Futbolda işler yolunda

Hayatımıza biraz heyecan, biraz eğlence katmak için başlamışız topu ayaktan ayağa sürüklemeye. Futbolcular topa, top da on bir ayağı öpmeye mahkûm gidiyor bu koşturmaca. Çok şükür ki bu işi de ülkemizde kusursuz yürütüyoruz, ya böyle olmasaydı… Mesela, bayanların futbolu ele aldığını varsayalım. Futbolcular bayan olunca tabiatı gereği formalara çiçekler işlenir, boncuklar takılır bütçe daha da zorlanırdı. Devre araları artar, bayanların aralarda makyaj tazelemesi, saçlarını düzeltmeleri beklenir, sinirler iyice gerilirdi. Maç esnasında kırılan ve fırlayan topukların hesabını tutmak zor olurdu. Amigolardaki yumuşak sesler futbolcuların uykusunu getirir, tiz seslerse topu bile ürkütürdü. Reklâm tabelalarının üzerine örttükleri dantellerden yazılar okunmayabilir, sponsorlar bu durumdan hoşlanmayabilir ve bayanlar sıkıldıklarında çimleri boyamaya kalkabilirlerdi. Neyse ki bunlar sadece düşünceden ibaret. Ve hâlâ bu işi erkekler yapıyor.

Maç sadece futbolcularla topun arasındaki bir mesele de değil. Taraftarlar da top kadar hızlı bu âlemde. Galip olan hangi takım olursa olsun hep birlikte atlıyorlar sahaya, bin bir güçlükle önlerindeki dikenli telleri atlayarak. Sevinçlerini havaya bozuk paralarla sadaka yağdırarak kutluyorlar. Allah kabul etsin(!) Ne güzel! Çimleri de yoluyorlar ki daha da güzelleri yetişsin. İşinden çıkıp maça gelen dönerciler de var. Onlar da yanlarından hiç ayırmadıkları döner bıçaklarıyla kötü söz söyleyenlerin sesini kesmek gibi önemli bir vazife görüyorlar. Hakem ve futbolcular ise hemen üstlerini değiştirip eğlenceye katılmak için koşarak sahadan ayrılıyorlar. Yoksa hangi hadsiz(!) söyleyebilir onların taraftarlardan kaçtığını. Hele bir de zafer kazanılmışsa, pek tabi sokaklara da taşıyor coşku. Adamlar eğlenmesini de biliyor vesselam. Kimisi kaldırımların bozuk taşlarını çıkartarak yapım çalışmalarına yardımcı oluyor, kimisi arabaların camlarının sağlamlığını kontrol ediyor, ellerindeki demir çubukları indirerek. Havai fişek yerine birkaç oto lastiği patlamış çok mu? Lafı bile olmaz. Artık silahları bırakmayı düşünenlerden kimisi de mermileri havaya fırlatıyorlar. Ve o mermiler bir daha kimseye zarar veremiyor, sonuncusunu saymazsak…

Maçtan sonra yorum programları başlıyor. Hangi kanalı açsanız karşınıza çıkıyorlar. Öyle oldubittiye getirilecek bir iş değil tabi. Üzerine çok konuşulması, tartışılması, her maçtan yeni bir ders alınması gerekiyor. Çok düşünceli olan spor camiası çok da vefalı. Eskileri de asla bırakmıyor ve bizi onların engin yorumlarından mahrum etmiyorlar. İzledikçe izleyesimiz geliyor diye düşünüyor olmalılar ki futbolcuların ve topun en estetik görüntülerini defalarca seyretme imkânı sunuyorlar. İşte sporcu bir millet olmak böyle zor bir iş. Ama merak etmeyin, her şey yolunda. Bir de bahsettiklerimizin tersi olduğunu düşünsenize. Maazallah!

resim: güneşintamiçinde

İŞTE BUDUR

Akşamdan kalma adam, büyük bir başağrısı ile sabah uyanmış.
Zorlukla gözlerini açıp, yerinden doğrularak, şöyle bir etrafına bakınmış.
Komodinin üstünde bir bardak su ve iki aspirin duruyor.
Yatağın ayakucundaki sandalyede elbiseleri temiz ve ütülenmiş..
Aspirinleri içerken,komodindeki not dikkatini çekmiş;
''Sevgilim, günaydın. Kahvaltın mutfakta. Ben alışverişe çıkıyorum, erken dönerim. Seni seviyorum".
Kalkıp, giyinmiş ve kahvaltı için mutfağa gitmiş.
Bakmış oğlu oturmuş, kahvaltı ediyor. Masada da kendi servisi ve gazeteleri duruyor. Oturmuş, kahvaltısına başlamış ve oğluna sormuş;
Evlat, dün gece ne oldu, biliyor musun? Evet, dün gece saat 3'ü geçiyordu, sarhoş olarak eve geldiğinde. Önce koridordaki sandalyeyi devirdin, ardından kustun, daha sonra da odanın kapısına kafanı çarptın, bir gözün morardı.
Adam, şaşırmış vaziyette: Anlayamadım. O zaman niye herşey temiz, kahvaltı hazır ve gazetem alınmış?
Onu mu soruyorsun. Annem seni sürükleyerek yatak odasına götürüp,pantalonunu çıkarmaya çalıştığında,
Bayan, beni yalnız bırakın, ben evli bir adamım" dedin.İşte budur abi olay bunu duyan kadın yelkenleri suya indirir. :)

BHY

Demeyi unuttum, Degistik!

