
Hepimiz notebook'larımızda ve ve masaüstü bilgisayarlarımızda mutlaka film izliyoruz. Hatta bazılarımız sırf video keyfi için bilgisayarlarının donanımlarını değiştiriyor ve 5+1 ses sistemleri alıyor.
Hal böyle olunca videolarımızı izlemek için iyi bir programa başvurmamız gerekiyor. Bu programları seçerken; her türlü formatı açabilecek, kolay menüyle kullanıcıyı zorlamayacak bir kullanım sunması gerekiyor.
Bu sebeple GoogleBoy olarak bu programları araştırdım ve en popüler olanlarını biraraya getirdim.
Hangisi ?
Bunu yazan tosun: Tarantino 1 Yorum!
Etikekler: araştırma, bilgisayar, film, Popüler
WebSırrı: Google ve diğerleri
Arama motoru deyince artık aklımıza 'arama motoru sektörü'nü neredeyse tekele bağlayan Google’dan başkası gelmiyor. Örneğin hazırlamanız gereken bir ödev olduğunda doğru kelimeleri yazarak aradığınız konuyu bulacağınızdan emin olabiliyorsunuz.
Aynı şekilde bir görsel ya da fotoğraf aradığınızda da Google’dan daha iyi bir rehber yok. MetaCafe ve YouTube’u satın alan, üstüne Google Video sitesine sahip olan Google, video aramalarının da tartışmasız bir numarası.
Misyonu insanlığın bilgi paylaşımını sağlamak ve buna herkesin ulaşmasını sağlamak olan Google, bilgi paylaşımını video, resim veya web siteleriyle de sınırlı tutmuyor. Artık sayısını bile sayamadığımız servisleri ile Dünya sınırlarını dahi aşıp, bize uzayın derinliklerini gösteren Google gerçek anlamda bilgi paylaşımını sağlayan bir servis artık.
Fakat arama motorları tabii ki Google’dan ibaret değil. Google’dan önce de ismi en az Google kadar telaffuz edilen büyük isimler vardı ve eminim ki bundan sonra da olacak. Bilgi paylaşımını ve kolay erişimi amaçlayan arama motorlarının tarihi tahmin edebileceğinizden çok daha eskiye dayanıyor.
The Memex
Bugün tarayıcınızda açtığınız bütün arama motorlarının fikir babası 1945 yılında Atlantic Monthly gazetesinde yayınlanan Vannaver Bush imzalı 'As We May Think' makalesidir. II Dünya Savaşı sırasında insan ırkının geçmişini arşivleme gereksiniminin doğduğunu düşünen Dr. Bush, baskı teknolojisinin artık insanlık tarihini arşivlemede yetersiz kaldığını düşünüyordu.
Makalesinde 'Bilim için yararlı olan bilgiler arşivlenmeli ve sürekli üstüne bir şeyler katılmalıdır. Aynı zamanda bu bilgiler kolay ulaşılabilir ve sınıflandırılmış olmalıdır' diyen Vannaver Bush, sadece arama motorlarını değil, günümüzün en büyük ansiklopedisi Wikipedia’yı da adeta Nostradamus’un tarifleri kadar etkileyici bir biçimde modellemişti.
'İndeksleme teknolojilerimizin gelişmemişliğinden dolayı başarıyı yakalayamıyoruz. Bir bilgiye ulaştığımızda, ilgili bilgilere de kolayca ulaşmamız gerekir' diyen Vannaver Bush’un önerdiği sistem sınırsız bir hafızaya sahip, çok hızlı, güvenilir, büyütülebilir ve çağırma sistemi olan bir yapıydı. Kendisi bu hayali yapısına “Memex” adını verdi ve arama motorlarının ilk fikrini de ortaya çıkarmış oldu
Smart
Modern arama teknolojilerinin atası Memex ise, babası da SMART ile Gerard Salton’dır. SMART’ın açılımı 'Salton’s Magic Automatic Retriever of Text' yani Salton’ın Sihirli Yazı Bulucusu... SMART’ın içindeki vektör uzay modeli, birim ayırma teknikleri ve benzerlik teknikleri hala kullanılmaktadır.
56 sayfalık “İndeksleme Teorisi” kitabinda ise arama motorlarının şu an bile kullandığı bazı testlerin sonuçları vardır.
Arama motorları tarihine adını yazdıran bir diğer önemli isim, 1960 Yılında Project Xanadu’yu başlatan Ted Nelson ise 1963 yılında 'hypertext' ve 'hypermedia' kelimelerini bilim literatürüne katmış bulunuyordu.
Dokümanlar arası bağlantılara izin veren hypertextler Xanadu’nun temelini oluştursa da Project Xanadu 1998 yılına kadar faaliyete geçemedi. Hypertextler ise günümüz web’inin temel yapısını oluşturuyor.
Archie
Günümüzde kullandığımız anlamda ve bildiğimiz Google görünümündeki ilk arama motoru 'Archie'ydi. 'Archive' yani arşiv kelimesinin mutasyona uğramış hali olan Archie, 1990 yılında Montreal’deki McGill Üniversitesi’nin bir öğrencisi olan Alan Emtage tarafından yapıldı.
