Bu sefer neden kapandı hiç merak etmiyorum. (bileniniz varsa mail atsın:) Bu sefer ki parmaklayan Ankara 11. Sulh Ceza Mahkemesi. Kendilerini tebrik eder, altın orta parmak ödülünü almaları için GoogleBoy Bloguna davet ediyorum. Hani alkış ?
0 TANE Kategori: engel, internet, yalamatube, youtube
Bir YouTube'u yeniden yapmak için ne kadar zamana ihtiyacınız olur? Sadece birkaç dakika desem...
Şu anda beta aşamasında olan startyourtube sitesi sayesinde, artık ortasını kestiğimiz çamaşır makinası kolisi yerine neredeyse gerçek bir televizyon kanalına sahibiz ve kendi çektiğimiz videoları tüm dünya ile paylaşıp fikirlerini alabiliriz. Ayrıca her ay seçilen en iyi “tube”e 500$ hediye var.
Eğer bu ödülde gözünüz varsa şimdiden 10.000'den fazla rakip kanal bulunduğunu hatırlatmak isterim. Kanalınızın kuruluşunu başlatmak için ise tek yapmanız gereken siteye girip “create your tube” butonuna tıklamak.
Ülkemizde bir kapanıp bir açılmasıyla "çocuk oyuncağına" dönen YouTube, arayüzünde birkaç ekleme yapıldı. YouTube'dan bu konuda resmi bir açıklama gelmedi. Yani değişiklikler şimdilik deneme amaçlı da olabilir.
14 Günlük yasaktan sonra YouTube bugün nihayet açıldı. Çok sevindim. Bazı kendini bilmezler yüzünden bizler cezalandırılıyoruz. İnşallah bir daha böyle saçma sapan olaylarla karşılaşmayız. I Love YouTube :) Bakın YouTube neler diyor, bu olaydan sonra ;
Türk kullanıcılarımızın şu anda YouTube’a erişemiyor olmasından dolayı üzgünüz. Son kapatma kararına neden teşkil eden videoları inceledik ve YouTube içerik politikasına aykırı içeriğe sahip olmasından dolayı yayından kaldırdık. YouTube’a Türkiye’den kısa bir süre içerisinde erişimin tekrar sağlanmasını bekliyoruz. YouTube olarak Türk kanunlarına aykırı olabilecek içeriğe ilişkin sorunları gidermek amacı ile yetkililerle işbirliğine her zaman hazırız.
YouTube'a erişim 4. kez engellenmişti. Yine kendini bilmez birisi gönderdiği tek videoyla milyonların YouTube gibi bir deryadan faydalanmasını engelledi.
Bunun yanında bir de traji-komik bir kapatma kararı daha gördük. Mahsun Kırmızıgül açtığı davayla filmini izinsiz dağıtan bir kaç divx sitesiyle imbd.com'a erişimin engellemesini sağladı. Hayır, yanlış yazmadım. Bir harf hatası sayesinde imdb.com yerine imbd.com yasaklandı. Biz de buna epey bir güldük. Çünkü imbd.com içinde hiçbirşeyin bulunmadığı bir site.
Şimdi iki olayda da aklıma takılanları listeleyim.
- YouTube'a kapanma kararı çıkmasaydı söz konusu videodan hiçbirimizin haberi olmayacaktı. Böyle kararlar vererek videoyu gönderen kişiyi amacına ulaştırmış olmuyor muyuz?
- Bu mantıkta, isteyen herkes gönderdiği bir içerik hatta yorumla bile kafasına göre site yasaklatabilir mi? Görünüşe göre evet.
- İlgili videoyu gönderen kişi kıs kıs gülerken, olayın cezasını neden milyonlar çekiyor?
- Sitede Türk bayrağının aslanlar gibi dalgalandığı binlerce video var. Bunlara da erişimin engellenmesi suç değil mi?
- Neden sadece ilgili videoyu değil de bütün bir siteye erişim engelleniyor? Telekomcular URL diye bir deyimden haberdar değiller mi?
- Peki, yasaklanan YouTube'dan devlet makamları yararlanmıyor mu? Evet yararlanıyor. Buraya tıklayarak devlet makamlarının YouTube'a yerleştirdiği videoları görebilirsiniz.
- Sinema yönetmeniyim diyen Mahsun Kırmızıgül'ün imdb.com'un ne iş yaptığından haberi var mı?
- Siteler yasaklanırken içerikleri kontrol ediliyor mu?