Dun basladigim tema yenileme operasyonundan sonra temayi nihayet eskisi gibi renkli haline getirebildim. Temayi degistirmeden once 4-5 tema denedim; guncelledim en sonunda digg temasinin ustunde biraz oynadiktan sonra bu temayi kullanmaya karar verdim... Aslinda hersey cok guzel oldu. Sadece ufak isler kaldi. Onlarida bir ara hallederim diye dusunuyorum (Benzer yazilar, rekli yorumlar, vs) Simdi cok uykum var, gorusmek uzere...

GÜNCELLEME:

Tema beni bir anda sıktı ve yeniden eskilerde kullandığım temayı kullanmaya karar verdim. Tema kullanımı kolay, sade ve renkli olduğu için her düzene girebilir. Ayrıca öncekilerde olduğu gibi yine resimli link değişimini başlattım. İlgiliyim diyorsanız buradan yakınız.

Google Translate'de yeni diller


Google'ın diğer servisleri gibi Google Translate'de GTalk üzerinden tercüme yapmaya yarayan bir servis. Şimdilik Google Translate 26 dil çifi arasında tercümeye olanak veriyor. Dil çiftleri İngilizce'den Almanca'ya, Fransızca'ya ve İspanyolca gibi başlıca dilleri içeriyor.

Google Translate yaptığı yeni güncellemeyle artık içinde eski dilleri de içinde barındıracak. Her ne kadar bu güzel bir haber olsa da bize hiçbir faydası yok. Çünkü Google inatla dil çiftlerine Türkçe'yi eklemiyor, neden oğlum Google neden ?

Kullanıcıların tek tıkla sözcükleri ve metinleri çevirebildiği Google Translate'de en yakın zamanda Türkçe'yi de görmeyi diliyorum.

Şampiyonsun GALATASARAY


GalataSaray, Turkcell Süper Lig 2007-2008 sezonunun şampiyonu. Zor günlerin ardından bu günleri görmek hakkımızdı :) Sevinçden hiç birşey yazamıyorum. Haydi aslanlar kutlamaya...

Benim Annem Güzel Annem


ANNELER GÜNÜN KUTLU OLSUN ANNEM!

ÖP VE GÖR



Malum yarın anneler günü, giyelim en güzel elbiselerimizi öpelim annelerimizi. Rahmetli Barış Manço'nun en sevdiğim bayram şarkısıdır yazarken bile gözlerim doluyor. Yarın bayram değil ama bana göre bayram, oğlum yanımda annem bir telefon uzağımda nefes aldığını sağlıklı olduğunu bilmek benim için en büyük mutluluk. Belki hayat kavgası içinde çok fazla sevgimizi söyleyemiyoruz ama işte bize mükemmel bir fırsat yakında olanlar ziyarete benim gibi uzakta olanlar ise bir telefon açıp ona en güzel sevgi sözcüklerini özlemlerini dile getirsinler. Her geçen gün biraz daha duygusal oluyorum galiba ben yaşlanıyorum. Çaktırmıyorum ama git gide anneme benziyorum. Gençliğimde annemin nelerini eleştiriyorsam aynısını ben yapıyorum. Hava soğuk üstünü kalın giy gece geç saatlere kadar televizyon izleme kahvaltını yap bunlar annemden duyduğum sinir bozucu cümlelerdi. Ama son zamanlarda bende oğluma aynı şeyleri söylüyorum söylediklerimin farkındayım ama kendimi frenleyemiyorum. Annelik bu, sizi düşünen biri, arkanızı toplayan siz naparsanız yapın karşılıksız sizi seven eli öpülesi analar. Valla bunu anne olduğum için söylemiyorum. Bunu anne olduktan sonra annemi daha iyi anladığım için söylüyorum. Sevgimizi göstermek için geç kalmayalım bu güzel günleri atlamayalım pahalı hediyelere abartılı şeylere gerek yok candan verilen güzel bir öpücük bir anne için en güzel pırlantadan daha değerlidir. İstersen yarın sabah öp ve gör.