Archie data toplamak için yazılı girdiyi alarak dosya adlarıyla karşılaştırıyor ve uyan sonuçları ekrana taşıyordu. Zamanla Archie devasa bir 'dosya adları arşivi' haline geldi.
Hala hizmet veren, internet tarihinin ilk arama motoru Archie’ye buradan ulaşabilirsiniz.
Çin
malı Google: Baidu
2000 yılında Robin Li Baidu’yu kurduğunda çoğu kişi ona 'hadi canım sende' derken, Li hiç aldırmadan gözünü Çin’in Google’ı olmaya dikmişti. Şu an 3 milyar dolarlık piyasa değeriyle Baidu daha önce kimsenin cesaret edemediği bir işe girişti ve evinde, Çin’de, Google ve Yaho0!’ya cesurca diklendi.
Baidu’nun Çin’de bu kadar büyümesinin arkasındaki ilk sebep tabii ki Çin hükümetinin düzenli aralıklarla Google ve Yahoo gibi uluslararası bilgi kaynaklarını sansürlemesi gösterilebilir.
Fakat Baidu’nun bu kadar başarılı olmasının arkasında daha inandırıcı sebepler de var. ABD’de uygulanan “yayın hakları” konusundaki titizlik Çin’de aynı düzeyde değil. Bu da MP3 ve video aramaları da yapabilen Baidu’nun ekmeğine yağ sürüyor.
Bir röportajında Çin’de nasıl bu kadar başarılı olduğu sorulduğunda Çin’de internet kullanan 130 milyon kişinin yüzde 80’inin 30 yaş altında olduğunu ve aradıkları şeylerin haberler, bloglar veya araç kiralama şirketleri olmadığını sadece ve sadece eğlence olduğunu söyleyen Robin Li, tıpkı Google gibi görünen Baidu ana sayfasına da bu fikirle uyumlu olarak MP3 ve video arama butonları eklemiş.
Geleceğin Özel arama motorları
Bugün çoğu arama motoru öncelikli olarak algoritmik işlemeye dayanıyor ve sonuçlar popülerliğe göre sıralanıyor.
Ama daha iyi sistemler bu düz yaklaşıma eklenmek üzere. Google’ın Araştırma Müdürü Peter Norvig: 'Kullanıcının maksadını ve içerik sağlayıcının amacını daha iyi anlamak için çalışıyoruz' diyor. Arama teknolojisi üzerinde çalışmalara ciddi şekilde yatırım yapan diğer bir firma da Microsoft...
Microsoft’un amacı; eğer birisi 'Jaguar' kelimesini arıyorsa bunun araba mı yoksa ormandaki büyük kedi mi olduğunu anlayabilecek bir arama motoru geliştirebilmek. Arama motorları, daha iyi bilgi kaynakları ekleyerek daha kişiselleştirilmiş sonuçlar sağlayabilirler.
Örneğin; bir arama motoru yirmi yıl önce dünya kupasını kimin kazandığını söyleyebilir ama çevredeki en iyi dönercinin kim olduğunu söyleyemez. Bu yüzden arama motorları bünyelerine küçük gruplar arasında bilgi paylaşımı için sosyal ağ özellikleri eklemeye çalışıyorlar. Sosyal ağ üzerinde arama, diğer alanlara doğru da genişleyecek.
Örneğin; YouTube gibi video sitelerine klip gönderenler ve onları izleyip yorumlayanlar diğerlerini de cesaretlendiriyor. Zaman içinde video sitelerindeki bu sosyal iletişim daha çok ortaya çıkacak, insanlar diğerlerinin videolarına anahtar kelimeler ekleyecek.
Sonra da topluluk tarafından güçlendirilmiş bir aranabilir özellik seti oluşacak. Bilgi girişini teşvik etmek, arama yapanların daha kişiselleştirilmiş sonuçlara ulaşmalarını sağlayacak.
Örneğin; Google, şu anda kullanıcılara öneriler sunarak daha iyi sonuca ulaşabilmek için yardımcı olmaya çalışıyor: 'Görünüşe göre şu tarz bir arama yapmaya çalışıyorsunuz' diyerek kullanıcıyı uyarıyor ve kullanıcının sonuca daha kolay ulaşabilmesi için nasıl arama yapması gerektiğini gösteriyor.
'Leb' demeden 'leblebi'
Basit bir ifade ile anlatmak gerekirse 'Semantik web', dataya daha fazla tanım veya anlam katarak datayla aranızda karşılıklı etkileşimi sağlıyor. Semantik Web’in ana fikri diğer belgelerle ilişkili PDF veya XML formatındaki dokümanlardaki metadataları (verilerle ilgili veriler) web üzerinden kullanmaktır.
Semantik web, basit noktadan noktaya yapılan linklerin ötesinde kişiler, yerler ve kavramlar üzerine kurulu yönlendirmelere olanak sağlarken kullanım esnasında veriyi otomatikleştirme, bütünleştirme ve yeniden kullanma imkanı veriyor.