Aklıma takılan bir konu daha var ki bunu dergide de dile getirmiştim. YouTube'un Türk kullanıcı profili. En masumundan, en haytasına kadar her tür videoda yorumlarımız var. Her yorumda bir küfürleşme, hakaret etme, Türk - Kürt, Müslüman - Hristiyan, Türbanlı - Türbansız gibi kavgaları görmek mümkün. Özellikle işin hakaret boyutu öylesine almış yürümüş ki, YouTube bizler için bir küfür etme platformuna dönüşmüş. Aklıma takılan soru şu: Biz böyle değildik, bize ne oldu?

Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi, 12/03/2008 tarih ve 2008/251 no'lu karar
gereği bu siteye erişim TELEKOMÜNİKASYON İLETİŞİM BAŞKANLIĞI'nca
engellenmiştir
6 TANE Kategori: engel, ttnet, türk telekom, youtube
Kulağıma hoş gelen her müziği dinlerim. Hım birde beğendiğimde hiç durmadan, usanmadan defalarca dinleyebilirim. evet evet dinlerim. Çünkü rahatlarım öylece.
3 TANE Kategori: ender balkır, müzik, youtube
Video cenneti olan youtube'de amatör bir kanalın bir deli ile röportajı vardı dayanamadım paylaşmak istedim okurlarım bilir pek video filan koymam ama artık güzel videoları koyacağım neyse Tokat'ın ilçesi olan Zile'de bir deli (cemal) ile Zile Tv röportaj yapıyor.Bayanın sorularına değişik cevaplar veren Cemal'i bir izleyin derim ben.
Merakla beklenen Windows 7'e ait ilk görüntüler olduğu iddia edilen video görüntüler YouTube'da yayınlandı. Microsoft henüz konu ile ilgili bir açıklama yapmazken, görüntülere ait işletim sistemi Bittorent ağlarında yayılmaya başladı.
Dünyaca ünlü video paylaşım sitesi YouTube'a bundan sonra Türkçe erişilebilecek. Türkiye'de de büyük bir talep gören dünyaca ünle video paylaşım sitesi YouTube'ta Türkçe engeli ortadan kalkmıştı. İngilizce bilmeyen kullanıcıların gezinmekte zorlandığı sitede Türk kullanıcıların daha rahat dolaşmasını amaçlayan iki kafadar YouTube'a Türkçe gömlek giydirmiş.
http://www.turkceyoutube.com/ adresinden erisilen bir sitede Firefox için geliştirilen eklentinin nasıl kurulacağı hem yazılı hem de YouTube'dan yayınlanan bir video ile anlatılıyor. Bu eklenti tek bir tıklama ile yüklenebilirken, Firefox bir sonraki acilistan itibaren YouTube'un İngilizce olan menülerini Türkçe olarak göstermeye başlıyor.
1 TANE Kategori: firefox, internet, türkçe youtube, youtube
Geçtiğimiz hafta YouTube'dan yapılan açıklamaya göre artık 3G ve video oynatma desteği bulunan her cep telefonu sahibi YouTube for Mobile adı verilen yazılım üzerinden diledikleri gibi video izleyebilecekler. Daha önce sadece Verizon, Helio ve Apple'ın tekelinde olan sistem ne yazık ki ülkemizde 3G ihalesinin bir türlü sonuçlanamaması yüzünden bir süre daha bu sisteme sadece seyirci kalabilecekmişiz.
Yerli video paylaşım sitesi izlesene.com, YouTube'un da aldığı erişim cezalarının da etkisiyle, son bir haftada ziyaretçi akınına uğradı. izlesene.com'un ziyaretçi sayısının geçtiğimiz hafta ikiye katlanarak 650 bin sınırını geçti duyuruldu.
İzlesene.com'un günlük yeni üye sayısı da 4.5 kat kadar artarak 4.500'e yükseldi. Siteye her gün eklenen video sayısı da bu oranlara paralel olarak 3.5 kat artış göstererek, 600'den 2.100'e çıktı.Maşallah Yerlim Malı, Yurdum Malı Herkes Bunu Kullanamalı...
0 TANE Kategori: internet, izlesene.com, youtube
YouTube çeşitli nedenlerden dolayı kapanmıştı. Bizde siteye girmek için binbir oyun düzenlemiştik.1 2 Bunlara gerek kalmadan, yasaktan 4 gün sonra nihayet açılmış.Hayırlısı diyoruz, bir daha kapanmamasını istiyoruz !
