
-İnsanı deli eden, saç yolduran, camdan atlattıran birkaç cümle içermektedir. Verdiğim rahatsızlıktan dolayı özür dilerim.-
Bir oturuşta altı adet hamburger yiyebilirim. Yanında büyük boy patates cipsi ve büyük boy kola... O dana etiyle beraber ketçap ve mayonez, marul ve domates harika oluyor. Hele ki hardal da koydular mı… Seviyorum karşı olduğum halde, dayanamıyorum. Bunun komik tarafı ise, bunu evde tek başıma hazırlayabilirim ve daha sağlıklı olur. Peki, ne katıyorlar içine de böyle lezzetli oluyorlar. Bunu ele alırsak, ben bir oturuşta bir paket mantı da yiyebiliyorum ama aynı tadı alamıyorum. İşin mantığı ne? Emperyalizmi içimizde yaşamak mı? Can boğazdan gelir haliyle.
Burada bi’ nokta koymak isterim.
De Facto’nun yaptığı reklam çok hoşuma
gitmişti. “
Jeans Amerikan Şalvarıdır.” harika bir
slogan olmuş. Haklılar, Amerikanya’daki çiftçi ve işçi kesiminin yöresel kıyafetleri değil miydi zamanında jeans? Adamlar bunu marka haline getirebilmiş, maşallah. Hatta bunun üzerine çeşitlerini, yeni modellerini çıkarmışlar. Hatta ve hatta, ‘yerli jeans’ Mai bile var. Yerli mi? Bi’ saniye, hani “Amerikan şalvarıydı” bu. Bende de var bir iki tane. Evde oturmak için pek müsait değil açıkçası bu kotlar. Biz beyler biliriz, oturup kalkarken birazcık rahatsız ediyor, bacak bacak üstüne rahat atılmıyor.
Bu ilginç tasarım harikalarının satış mantığı nedir ki? Bunu çok basit düşünerek çözmeye çalıştım ve şu sonucu buldum. “
Yeni nesil gençlik” dediğimiz ‘ciks’ kişilikler, farklı takılmayı pek bi’ seviyorlar. Örnek olarak yırtık pırtık kotları söyleyebilirim. Yani kotu yırtık olan birine acımaz mıydık? “
Vah yavrum… Yazık ya, fakir fukara bunlar bir yardımda bulunsak.” Kesinlikle neden bu! Firmalarda eminim şöyle demiştir; “
Kardeşim bu millet farklılık bekliyor, artisliğini yapacak bir şeyler istiyor. Verelim bizde ne istiyorlarsa.” diyip sıfır kol boğazlı kazak çıkarıyorlar piyasaya. Yorum yok…
Farklı olmaya çalışan insana bir şey demem aslında. Okulumuza konferansa gelen bir iş adamı; “
Hayatta aykırı olan kazanır.” diye bi’ söz söylemişti bize. Kesinlikle haklı. Haklı tamam da, bunu başka yerinden anlayanlarda var. Kim mi? Tabi ki 21. yüzyılın medeni
‘kro’ları EMO’
lar.
Pekala nedir bu EMO? Yanlış, bilemediniz, “
Elektrik Mühendisleri Odası” değil. İlk başta ‘
e’, ‘
m’ ve ‘
o’ harflerini kullanarak bir şeyler üretmeye çalıştım ama kendileri kadar saçma bir şey bulmadım. O yüzden şöyle demek istiyorum; kişilik arayışı içinde kaybolmuş, bir takım embesil topluluğu. Biraz araştırma yapmıştım ama hiç birini buraya yazmayacağım, bi’ ton müzik grubuyla karşılaştım ve hiç birisi hakkında hiç bir şey bilmiyorum.

Dediğim gibi kişilik bozukluğu olan insanlar bunlar. ‘Rock’çı kesimin arasındaki farklılaşmış gruplardan bir şeyler toplamışlar. ‘
Heavy Metal’ kesimden siyah rengi ve piercing’i almışlardır, ‘Punk’ kesimin kullandığı farklı saç renklerini ve
GORA’daki Arif’in saç modelinin uzatılmış halini benimsemişlerdir. Kısaca şöyle özetleyebilirim; pokemon özentileri. Hepsi birer ‘anime’den çıkmış gibi. Suratlarına yerleştirdikler aptal ifadeyle ‘masum kız’ numarası yaparken, cesur giyimleriyle dikkat çekiyorlar. Google’la; “
gugıl be! bize birkaç tane emo göstersene eğer işin yoksa” yazarsanız size kesinlikle, “
0.05 saniyede 72.700.000 sonuç bulunmuştur.” diyerek havasını atar ve dişi emoların ne kadar cesur giyindiğini görürsünüz. Aklımızdan çıkarmayalım deli cesareti var olan bir olgu. Ha! Erkekleri deseniz, onlar siyah renkli ‘
pikaçu’ işte.
Ve geldim en sevdiğim bölüme. Karşınızda “
Emo Dili”. Kendileri farklı bir dil geliştirmişler. Bazen gizli bilgilerimi bu dillerle dost ajanlara yollamayı düşündüm ama sonra kendim bile yazdığım şeyi anlayamayacağım için vazgeçtim. Feyzbuk’ta takılır iken gördüğüm birkaç örneği paylaşmak isterim:
“bu abiN fUtBollccHumuydu neydi QaYsERİ ıh ıh yhaNi...pHeniMlle efLennİr mİsİN??? YHaa lÜtfeN amAaaAaa.......”
“haDiiiiiiiii LennN MErwİiiiİİ Qıss SAbAhtaN aKSAmaAa qADArr CAlıOOooo HiÇmiiİ dUymUYoN beAaa......”
“ebet bencede asqImMmmm ıImmMmmHhhhh cıqmısHın beNn saNa qoY dİE bosHunnnamI deDİmMMMM..........”
Word Programı bile bu satırları(?) yazmakta zorlandı. Kesinlikle ekleme ve çıkarma yoktur. Aynen buraya koymuşumdur cümleleri(?). Çok anlayışlı davranmaya çalışıyorum ama nafile. Hadi imla noktalama kurallarına uyulmuyor,
Feyzbuk’ta yazıyorsun gerek yok. Kabul! Hadi böyle başka gözüksün diye büyük harf-küçük harf karmakarışık kullandın. Kabul! İyide efendim, ‘v’ yerine ‘f’ler, ‘k’ yerine ‘q’lar ne oluyor. Allah’ını seversen hadi Türkiye’de yaşamıyorsun, hangi ülkede böyle bir imla var arkadaşım. Bu insanımsı varlıklara bakıp bakıp ibret alıyorum. “Allah’ım, kabul, çok boy vermedin bana ama hiç olmazsa akıl verdin.” diye dualar ediyorum.
Asıl anlatmak istediğim şeyleri anlattım ve rahatladım. Şimdi en başa dönmek istiyorum (Tarantino misali).
Mc Domalts… Sanırım her şeyi ismi anlatıyor zaten. Yarın ilk işim bi’ ‘whooper menü’ almak olacak!
Not: Sevgili word programım… Kendi isminin bile altına kırmızı çizgi koyacak kadar salak olduğunu açıkçası düşünememiştim. Senden özür diliyorum. Az önce yazdığım yabancı kelimeler yüzünden ortalık kan revan oldu. Sevgilerle H.D.