Bazıları bunu bir düşü gerçekleştirmek olarak tanımlarken bazıları da yapbozun parçalarının bugüne dek etrafa saçılmış halde durduğunu ve bu parçaların birinin çıkıp da standartlar üzerinde görüş birliği sağlayarak kendilerini birleştirmesini beklediğini iddia ediyor.
Bunlar da kısaca demek oluyor ki semantik web aslında akıllı arama motoru demek oluyor. Siz 'leb' demeden 'leblebiyi' anlayan, sizin işlerinizi siz söylemeden planlayan, anlayan arama motorları.
Semantik web + hayal gücü
Semantik web’in neler yapabileceğine bir sınır koymak zor. Fakat örnek vermek gerekirse hayal gücümü kullanarak şunları söyleyebilirim. Örneğin kafanızda BJK maçına gitmek var ve biletiniz yok.
Stadın yakınına gelip siz bilet ararken, uzun süredir orada olduğunuzu anlayan cep telefonunuz, akıllı arama motorlarına bunu rapor ediyor.
Koordinatlarınız belirleniyor ve BJK İnönü Stadı yakınında uzun süredir bulunduğunuz belirleniyor. Daha sonra telefonunuza mesaj geliyor “212 000 00 00 nolu telefonu arayarak biletinizi alabilir ve vereceğimiz referans numarasıyla stada girebilirsiniz”. Güzel bir hayal bence...
Fazla uçtuğumu da düşünüyorum açıkçası. Daha yakın tarihteki semantik web ise daha çok aramalarımızı otomatik olarak özelleştiriyor. Örneğin ev aradığınızı farz edelim, siz '110 metrekare' diye bir arama sorgusu girdiğinizde arama motoru sizin daha önceki kayıtlarınızdan ve bağlandığınız IP’den bilgilerinizi alıyor. Daha sonra size en yakın ve en uygun satılık daireleri seçerek önünüze seriyor. Daha da kısası “anahtar kelime manyağı” gereksiz siteler daha fazla canınızı sıkmıyor.
Kelimeye bile gerek yok
Daha önce kullandığım 'bilet yönlendirmesi' gibi sistemler aslında daha basit bir şekilde günümüzde bile kullanılıyor. Örneğin www.ilike.com adresine girdiğinizde beğendiğiniz bir ürünün üzerine tıklayabilirsiniz. Daha sonra ise sizin için o üründe en önemli olan özelliği seçip, fiyat aralığı, renk gibi ayrıntıları belirledikten sonra aramaya basabilirsiniz. Ya da asıl olaya kulak verebilirsiniz.
iLike’da herhangi bir ürüne tıkladığınızda görsel olarak benzerlerini otomatik olarak önünüzde sıralanıyor ve siz kesenize en uygun olanı ya da en beğendiğiniz ürünü seçebiliyorsunuz. Aynı şekilde www.musicovery.com’da da hiçbir kelime yazmadan sadece şarkının türünü seçerek tam aradığınız gibi şarkılar bulmanız olası.
Ya da www.polarrose.com adresine girerek etiketlediğiniz insanı diğer resimler arasında bulabilirsiniz. Bir yüz tanıma sistemi olan site, verdiğiniz resimdeki kişinin yüzünü tanıyor ve diğer resimlerde otomatik olarak etiketliyor. Ve gerçekten oldukça isabetli bir biçimde yapıyor işini.
Arama motorlarında 'bugün varsın yarın yoksun' kuralı ilk günlerden beri işliyor.
Bu kanuna en fazla dayanan ise bu kısa tarihte Google. Fakat tahtının da çok fazla 'küçük' kuvvetin yanında, dev rakipleri tarafından da sallandığı bir gerçek. Özellikle spesifik aramalarda Google’dan küçük pek çok site rahatlıkla krala meydan okuyabiliyor. Fakat semantik web’in de yaygınlaşmasıyla bu rakiplerin sayısı artacak, mevcut rakipler ise güçlenecek. Şu an yerelleşmeye oldukça önem veren Google’ın diğer tehditlere ayak uydurup uyduramayacağını bize yıllar gösterecek.
'Aratma' motoru: ChaCha
Arama yaparken bir yapay zekadan bahsetmeye çalışıyoruz. Peki bu aramayı gerçek bir zekanın yapmasına ne dersiniz?
İnsanın aklına her zaman müthiş fikirler gelmez ya da bu müthiş fikirler bazen beklendiğinden 'külfetli' olabilir. Sanırım ChaCha bunlardan biri. www.chacha.com adresinden ulaşabileceğiniz arama ve 'aratma'motoru ChaCha’da arama kutusuna doğrudan sorguyu yazarsanız bildiğimiz arama motoru işlevi görüyor. Fakat siteye kayıt olduğunuzda sizi başka bir sürpriz bekliyor: Ara(t)ma motoru.
Siteye kayıt olduğunuz takdirde ChaCha operatörlerine sorgunuzu yöneltiyorsunuz. Onlar da size uygun sonuçlarla dönüyorlar. Eğer çok genel bir konu vermişseniz sizden sorgunuzu biraz açıklamanızı isteyebiliyorlar. Ve ortalama 10 dakika içinde size en uygun sonuçları görüntülüyorlar. Kısacası siz görevi operatöre satıp çayınızı yudumlarken orada sizin için çalışan biri oluyor.