Daha önce burada kısaca belirtmiştim.Şimdi uzun uzun anlatayım.teker teker.![]()
YouTube'a erişimin bir haftada iki kez engellenmesinin ardından çoğu kişi DNS adreslerini değiştirerek bu yasağı deliyordu. Ancak artık Türk Telekom bu açığı kapattı ve DNS adresini değiştirmek fayda etmiyor. Çünkü artık IP adresleri de kontrol ediliyor.
Ancak hala çareler tükenmiş değil. Örneğin buraya tıklayarak YouTube'a erişebiliyorsunuz. Bu tür web tabanlı sunuculardan yüzlercesi var ancak bu sitelerde bazen ciddi hız problemleri olabiliyor. Proxy.st adresinde kullanabileceğiniz web tabanlı proxy'lerin yüzlercesinin adresini bulabilirsiniz. Hatta anonymouse.org, hidemyass.com gibi adresleri de aklınızda tutabilirsiniz. Ancak daha pratik bir çözüm daha var.
Torpark
Türkçe dil desteği de sunan ve tamamen ücretsiz olan Torpark, Firefox'un motorunu kullanan bir yazılım. Torpark'ı Mozilla ya da Firefox kullanıyorsanız bir eklenti, kullanmıyorsanız başlı başına bir tarayıcı gibi değerlendirebilirsiniz. Torpark çalışmaya başladığında bir Firefox penceresi açılıyor ve tarayıcının altında sizin için atanan sahte IP numarası yer alıyor. Bu sahte IP numarası belli aralıklarla sürekli değişiyor. Bu sayede bütün yasaklı sitelere erişebiliyorsunuz.
Tarayıcı bağımsız IP gizleme
Eğer kullandığınız tarayıcıyı değiştirmeden bir çözüm arıyorsanız o zaman Hide IP gibi bir program kullanabilirsiniz. Bu program hangi tarayıcıyı kullanıyor olursanız olun, IP adresinizi sürekli gizleyerek hem daha güvenli bir internet gezintisi yapmanızı sağlar ve arkanızda iz bırakmaz hem de yasaklı sitelerle ilgili sorunu ortadan kaldırır.
Bildigimiz üzere YouTube mereti TürkTelekom tarafından yasaklanmıştı. Bu adrese tıklayarak gönül rahatlığıyla dolaşabilirsiniz. Programa falan, kafanızı yoracak hiç bişeye gerek yok :)
Ozaman Hep birlikte söyleyelim;
Sakıncasız internet ttnet ttnet tertemiz bir internet elbet ttnet..!! Hani bunun sakıncasızı?
Önce bir haber:"İstanbul Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesi, Atatürk'e hakaret edilen video görüntülerinin yer aldığı siteye erişim yasağı koydu...
Sitede Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret edildiğini ve yapılan yayının
durdurulması isteğinin yerine getirilmediğini belirten savcı Kayral, siteye
Türkiye’den erişimin yasaklanmasını istedi.
Üç dört yaşında çocuklar başlarını yastığın altına gömerler, kıçlarını havaya dikerler ve görünmez olduklarına inanırlar.
Yukarıdaki haber bana bu "görünmezlik oyununu" hatırlattı.
Atatürk'e hakaret eden video görüntülerinin yayından kaldırılması için YouTube'a müracaat etmek yerine bu web sitesine Türkiye'den erişim yasağı koymak için sadece ve sadece teknolojiden nasibini zerre kadar almamış bir insan olmak gerekir. Nitekim, YouTube ilgilileri, terbiyesiz ve densiz video görüntülerini yayından kaldıracaklarını ilan etmişler.
YouTube'a erişim yasağı koyan yetkililer, böylelikle hem Ata'mızın aziz hatırasına sahip çıktıklarını, hem de Palikarya'ya gerekli dersi verdiklerini düşünebilirler ama Türk adalet ve güvenlik sistemini yedi düvele rezil ettiklerini de bilmelidirler:
1) Eğer YouTube yetkilileri densiz yayını kaldırmasaydı, erişim yasağı nedeniyle biz Türkler o yayını göremeyecektik; ama yedi düvel seyretmeye devam edecekti.
Türk adaleti herhalde "bir şeyi biz görmezsek, o yok olur!" diye karar alan, terbiyesiz yayını "bir memleketten görünmeme cezası"na çarptıran dünyada ilk mahkeme olmuştur.
Mahkemenin kararına hákim olan mantığa göre, İstanbul'dan Moskova görülmediği için Moskova yoktur!