BHY

Seksendört - K.G.B (2008)



İngilizlerin Arctic Monkeys'i, Lily Allen'ı varsa, internetten yıldızı parlayan, bizim de Seksendört'ümüz var desem herhalde kimsenin itirazı olmaz dimi hıı? Hatırlayan var mı bilmem ama Seksendört bir günde Ölürüm Hasretinle isimli şarkıyla hayatımıza girdi. Öncesinde de ortada bir grup vardı ama kimsenin haberi yoktu. K.G.B. isimli yeni albüm, Sovyetler'in gizli servisi KGB'yi akla getiriyor, ne alaka anlamadık. Yine de CIA olmadığı için, için için sevindik. Sonra 'Kimseler görmesin bilmesin' ismindeki şarkının adından hafiften çakozladık tabii köfteyi. Seksendört böyle kelime oyunlarını seviyor. Sex & Dirt, KGB falan... Seksendört bu albümde büyümüş ve ilkine göre çok daha ayakları yere basan, ne yapmak istediğini bilen bir albüm ortaya koymuş. Yine de mesela müziğini çok beğendiğimiz Ses Tiryakisi'nde bu toprakları kim kime parayla satmış, hangi gâvur satın almış pek anlayamadık. Türkiye'nin sorunu topraklarının gavura satılması mı, yoksa bu toprakların sahibiyiz diye bağıranların yaptıkları ettikleri mi emin olamadık. Gençler, ya büyük laflar etmeden daha fazla okuyalım, ya da derdimizi daha iyi anlatalım.

Ben Hayko Cepkin'im


Sadece sevmekle kalmıyor bu insanı. Onu alıp, taksimde iki-üç saat da olsa yan yana gezeceksin ve 24 saat beraber olacaksın. Biliyorum oda çok ister. Kim bu insan peki ? Tabiki HAYKO CEPKİN.


Düşünce yapısı olarak marilyn manson'la pek bir örtüştüğünü, manson'un kendisinin ilahi olduğunu belirtmiş bir adam Hayko. Her müziğini dinlediğim de sanki Müslüm Gürses'in rock albüm yaptığı kanaatindeyim. Aslında kendisi de bunu dile getirmiş: '' Arabesk tarzı rock müzik benimkisi... ''

Sanırım şu günlerde git gide Hayko gibi hissediyorum kendimi. 24 saat dinlersem müziğini. Saçlarımı onun ki gibi yapmayı düşünmedim değil, gözlerimi de bir maket gözle yapınca ohh mis gibi tıpatip benzerim zaten. Sonra mı, sonrası bir hayranın neler yapabileceği...

Hayko şuan bu yazıyı okuyorsan, biliyorum bana mesaj atıyorsun şuan. Tanışalım be cicim. Yanında 1 saat oturup abal abal bakayım o bile yeter be. Hadi haykom gel gör beni, aşk neyledi :)

Kapat Beni YouTube


Defalarca yazdık. Uzun uzun anlattık. Ama bir türlü sesimizi duyuramadık. Bu kez okunması kolay olsun diye maddeler halinde listeleyeceğim.

  • Kapatma kararına neden olan videodan bu karar çaıkana kadar kimsenin haberi yoktu. Zaten kapatma kararıyla birlikte söz konusu videoyu gönderen kişi amacına ulaşarak, herkesi haberdar ediyor.
  • YouTube yetkilileri her seferinde Türk yetkililerle ortak çalışmaya hazır olduklarını söylüyorlar. Bu "biz yasalarınıza aykırı bir içeriği sistemden kısa sürede kaldırabiliriz. Ayrıca videoyu gönderen kişiyle ilgili bilgileri de sizlerle paylaşmaya hazırız." anlamına geliyor. Ama biz videoyu siteden kaldırtıp, gönderen kişinin peşine düşmek yerine siteye erişimi engellemeyi tercih ediyoruz.
  • Dünyanın favorisi olan YouTube'la ilgili yasaklamalar tüm dünyada haber niteliği taşıyor. Dolayısıyla her kapatma kararında bir kere daha rezil oluyoruz.
  • Bilişim sektörü çağımızın en büyük ekonomilerinden birisi. İnternet bu sektörün en büyük ekonomik parçası. Ülkemizdeki internet kullanıcı sayısı ve genç nüfus dünya internet devlerinin iştahını kabartıyor. Dolayısıyla dev şirketler ülkemize yatırım yapmak istiyorlar. Ancak bu tür haberler bu şirketlerin gözünü korkutuyor ve vazgeçmelerine neden olabiliyor. Bizler de hem istihdam, hem ekonomik açıdan zarara uğruyoruz.
  • YouTube'da Türk bayrağının aslanlar gibi dalgalandığı binlerce video var. Bunun yanında eğlence, eğitim, bilim vb. konuda yüzbinlerce video bulunuyor. Tüm siteye erişim engellendiğinde bu videolara da engelleme geliyor. Kanuna zerre kadar aykırı olmayan videolara erişimin engellenmesi de suç değil mi?
  • Ülkemizde bir site yasaklatmak bu kadar kolay mı?
Açıkçası bu tür kararlarla ancak kendimize zarar verip duruyoruz. Zaten eninde sonunda YouTube bizden sıkılıp "eeh yetti artık" diyerek Türkiye IP adreslerine yasaklama getirirse buna şaşırmamak gerek.

Ben bu kez YouTube'un bizi yasaklamasından yanayım. Böyle bir durumda herkesin bir "oh" diyeceği kesin. Ancak kendi menfaatleri ve taşıdıkları mantık çerçevesinde bunu yapmayacaklardır. Anlayış farkı...