Bunu yazan tosun: Tarantino 0 Yorum!
Etikekler: alan emtage, archie, baidu, chacha, google, iLike, internet, microsoft, musicovery, peter norving, polarrose, Robin Li Baidu, ted nelson, the memex, websırrı, youtube
Bir zamanlar HUMMER vardı
General Motors Amerika, Kanada ve Meksika'da bulunan dört SUV fabrikasını kapatma kararı aldı. Bu kararı yakıt piyasasının zorlayıcı koşulları nedeniyle alıcıların ufak araçlara yönelmesi sebebiyle alan GM'de 10bin çalışan işsiz kalacak.
Hummer ile ilgili General Motors CEO'su Rick Wagoner; Hummer markasını gözden geçirdiklerini, değişen pazar koşullarında GM'in gelişen ürün portföyünde olup olamayacağını düşündüklerini söyledi.
www.teknomag.com
Kuzey Amerika'nın aşırı yakıt tüketimindeki sembolü haline gelen Hummer için bu konuda açılmış bir internet sitesi bile var. Karar aşamasında olan GM'in Hummer'a bir ihtimal son vermesi veya hibrit yakıt tipine geçmesi olasılıklar arasında. Bu arada Toyota'nın Prius hybrid çevreci modeli GM'e iyi bir örnek olabilir.
* SUV: Sport utility vehicle
HP'den Onyüzbinmilyarlarca renkli LCD
HP profesyonel kullanıma yönelik 24-inç DreamColor LP2480ZX LCD ekranını duyurdu. 30-bit LED arka aydınlatmalı LCD ekran 1 milyardan fazla renk aralığına sahip. HP'nin bu çalışması günümüzün LCD monitörlerini gösterilen renk bakımından 64'e katlıyor.
1920x1200 piksel doğal çözünürlükte olan DreamColor LP2480ZX modelinde karşıtlık oranı 1000:1, parlaklık 40-250 cd/m2 ve griden-griye tepki süresi 6ms. Giriş seçenekleri oldukça geniş olan LCD üzerinde 2 x DVI-I, 1 x DisplayPort 1.1, 1 x HDMI 1.3, 1 x Komponent (YPbPr), 1 x S-Video, ve 1 x Kompozit giriş bulunuyor.
HDCP uyumluluğu da gösteren HP 24" DreamColor LP2480ZX Amerika'da 3500$ fiyatla satın alınabiliyor.
Bunu yazan tosun: Tarantino 0 Yorum!
Etikekler: dream color, DreamColor LP2480ZX, dreamworks, hp, lcd, monitor, teknoloji
Yamuk GoogleBoy
Aman tanrım! Bu sabah kalktığım aynada gördüklerime inanamadım; iki gözüm aynı hizada değildi. Sağ gözüm biraz daha aşağıdaydı. Başımdan aşağıya kaynar sular döküldü, bir gecede bu nasıl olabilir di? Kendime de gelememişim gözlerim hala buğulu. Öyle bakıyorum olmuyor böyle bakıyorum olmuyor. Sonunda dayanamadım fotoğrafımı çekip hemen fotoşopa attım, internetten bulduğum kafa oranları ile karşılaştırdım ve bunun sadece bir göz yanılması olduğunu gördüm. Tam içim rahatlamıştı ki, yeni birşey farkettim. Bu ölçülere göre kulaklarım yanlış yerdeydi, Aman tanrım!
Bir Crea eksikti
Monitör, PC ve dizüstü bilgisayarları ile tanıdığımız Crea şimdi de cep telefonu işine giriyor. Bilgisayar pazarındaki deneyimini mobil iletişim sektörüne taşımaya hazırlanan Crea’nın bu alandaki ilk ürünü Microsoft’un mobil işletim sistemi Windows Mobile 6 ile çalışıyor. Ufak boyutu ve 96 gramlık ağırlığı ile dikkat çeken Crea cep telefonunun KDV dahil 499 dolardan satılacağı kaydediliyor.
Bunu yazan tosun: Tarantino 1 Yorum!
Etikekler: cep telefon, Cep Telefonu, crea, telefon, Windows Mobile 6
Doğru bildiğimiz yanlışlar
Symantec'in dünya çapında yaptığı bir araştırmanın sonucu bilinenlerin sorgulanmasına neden olacak sonuçlar içeriyor. Bildiklerinize güvenmeyin, doğrusunu öğrenin sözüyle yola çıkan Symantec araştırmasından çarpıcı sonuçlar:
1- İnternet üzerinden alışveriş yaparken;
- Kullanmakta olduğunuz güvenlik yazılımının çalışıyor durumda olup olmadığını mutlaka kontrol edin
- Sadece güvenilir sitelerden alışveriş yapın
- Alışveriş yapmakta olduğunuz site adresinin "http" ile başladığına emin olun.