2) Karar aynı zamanda; kendileri görmedikleri ve işitmedikleri sürece Türklerin her türlü hakarete razı olabileceklerini de, ister istemez ima etmektedir.
3) Aynı karar, erişim yasağı koyarak YouTube'daki tüm masum/komik/öğretici yayınları da cezalandırmaktadır. Dahası bu yayınların Türkiye'den seyredilmesini engelleyerek en büyük cezayı da Türk halkına vermektedir.
4) Bununla da yetinmeyen mahkeme, erişim yasağı kararıyla Türk halkının bundan böyle YouTube'da yayınlanabilecek diğer densiz yayınları fark etmesinin de önüne geçmiştir. Bu karar uygulanırsa Türkiye aleyhine yapılabilecek diğer yayınları fark edip yayından kaldırmak için girişimde bulunma olanağımız olmayacak.
Bu karar, Türk'ün teknolojiyle imtihanı mıdır, bilim ve bilgiye karşı hasmane tavrı mıdır, yoksa son dönemlerde yükselen etnik milliyetçiliğin dışavurumu mudur, ben karar veremedim.
Ancak, Atatürk'e bir video kliple hakaret edince onu küçülteceğini zanneden Yunanlının tavrı ne kadar abuksa, bu karar da o kadar abuktur!
Normal olarak insanlar, 4-5 yaşından itibaren gözleriyle görmedikleri şeylerin de var olabileceklerini veya gözlerini kapayarak yok olunmayacağını öğrenirler!
10 yıl öncesine kadar sadece işin uzmanı birkaç yüz kişinin bildiği internet tasarım olayında fiyatlar giderek ucuzluyor. Hatta ucuzlamıyor tabiri caizse ayağa düşüyor.
Geçtiğimiz gün tesadüfen bir arkadaşımla konuşurken bana ilginç bir siteden bahsetti. Freelance iş yapanların ve iş verenlerin buluştuğu www.getafreelancer.com.
Sitenin amacı tüm dünyadaki freelance iş yapanları iş verenlerle buluşturmak. Afrika’dan, Hindistan’dan, Rusya’dan, Romanya’dan hatta Türkiye’den bile yüzlerce freelance çalışan siteye kayıtlı. Eğer çeviri, veri girişi, programlama, yazarlık gibi konularda yardımcı olacak geçici bir eleman arıyorsanız site size bulunmaz bir kaynak sağlıyor.
Sitenin çalışma mantığı ise çok basit. Tek ihtiyacınız evrensel dil olan İngilizce’ye hakim olmak. Siteye ücretsiz olarak kayıt oluyorsunuz. Daha sonra yaptırmak istediğiniz işin İngilizce tanımı yazıyorsunuz. İşi kaç günde istediğinizi ve bütçenizi de girdikten sonra teklifleri beklemeye başlıyorsunuz.
Beklemeniz en fazla bir gün sürüyor. Çünkü 200 ülkeden 500 bin serbest iş yapan kişi siteye üye. Hemen ilanınızın altına teklifler düşmeye başlıyor. Verdiğiniz işe kimi ‘5 günde yaparım 1000 dolar isterim’ diyor kimi ise ‘10 günde yaparım 500 dolar alırım’ diye yorum yapıyor.
İşi vereceğiniz kişinin referanslarına ve önceki işverenlerin yorumlarına bakarak tercihinizi yapıyorsunuz. Peki Afrika’da ayda 15-20 dolara zar zor geçinen bu insanlara nasıl 1000 dolarlık bir işte güveneceksiniz? Site bunu da düşünmüş. Siz ödemeyi getafreelancer.com havuzuna yatırıyorsunuz. İşin eksiksiz bittiğine inandığınız anda onay veriyorsunuz ve freelance çalışana ödeme site tarafından yapılıyor. Yani sakata gelme ihtimaliniz yok.
Türkiye’den de yoğun olarak kullanılan sitede yaptığım ufak araştırmada çok ilginç iş talepleri ve tekliflerle karşılaştım. İşte size milyar dolarlık sitelerin aynısını yapmak için dünyanın her yerinden verilen tekliflerin ortalama fiyatları:
-Video paylaşım sitesi YouTube: 1000 dolar
-Sosyal paylaşım sitesi Facebook: 700 dolar
-eBay alışveriş sitesi: 750 dolar
-Yemeksepeti.com: 687 dolar
-İş ilanı sitesi Monster.com: 1200 dolar
-E-posta sitesi Gmail.com: 1140 dolar