2- İnternet üzerinden yabancı kişilerle kurulan iletişimde, sanıldığının aksine ABD'de ya da Almanya'da değil, Çin'de yaşayan insanlar "en güvenli" şekilde sosyalleşme aktivitelerinde bulunuyor.
3- Araştırmaya katılan ebeveynlerin yüzde 56'sı, çocukları ile güvenilir online alışkınlar edinmeleri yönünde konuştuklarını belirtti.
4- "Typo - squatting" denilen ve dizgi yanlışlığına dayanan tanımlama, sanılanın aksine bir dokümanda yer alan ve gözden kaçan bir harf hatası değil; "popüler bir web sitesinin aynı URL adresinden faydalanılarak oluşturulmuş sahte versiyonudur".
5- Araştırmaya katılanların yüzde 52'si internet üzerinden yeni arkadaşlılar kurduklarını belirtti.
6- Yapılan araştırma günümüzde insanların en büyük korkularının, "evde yalnız kalmak," "gece yalnız dışarı çıkmak" ya da "toplu taşıma araçlarında yaşayacakları taciz, hırsızlık vs." vakaları değil," internet üzerinden alışveriş yaparken kişisel bilgilerini kaptırmak" olduğunu ortaya çıkarttı.
7- Araştırmaya katılan ailelerin sanıldığının aksine yüzde 70-80'i değil; sadece yüzde 33'ü evde kullandıkları bilgisayara ebeveyn kontrol yazılımı kurduklarını belirtti.
8- Sanıldığının aksine yetişkinlerin sadece yüzde 12'si daimi olarak sohbet odalarını ziyaret ettiklerini belirtti.
9- Sanıldığının aksine yetişkinlerin yüzde 20'si değil, çok daha fazlası "yüzde 50'si" tanımadığı kişilere internet üzerinden telefon numaralarını verdiklerini belirtti.
10- Ergenlik dönemindeki gençlerin internetten müzik indirme oranı ABD'de değil İngiltere'de çok daha yüksek.
11- Ve beklenenin aksine İngiltere'de değil, Brezilya'da herhangi bir takımı tutan taraftarlar, sportif aktiviteleri internet üzerinden çok daha fazla takip ediyorlar.
Yeni logo!
Selamlar türkiyemin güzel insanları... Nerelerdeyim hiç sormayın bence. Oradan oraya, oradan buraya doğru sürüklenip geldim. Her neyse geldim ya yeter o.

Aklim Fikrim Futbol!
Futbolla yatip futbolla kalkiyoruz. Euro 2008'de cabasi. Futbol askini bloga tasidik.GoogleBoy ve M&S futbol yazilari ile AklimFikrimFutbol!da. Akli fikri futbol olanlar davetlisiniz. Tabi ki biraci arkadaslarda!
Euro 2008 Başlıyor!
Futbolseverlerin uzun süreli bekleyişi artık sona eriyor... Avrupa kıtasının ülkeler bazında en önemli organizasyonu olarak kabul edilen Avrupa Şampiyonası bugün başlıyor.
1960 yılından bu yana her 4 yılda bir düzenlenen ve bu yıl 13. kez düzenlenecek şampiyona Avusturya ve İsviçre'de yapılacak. A Milli Futbol takımımızın da tarihinde 3. kez katılma hakkı kazandığı finaller 4 grupta 4'er takımın katılımıyla gerçekleştirilecek.
Türkiye'nin A Grubu'nda Portekiz, İsviçre ve Çek Cumhuriyeti ile mücadele edeceği turnuvanın ilk maçı bugün saat 19.00'da grubumuzda ev sahibi İsviçre ile Çek Cumhuriyeti arasında oynanacak. İsviçre'nin Basel kentindeki St. Jacob Park Stadı'ndaki maçı İtalyan hakem Roberto Rosetti yönetecek.
Günün ikinci maçında ise A Milli Takım, saat 21.45'te Portekiz karşısında ilk sınavını verecek. İsviçre'nin Cenevre Stadı'nda oynanacak ve Almanya Futbol Federasyonu'ndan Herbert Fandel'in yöneteceği karşılaşma ATV ve Lig TV'den naklen yayınlanacak.
4 grupta ilk 2 sırayı alan takımların çeyrek finale yükseleceği Avrupa Şampiyonası, 29 Haziran'da Avusturya'nın Viyana kentinde oynanacak final maçıyla sona erecek.
Dünyaca ünlü bir çok futbol yıldızını bir araya getiren ve yaklaşık 3 milyar kişiye ulaşması beklenen turnuvaya daha önce 2 kez katılma hakkı kazanan Türk Milli takımı, 1996'da ilk tur gruplarında elenmiş, 2000 yılında ise çeyrek finalde Portekiz'e 2-0 mağlup olmuştu.
2002 Dünya Kupası'nda elde ettiği üçüncülüğün ardından 2004 Avrupa Şampiyonası ve 2006 Dünya Kupası'na katılamayan millilerde hedef; teknik direktör Fatih Terim'in turnuva öncesi belirttiği gibi Avrupa'ya kendimizi hatırlatmak...
Euro 2008 - SporX - LigTv - Spor3 - Euro 2008 Turkiye
Bunu yazan tosun: Tarantino 0 Yorum!
Etikekler: euro 2008, futbol, milli takım
500. Madde

Sulu Çay
Ben kücükken "Paşa Çayı" diye birşey vardı. Çaya biraz soğuk su atarlardı "Paşa Çayı" oluverirdi. Merak ediyorum; hala böyle birşey varmı acaba.
Pilli.com - Pek Yakinda
Selam canlarim. kisa bir sureligine yaziyorum tekrar. Meraktan ne yapacagimi sasirdim. Bugun Pilli'nin resmi bloguna girdim. PEK YAKINDA yeni biraz yazisi vardi. aslinda yazi demek istemedim resim vardi sadece. Resim aciklamasi ise ''Son hazirliklari tamamliyoruz''
Sizce pilli'nin yeni sitesi mi aciliyor, yoksa pilli'nin pili mi bitiyor? Eger yeni site aciyorsa tahminlarinizi yorum seklinde birakirmisiniz canlarim. Ben iki kere dusundum ve sonuclardan birinde takildim. Acaba ilan sitesi mi aciyor. Hani resimde PilliiIa gibi bisiler gozukuyor ya. Acele ya, meraktan oldum arkadaslar.
He-y-Men
Pembe bir winamp skini buldum, açtığım zaman masa üstünde ışıl ışıl parlıyor. Adını gayamp koydum.
Hazır gay demişken bence şu iskeletor kesinlikle gay'di, tek amacı he-man'le balayına çıkmakı. Hatta bana sorarsanız he-man'de gaydi ve tek amacı iskeletorun dikkatini çekmekti.
Ayrıca He-man'in Conan'ın metroseksüel versiyonu olduğunu biliyorsunuz değil mi? Bilmeyenler için mevzu şöyle; bir oyuncak firması Conan için oyuncak yapıyor. Ancak o sıralarda yayına giren conan filmini seyrediyorlar ve filmdeki kanı, wahşeti görüp oyuncağın çocuklara uygun olmadığını düşünüyorlar. Bunun üzerine karakterin saçını sarıya boyuyorlar, gay kıyafetler giydirip, gözlerine kalem çekiyorlar (haha) ve adını he-man koyuyorlar. Bizim gölgelerin metroseksüel adamı işte böyle doğuyor. Conan'ın bokunu yesin yani haha.
Bir ara she-la adında bir karakterde çıktı hatırlarsanız. O da sonradan ameliyet olup adını Memati olarak değiştirdi ve Kurtlar Vadisine katıldı haha.
İnanın bana bu garip yazının tek sebebi şu pembe gayamp ve masamdaki kahve. allahım neler diyorum ben.
O'ne lam!
canlarım, şu an yazı yazdığım laptop'ın ekranı öyle pis ki, mesela tam >burda< pazartesi günkü hapşuruğumun izleri halen duruyor.
çok sıcak çok, derler ya "gevur hamı gibi sıcak" aynen öyle. son baharı bekliyoruz dört gözlen.
neyse, işte böyle sıcak bir günde taksiyle uzun bir yolculuk yapmak durumun da kaldım. taksi nasıl hurda; yol boyunca her an dağılabilir diye elimi hep kapıda tuttum ki hemen atlayabileyim.
taksici de arabası gibi biraz garip bir adam. böyle duruşu, pelte konuşması filan.
ben de acayip sıkılıyorum. sıcak filan. yol da uzun. abiyi bir ateşleyeyim de muhabbet olsun dedim. hafiften; işte trafik kötüydü, bu yolların hali neydi, of manitalara bak filan derken bi yerden yakalayıp abinin motoru açtım.
böyle eski maceralar filan. eski arabasıyla ilgili hikayeler anlatıyor. işte; araba sanrufluymuş, televizyonluymuş, lastikler herzaman kokekola ile yıkanırmış. sonra manita maceraları, işte taksici abinin trafikte yaptığı efsanevi hareketler. 4 takla atıp tekerler üzerine düşüp yola devam etmeler filan. muhabbet acayip anlayacağınız.
şimdi abinin bütün maceralarında bahsettiği bu harika araba var ama yolculuk ettiğimiz araç tam hurda. ben tabi merak ettim sordum nerede bu araba diye.
işte canlarım, burası muhabbetin seyrinin değiştiği yer.
ben bu soruyu sordum ya; yolculuk boyunca suratının sağ yarısını görüp konuştuğum abi birden bana bir döndü, yemin ediyorum evden çıkmadan tuvalete girmemiş olsam orda gönül rahatlığıyla altıma resmen ederdim.
o an korkudan kendimi taksiden aşşağıya atmadığıma dua ediyorum.
abi meğersem o arabayla kötü bir kaza yapmış, yüzünün öteki yarısını da ciddi oranda deforme etmiş. bana birden dönünce bir anda yanımda freddy krueger belirdi sandım. ödüm bokuma karıştı.
aynen böyle işte canlarım, böyle acayip bir günü daha acısıyla tatlısıyla atlattık.
Rakkas (ممتي)
Filme gel: The Incredibly Strange Creatures Who Stopped Living and Became Mixed-Up Zombies
O'hara ne komik soyad lan. HaRuN O'hara, haha harbiden haha. hatta ahaha.
Sanat insanı Necati Şaşmaz'ın biyografisini okumadan geçmeyin; Türkiye'den kaçarken göt korkusuna sımsıkı sanata sarılan bir insanın ibret verici hikayesi. Film bile çekerler bu biyografiye.
- Ne? dizi mi? Tamam oynarım
- Bir şey yapmayacaksın zaten. Sadece mal gibi etrafa bakacaksın, fazla diyalogda yazmıyoruz sana.
Kariyeri çoktan bitmiş, filmlerde anca figuran rolleri kapabilen Sharon Stone'uda bize satıyorsunuz ya, az tilki değilsiniz lan.
Bu arada IMDB'de Raci Şaşmaz için "Best friend with Bahadir Özdener" , Bahadır Özdener içinde "Best friend with Raci Sasmaz" diyor. Kim bunlar olm haha. Sanki Bruce Willis'le arkadaşlar haha. Körlerle sağırlar birbirlerini ağırlar.
Ama Memati'nin yeri başka, kızım olursa adını Memati koyacam, nokta bitti.
[ ممتي = Memati, yani Ölüm demek! ]
SüperMen
Bu, okuduğum ilkokulun bilinen bir hikayesiymiş. Ben koskoca adam olunca olaya şahit olan arkadaşlarımdan öğrendim: Bir gün arkadaşlar bahçede otururken birisi "süperman geliyor açılıın" diye sırtına masa örtüsü bağlamış bir şekilde koşarak okulun merdivenlerinden aşağıya atlamış ve direk yere çakılmış. Ağız, burun dağılmış. Hemen hastaneye kaldırmışlar.
İlk duyduğumda baya güldüm, "kimmiş lan bu salak" diye sordum. Etrafımdakiler soruya biraz şaşırdılar. Çünkü "bu salak" benmişim ve hiç birşey hatırlamıyorum. Uzun süre inanmadım ama beni tanıyan herkes olayı onayladı. İşin ilginç yanı merdiven inmekten nefret ederim ve bir yerden atlarken süpermen fügürü yaparım.
Ölürüm hasretinle
Hayatta en korktuğum şey; insanların arkamdan üzülemeyecekleri kadar komik bir şekilde ölmek! Mesela; "aynı anda hem hapşırığı hem osuruğu geldi, hapşırırken götü düğümlendi, öldü" gibi bir hikayem olsun istemem. Ya da "alt balkondaki komşunun çayına tükürmek isterken balkondan düştü, öldü" gibi...Ne? Evet ya! Alt balkondakilerin çaylarına tükürebilen insanlar var, ne garip dünyada yaşıyoruz!? Neyse saat geç oldu, bu bahsi kapatalım...
3 kurusa 5 kofte
Ulam bu yaziyi ilk kim okurda yorum yaparsa ona benden bir adet sicak pide'nin
ustune surulmus taze findikli-kremali nutella verecem!
Her yazimda hep boyle mi diyeyim sayin adaslar, gardaslar? Goruyoruz ki gozlerimiz var cok sukur, ve yine gorebiliyoruz ki ben zamanimin cogunu harcadigim yazilarima erinip de yorum yazamayanlar var. onlar kim ben cok iyi biliyorum. kendileri de kendilerini iyi biliyor. N var yani bir tane yorum yazsan, obur dunyaya mi gidicen. Bundan sonra size yazi mazi yok! yazmiyorum biraktim blogu. siliyorum tum icerigide. okuyun okuyun sonra yorum yapmaya gelince ''- ayy benim gozum agridi, yok benim kicim dondu" gibi bahane uretmeyin! yok size artik yazi.
Enteresanlıklar Dünyası
Sahilde bir başımaydım Ekubio'nun beni yoldan çıkaran yazıları aklıma geliyor. ve Yanlızlığımın tek şahidi sahile vuran dalgalardı. Karanlık gecede ay, yıldızlarla muhteşem bir kompozisyon çiziyordu. Düşüncelerim gecenin karanlığına adeta meydan okuyordu. Gece soğuk ve kalleşti. İşte tam o anda geçecenin sessizliğini kahpe bir çığlık gibi dağıtan bir olay oldu. Hahaha çok yalan oldu, devam edemeyeceğim..Neyse işte ben böyle aval aval yürüyorum hava mis. Birden gökyüzünden bir ışık hüzmesi indi. Aynı filmlerdeki gibi, yeminnen. Heryer karanlıkken birden etrafım aydınlık oldu. Normal bir ışıkta değil böyle berrak bembeyaz bir ışık hüzmesi. Kafayı kaldırıp yukarı baktım gözlerim kamaştı. Acayip bir Ace beyazlığı içindeyim. Ulan, dedim, işte şimdi sıçtık ekubio'nun yazılarını okuyup, ona buna sarkılırsan olacağı buydu! Allah'ın huzuruna çıkacağız heralde. Bir yandanda yalan uydurmaya çalışıyorum, belki yırtarım diye. Böyle bir süre daha ışık hüzmesi üstüme düşmeye devam etti. Ben bu esnada göt korkusuyla karışık düşünceler aleminde geziyorum.Ne zaman götümde şimşek çakacak diye beklerken ışık hafifçe kayboldu. Kendi kendime; oğlum Harun cem, dedim, yine yırttın. Bir an bunu bir işaret kabul edip kendimi dine mi versem diye düşündüm. Sonra sktir et, dedim. Bir dahaki sefere birşey uydururuz nas'olsa hahaAslında neden aklıma uzaylılar gelmedide dini yaklaşımlarda bulundum anlayamadım. Göt korkusundan "Tövbe Modu"na geçtim galiba haha.Bu arada o ışık hüzmesinin ne olduğu hala meçhul..
Manitalara yaklaşımlar
Atladım dolmuşa Cehennem'e gidiyorum. Tam önümdeki koltuğa bir manita oturdu. Öyle böyle değil, resmen sanat eseri. Ulan, dedim kendi kendime, eğer telepati filan diye bir bok varsa işte onu kullanmanın tam zamanı. Hemen saykik pozisyonu aldım, kıza odaklandım "bana bak, bana bak" şeklinde komut balonları gönderiyorum. Bir geriye döndürmeyi başarsam ikinci mesaj hazır; "bana aşık ol, bana aşık ol".Yoğun bir beyin transferi gerçekleştiriyorum ama kızda henüz bir hareket yok. Artık kızın nasıl bir firewall'u varsa.
Bir ara kızın önünde oturan şöför geri dönüp bana baktı. Ya kızı ıskalayan sinyaller herife gitti yada aynadan benim tipi görüp "ne yapıyor bu eşşolaşek" dedi. Neyse böyle bir 15-20 dakika filan olmuştu, şöförden de kıllanıp tam vazgeçiyordumki kız elini uzatıp kafasının arkasını kaşımaya başladı. "uleaan oluyor galibaauuuaa" derken biranda dolmuş çukura girdi ve bütün araba sarsıldı. Benim konsantre gözler bir kaydı, toparlayana aşkolsun. 10 dakikada ikisini bir hizaya sokamadım. Eğer kız o sırada dönüp bana baksaydı o tipi ölene kadar unutamazdı heralde haha. Ben kendimi toparlayıncaya kadar da kız iniverdi.
Tam muaffak olamamıştım ama kızın kafasını kaşındırmayı başarmıştım.(aksini iddia edeni tokatlarım) Bir sonraki manita kesin benimdi. Ama şansıma kızın yerine hanzo'nun biri oturdu. Onada uzun süre "in aşağıya eşşolaşek" diye mesajlar gönderdim ama işe yaramadı. Muhtemelen kafası biraz fazla kalındı, sinyaller beyne ulaşamadı.Uzun lafın kısası dolmuşlarda dikkatli olun. Birden "cebimdeki bütün parayı şu çocuğa vermeliyim" şeklinde garip düşüncelere kapılabilirsiniz.
Dilli Düdük
Çocuklar, üzülerek söylüyorum; ölümden sonra bir hayat filan yok. Küt diye öleceksiniz, "aa ben öldüm galiba" bile diyemiyeceksiniz. Kısacası yok olup gideceksiniz. Ona göre yaşayın.
Rüyalar
canlarım, çok acayip bir rüya gördüm. rüyamda bütün ilkokul arkadaşlarım gay olmuştu. zamanında beraber misket oynadığımız aslan gibi çocuklar garip hal ve tavırlar içerisindeydiler. ne diyeceğimi yeminnen bilemedim. rüyada bitmek bilmedi.
bunun kadar garip olmasın; geçen gün de atatürk'ün gençliğe hitabesini söyleyerek uyandım. böyle gözümü açtığımda "ey türk gençliği" diye yüksek sesle gençliğe sesleniyordum. çok acayipti çok.
ah birde fransızca bir rüya gördüm. fransızca biliyorum diye nasıl sevindim anlatamam. neticede bir lisan bir insan, bir insan bir lisan. o sevinçle dörtköşe bir şekilde uyandım ama uyandıktan sonra bir daha fransızca konuşamadım.
hala emin değilimin fransızca bilip bilmediğime. belki bilinç altımda fransızca biliyorumdur, olamaz mı?
buda aramızda kalsın; bazen yataktan brekdans yaparak çıkmak istiyorum ama hiç brekdans bilmiyorum.
Bunu yazan tosun: Tarantino 1 Yorum!
Ben bilmem, gocam bilir
karete öğreneyim, siyah kuşak alayım, böyle gizli bir kıyafet yapıp geceleri sokak aralarına dalayım, önüme çıkanı tekme tokat döveyim istiyorum. öyle masum suçlu farketmez. allah ne verdiyse artık.ama çok dayak yermişim gibime geliyor. o yüzden pek cesaret edemiyorum.

Oluyormuş, başardık, yaptık! Tebrikler Milli Takım, yolun açık olsun!
Fatig Ürrek soyunmus lam 
